menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hüseyin Nihal Atsız

13 6
27.02.2026

İstanbul'da doğdu. Babası Bahriye Binbaşısı Mehmed Nail Bey, annesi Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. İlk ve orta öğrenimini Kadıköy'deki Fransız ve Alman okullarında (1911), babasının Kızıldeniz'deki görevi sebebiyle birkaç ay o bölgedeki bir Fransız okulunda (1911), Kasımpaşa'daki Cezayirli Gazi Hasan Paşa İlkmektebi'nde, Haydarpaşa'daki Osmanlı İttihat İlkmektebi'nde, Kadıköy Sultânîsi ve İstanbul Sultânîsi'nde okuyup tamamladı (1922). Aynı yıl Askerî Tıbbiye'ye girdi. Orada milliyetçi duygularla verdiği tepkiler yüzünden 1925'te okuldan uzaklaştırıldı. 1926'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne ve Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydoldu. Her ikisinden 1930'da mezun oldu. Edirneli Nazmî'nin divanı üzerine hazırladığı Divan-ı Türkî-i Basît: Gramer ve Lugati başlıklı bitirme tezi ve diğer çalışmalarıyla Edebiyat Fakültesi Dekanı Mehmet Fuat Köprülü'nün dikkatini çekti. 1931'de bitirdiği fakülteye asistan olarak atandı. 1931-1932 yıllarında on yedi sayı çıkardığı Atsız Mecmua'daki bir yazısından dolayı görevine son verildi. Orhun (1933, dokuz sayı) ve Ötüken (1964-1973) mecmualarını çıkardı. Yazıları sebebiyle hakkında çeşitli davalar açıldı ve tutuklandı.

Öğretmenlik hayatına 1925 yılında Kabataş Lisesi'nde kısa süreli olarak öğretmen muavinliği ile başlayan Atsız, 1933'te Malatya Ortaokulu Türkçe öğretmenliği, Edirne Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği (1933) yaptı. Ertesi yıl Kasımpaşa Deniz Gedikli Hazırlama Okulu'na nakledildi. 1944'e kadar mesleğini özel liselerde sürdürdü. Süleymaniye Kütüphanesi'nde uzman olarak çalıştıktan (1949) sonra Haydarpaşa Lisesi edebiyat öğretmenliğine atandı (1950). 1952'de tekrar döndüğü ve oradaki mesaisi sayesinde bibliyografik çalışmalar hazırladığı Süleymaniye Kütüphanesi'nde emekli olduğu 1969 yılına kadar hizmet verdi. 1970 yılında vefat etti. Karacaahmet Mezarlığı'nda medfundur.

Milliyetçi duygularla kaleme aldığı romanlarının yanında birçok akademik çalışmaya da imza atmıştır. Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar (1935), XV. Asır Tarihçisi Şükrullah, Dokuz Boy Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi (1939), Müneccimbaşı Şeyh Ahmed Dede Efendi, Hayatı ve Eserleri (1940), Türk Edebiyatı Tarihi (1940), Âşıkpaşaoğlu Ahmet Âşıkî, Tevârîh-i Âl-i Osmân (1949), Türk Ülküsü (1956), Tevârîh-i Cedîd-i Mir'ât-ı Cihân (1961), Osmanlı Tarihine Ait Takvimler (1961), Türk Tarihinde Meseleler (1966), İstanbul Kütüphanelerine Göre Birgili Mehmed Efendi Bibliyografyası (1966), İstanbul Kütüphanelerine Göre Ebussuud Bibliyografyası (1967), Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seçmeler I-II (1971-1972), Oruç Beğ Tarihi (1973) bu gruptaki eserleridir. Türk Ansiklopedisi'nde çoğu Türk büyüklerini konu alan kırk madde yazmıştır. Çanakkale'ye Yürüyüş (1933) adlı eserinde, o bölgeyi ziyaretin yasak olduğu dönemde Gelibolu yarımadasına yaptığı ziyareti ve hislerini nakletmektedir.

Atsız'ın tarihçiliği, edebiyatçılığı, romancılığı, şairliği, hikâyeciliği Türklük kaygısı gütmektedir. Eserlerinde Türkler'in ve Türklüğün korunmasına vurgu yapar. Bütün Türkler'in bir çatı altında toplanması bir hedeftir. Onun anlayışında bağımsızlık, birlik, ordu ve askerlik bu hedefe giden yolda önemlidir. Şiirlerinde toprak, mâzi, kahramanlık konularını işler. Türk tarihini bir bütün olarak ele almasıyla temayüz etmiştir. İlmî usullerle Türkler'in müslüman olmadan önceki tarihlerini yazdığı ve bilhassa Göktürkler'e özel önem verdiği halde Türk tarihindeki devamlılığa vurgu yapmış, Selçuklu ve Osmanlı tarihlerini de incelemiştir. Bilhassa Osmanlı tarih kaynaklarının neşri ve Türk Tarihi Üzerine Toplamalar bu minvalde dikkati çekmektedir. Eserlerinde Türkler'in yüksek medenî ve kültürel vasıflarını göstermeyi gaye edinmiştir. Göktürk kitabelerine farklı okuyuşlarla kendine mahsus izahlar da getirdiği Türk Edebiyatı Tarihi hakkında, "en eski çağlardan başlayarak Büyük Selçuklular'ın sonuna kadar olan zamanı ele alan en mufassal Türk edebiyatı tarihi" olduğunu söylemektedir.

Romanlarına hayal gücü ve mizacı kadar tarihçiliği de yansır. Bozkurtların Ölümü (1946) ve Bozkurtlar Diriliyor (1949) romanları geniş kitlelere tarih ve ülkü şuuru kazandırmıştır. Ruh Adam (1972) ise insanın iç dünyasına yönelik tahlilleriyle dikkat çeker. Edebî yazılarındaki mitolojik ve folklorik unsurlar Türk kültürünün geçmişten bugüne devamlılık içinde anlaşılmasına yöneliktir. Roman, hikâye ve şiirleri pek çok şair ve yazara ilham kaynağı olmuş, kahramanlık temalı şiirleri gençleri etkilemiştir.

Atsız eserlerinde döneminin eğitim anlayışı ve uygulamalarına eleştiriler yöneltmekte ve teklifler sunmaktadır. Ona göre diğer milletlerle mücadelede sadece manevi güce ve ahlaka güvenilebileceğinden ahlakı yüksek bir gençlik yetiştirilmesi kaçınılmazdır. Türk gençliğinin "yeniden harikalar yaratabilecek kabiliyetlerle" donatılması gerekmektedir. Türk gençliği yeniden bir Sakarya ve Çanakkale yaratabilir. Fakat içinde bulunulan çağ çok daha fazlasını istediğinden artık manevi güce maddi güç de katarak ilerlemek şarttır.

Ona göre kahramanlık eğitimi beşikte başlar, mezara kadar sürer. Çocuklara evde anlatılan kahramanlık hikâyeleri bu terbiyeyi bir nebze verse de özellikle orta ve lise çağındakiler için yeterli değildir. Kahramanlar, ancak kahramanlığa inanmış öğretmenlerin telkinleriyle yetişir. Öğretmenlere çok büyük görevler düşmektedir. Çünkü gençlik onların elindeki hamur mesabesindedir. Ona şeklini verecek olan da bu milletin öğretmenleridir.

Türk kızları yarının Türk anaları olacakları tasavvuruyla yetiştirilmelidir. Dünya milletleri arasında Türkler, kadına gerçek değerini veren ve istisnalar olmakla birlikte hâlâ aynı değeri vermekte olan başlıca milletlerden biridir. Başka milletler kadını kötü bir mahluk olarak kabul ederken Türk kadınları saygı görüyordu. Halihazırda memlekette kadına karşı yanlış bir yaklaşım söz konusudur.

Türk kızları çok eski zamanlardaki hemcinsleri gibi fazilet timsali olarak yetiştirilmeli; vakur, soğuk kanlı, sade, güçlü ve vazifeşinas olmalıdır. Sadece süs peşinde koşan bir genç kız, analık ve yurt hislerinden uzaklaşır, kendini beğenilmeye adar. Bu vatanın böylelerine değil, "Şerefli oğullar, faziletli kızlar yetiştirmek en büyük borcumdur" diyen kızlara ihtiyacı vardır. Bu seciye onlara şu an için ancak okullarda kazandırılabilir. Lakin bunun için de karşılarına örnek alabilecekleri öğretmen hanımlar çıkartılmalıdır.

Atsız'a göre Türk gençliğini kahraman olarak yetiştirmek için maarifte bazı değişiklikler yapılmalıdır. İlkokullar dahil bütün eğitim kurumlarından karma eğitim sistemi kaldırılmalıdır. Küçük yaşlardaki erkek öğrenciler, kızların içinde çok fazla kalmaktan dolayı erkeklik ruhlarını kaybetme ihtimali taşımaktadırlar. İlkokul programları geliştirilmeli, her yıl Türk tarihi ve Türkçe dil bilgisi dersleri artarak işlenmelidir. Öğrencilere gösterilen sınırsız özgürlük yerine bir disiplinin varlığı ufak yaşlardan itibaren belletilmelidir. Uygun olmayan aile ortamında yetişen çocuklar davranışları karşılığında ödül ve ceza görmelidir. Böylece Türk çocuğunun millî benliği korunmuş olur. Ahlaklı ve iyi nitelikli çocukların ahlakî gelişimini bozabilecek akranları okuldan uzaklaştırılmalıdır. Bir öğrenciyi kazanmak adına kırk öğrenciye kötü örnek olunmamalıdır. Verilen bütün ders, ödev ve etkinlikler Türk çocuğuna kahramanlık ve fedakârlık aşılayacak vasıfta olmalıdır. Ortaokullara askerlik dersi konulmalı ve uygulamalı olarak verilmelidir. Öğrenci mutlaka okul üniforması giymeli, askerî kural ve cezalara tâbi olmalıdır. Kurallara aykırı davrananlar okuldan çıkartılmalıdır.

Bütün okul kitapları vazifeşinas öğretmenlere yazdırılmalı, askerî ve millî bir ruh taşımalıdırlar. Liselerin fen sınıflarında ders uygulamaları arttırılmalı, öğrencinin vatan için yaratıcılık yeteneği henüz bu sıralardayken gün yüzüne çıkartılmalıdır. Bütün öğretmenler sade ve hususi giyim tarzlarıyla öğrencilere örnek olmalıdır. Türk kültürüne ve kimliğine aykırı tarzda davranan öğretmenlere izin verilmemelidir.

Türk tarihi, Türk coğrafyası, Türk dili gibi dersler her sınıfta kademeli olarak genişletilerek verilmelidir. Millî sporlar ortaokulda ders olarak okutulmalı, bu çerçevede güreş, kılıç, cirit gibi eski sporlarımız ön planda olmalıdır. Yüzme gibi savaşta kullanılabilecek sporlar ders olarak verilmeli; spor ve askerlik konulu dersler müfredatta en önemli dersler haline getirilmelidir. Hiçbir yararı olmayan, emek ve zaman israfından başka işe yaramayan yabancı dil dersleri kaldırılmalı, yerine askerlik ve spor dersleri konulmalıdır. Liseden başlayarak edebiyat, fen benzeri derslerde başarılı olan öğrencilerin önü açılmalıdır. Vatandaşlık ve dil bilgisi dersleri lisenin her aşamasında okutulmalıdır. Öğrenciye dilinin incelikleri öğretilmelidir. Özellikle ortaokul ve lise yıllarında öğrencinin gösterdiği herhangi bir ahlakî zaaf veya kural ihlalinin karşılığı okuldan atılmak olmalı, bu öğrenci bir başka okula da alınmamalıdır. Öğrencileri her daim başarılı, otoriter öğretmenler okutmalı, onlara örnek olmalıdır. Okullar âdeta birer kışla haline getirilmeli, lise müdürleri yüksek rütbeli subaylar olmalıdır. Okullar arasında futbol veya voleybol gibi müsabakalar değil millî sporlarımız olan atıcılık, okçuluk yarışları yapılmalıdır. Spor ve askerlik derslerinde başarı gösteren öğrencilere eski Türk geleneklerindeki gibi "alplik" ve "batırlık", bilgi sahasında başarılı olanlara ise "bilgelik" ve "danışmanlık" unvanları verilmelidir.

Atsız'ın eserlerinden hareketle tarih, din, toplum vb. görüşleri ile kullandığı dil ve üslup üzerine otuzu aşkın akademik tez hazırlanmıştır.

Akün, Ömer Faruk. “Atsız, Hüseyin Nihal”. DİA. 1991, IV, 87-91.

Deliorman, Altan. Atsız: Hayatı-Görüşleri-Eserleri. Ankara 2013.

Güntürk, Sümeyra. Hüseyin Nihal Atsız’da Kimlik Kültür Eğitim Kavramları. YLT, Gazi Üniversitesi, 2018.

Öner, Sakin. Nihal Atsız. İstanbul 1977.

Özdemir, Cihan. Atsız Bey. İstanbul 2007.

Sertkaya, Osman F. Hüseyin Nihâl Atsız. Ankara 1987.

Not: Makale ilk olarak Türk Maarif Ansiklopedisinde yayınlanmıştır.

https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/atsiz-huseyin-nihal


© tarihistan.org