menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiir Coşkusu: Şehitler de konuşur

27 0
27.02.2026

Kasabada gerçekten hiç kimse yok mudur?

Sorunun cevabını “Karabağ’ın Bekçisi” adlı şiirden dinleyelim:

  Korkmayın ben insanım, saç sakalım dolaşık

Sırtım çıplaktır ayak tabanlarım nasırlı

Hele birkaç yudum su – çorba verin bir kaşık

Türk’üm, sizdenim yahu, baba yurdum Çakırlı. 

İnsanım diyorum ya – siz de mi unuttunuz?

Affedin, ben otuz yıl bu dağda ömür sürdüm Siz giderken, elbette, gam yiyip kan yuttunuz

Ben hep kaldım burada – bilseniz neler gördüm

Bahadırhan Dinçaslan’ın şiirinde konuşan bir şehittir. Otuz yıl beklemiştir vatan toprağını. Millettaşlarını görünce dile gelmiş, neler gördüğünü anlatmak istemiştir. Gelen ordunun başında bir komutan vardır elbette. Azerbaycan Türkleri “komutan” yerine komandir derler. Şehidimiz ona sesleniyor:

  Komandir, hele beyim, neredesin, gel hele

Ver elini öpeyim ağam paşam komandir

Otuz yıldır yoktunuz – sizi güle bülbüle

Ben anlattım – hatırlar sizi Şuşa’m, komandir!

Konuşmadaki samimiyeti görüyor musunuz? “Hele beyim, ağam paşam komandir.” Azerbaycan Türkleri ile sık görüşenler için bu hitaplar, bu seslenişler çok tanıdıktır. Azerbaycan’a kadar gitmeye de gerek yok. Şöyle Orta Anadolu’dan doğuya doğru biraz uzanırsanız bu seslenişleri duyarsınız: Beyim, gel hele. Ne kadar sıcak ve içten! Ne diyordu Murat Çobanoğlu? Ağam kim? Paşam kim? Kim kim kim, Kiziroğlu Mustafa Bey, bir beyin oğlu, zor beyin oğlu!

Fakat dörtlükte sadece samimi konuşmalar yok, yüzlerce yıldan süzülüp gelen gül ile bülbül de var. Farsların gol ve bolbol dediği bu iki narin varlığa ne kadar ince, ne kadar ahenkli sesler vermişiz. Sadece sesleri inceltmekle kalmamışız, klasik şiirimizde de halk şiirimizde de asırlarca işlemişiz onları. O kadar işlemişiz ki artık bülbül deyince âşık, gül deyince sevgili gelir olmuş aklımıza. Ama yine de onların tabiattaki yerlerini bozmamışız. Tabiatımız, toprağımız, havamız onlarla şenlenir, onlarla güzelleşir olmuş.

Dinçaslan gelenekten kopmayan modern bir şairdir. Elbette gelenekten gelen gül ile bülbül motiflerini kullanacaktır. Kullanacaktır ama âşık ile maşuku çağrıştırırsa modern olamaz ki. Burada gül ve bülbül vatandır, vatanın bir parçasıdır, Şuşa’dır.

Şuşa!… Karabağ’ın en musikili diyarı! Azerbaycan musikicilerini araştırsanız birçoğunun vatanı Şuşa’ya çıkar. Muğamın yurdu da Şuşa olmalı. Büyük hanendenin adı Han Şuşinski değil mi? Ya büyük dâhi Üzeyir Hacıbeyli? O da Şuşa’dan çıkmadı mı? Aslı ve Kerem operasına can vermedi mi? Yoksa Kerem........

© tarihistan.org