Han Ayvaz Adıgüzel: Kavrama tarzı…
hanayvazadiguzel@gmail.com
Bir aydın ülkesinin insanının kavrama tarzını bilmeli. Zor bir iştir ama gerektiğinde bilmeli. Bunun yanında düşüncenin genel yasalarını da bilmek lazım yoksa nasıl fikir üreteceksin?
Diyalektik bir akıl yürütme yöntemidir. Yöntemi bildiğinde aşamalar kaydedersin. Diyalektiğini kaybeden ektiğini de kaybeder.
Doğru bilgi, sağlam bulgu, sonra etkili kurgu, daha sonra oluşan karar. Bu da bir fikir formülüdür. Bu formül de aşamalar kaydeder, ayrıca fikir üretiminde dağınıklığı da önler. Bilimsel ve felsefik düşünme devrimci bir eylemdir. Böyle bir eylemin milli olması kaçınılmazdır. Bunun için radikal kitaplara yönelmek lazım.
İnsan kitaba yönelince onun devrimci tutkusu artar.
Aydın bir kişinin söylenecek sözü ve evrensel bir duruşu olmalı. Temel ilke insan ve insanlık onurunu korumaktır. Ve mensup olduğu milleti hilelere karşı uyarmaktır.
Bocalayan ülke aydınlarına, dejenerasyon yaşayan jenerasyonlar diyorlar. Teknik tabirlerdir bunlar. Yani kendilerini dağıtmış jenerik gruplar.
Dejenere olmayan aydınlar devletin jeopolitiğine yön verir. Ayrıca Teo politiği hak üzere mi, onu da ortaya koyar.
İdeolojilerde bazen üç değişim olur. “Süperiz, sıçrama ve savunma!” Kendi ülkesi hangisini yaşıyor. Aydın bunu bilmeli, buna göre bir tavır almalı.
Bazen ülkelerin teorik formatta politika üretmesi zararlı sonuçlar verir. Jeopolitik sahayı gereğince etüt etmeden, teorik format bir çıkmaz olur. Ülkenin diasporası ülkenin hariciyesini zorlayabilir Aydınlar bu durumu sezmeli tedbirlerini ona göre almalılar.
Ülkeleri bekleyen en büyük tehlike, meta politik hegemonyanın altına girmesidir.
Her asrın ortak parolası. “Yeni bir dünya kuruluyor” sözüdür. Bu paroladan sonra her yanda bir meydan okuma kendini gösterir. Böyle bir dünyada ayakta kalabilmek için, elde olanı iyi yönetmek birinci kuraldır. Ekonomiden tut hayata kadar!
Hayatı yönetememek patolojik bir sorundur. Peki, ya ülkeyi yönetememek?…
Ülke aydınlarının ve yazıp çizen yazar takımının her meselede bir ön bilgisinin olma zorunluluğu vardır. Ön bilgisi olmayanın, yön yargısı olmaz. Yön verici bilgi hayati önem taşır, kara almanın alt yapısı buna bağlıdır.
Gündemi basından takip edenler rafine bilgi elde edemez. Halbuki bir ülke aydınının rafine bilgiye ihtiyacı vardır.
Bağımsızlığı sadece ülkenin sınırlarıyla bağlantılı görmek, bir devlet aklı değildir. Bağımsızlık, ülke insanını kendi insanına sömürtmemek ve ülkesini dış güçlere karış ölümüne savunmak ve sömürtmemektir. Ülkenin sınırlarına dokunmak elbet ki ülke insanının sinirlerine dokunmaktır bu ayrı bir meseledir.
Eğer bağımsızlık iyi anlaşılmazsa, millet tükenip gitmeyle karşı karşıya kalır.
Devletin teopolitiği idarecilerin inançları ile ilgilidir. Yanlış bir Teo anlayışı, ülke insanını bıçak gibi böler. Çağdaş bir devlet Teo anlayışına göre jeopolitiğini icraata koyamaz.
Böyle bir politika, insanları toptan silip süpüren bir dini, yeniden canlandırmaktan başka bir şey değildir.
