Baki Karakol: Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın direktif verdiği çocuk gibi…
bakikarakol@hotmail.com X: @BakiKarakol
KILIÇDAROĞLU, ERDOĞAN’IN 2010’UN 23 NİSAN’INDA “YETKİ ARTIK SENİN. İSTER ASARSIN, İSTER KESERSİN” DEDİĞİ ÇOCUK GİBİ!..
Sizleri, yaklaşık bir haftan beri, “NATO Zirvesi” için -deyim yerindeyse- Olağanüstü Hal (OHAL) Yasası’nın en katı biçimde uygulandığı “Ankara”dan, “Ankara gündemi”nden ve dün (7 Temmuz 2026 Salı) başlayıp bugün (8 Temmuz 2026 Çarşamba) bitecek “NATO Zirvesi”nden uzak tutacağım; ama bir başka yazıyla buluşturacağım:
Barajlar doldu. Şimdi yapılacak iş ilk seçimde toprakla suyun birleşmesini sağlamak. Suyu hasretle kavrulmuş toprağa taşıyacak kanallara işlerlik kazandırmak.
Uzun yıllardan beri geniş halk kesimleriyle arasına perde geren CHP yönetimi Kılıçdaroğlu ve yol arkadaşlarıyla aradaki perdeyi kaldırmış Halkla yüz yüze gelmeye başlamıştır. Türkiye ve hatta dünya solcularını, sosyal demokratlarını umutlandıran, heyecanlandıran bu gerçeği artık karşıt düşüncedekiler bile kabul ediyorlar.
Kılıçdaroğlu’nun gittiği her yerde gördüğü ilgi, kamuoyunda yarattığı güven CHP’yi ilk seçimde mutlaka iktidara taşıyacaktır, taşımalıdır. Bu herkes için gereksinimdir.
Genel politikanın geniş halk kesimleri üzerinde yarattığı bu pozitif olguyu yaygınlaştıracak, etkinleştirecek güç yerel yöneticilerdir. İl ve ilçe örgütleridir. Bu koşuya, iktidar koşusuna ayak uydurmakta zorlanan örgütlerin gözden geçirilmesi, silkelenmesi, aktif ve etki hale getirilmeleri gerekmektedir.
Siyaseten kısırlaşmış, tembelleşmiş, “elimden gelen budur” kabilinden anlayışların, etnisitenin, dar çevrenin sarmalında kaybolmuş örgütler bu şahlanışın hedef kitlesine ulaşmasında engel olamasalar da engel gibi görünmektedirler. CHP vakit kaybetmeden örgütlerde neler olduğunu sorgulamalıdır. Örgüt seçimlerinin ne koşullarda yapıldığı, delegelerin nasıl yazıldığı, ülkenin en büyük problemi olan parti içi demokrasinin işletilip işletilmediği soruşturulmalıdır. Bu soruşturmanın yapılmaması kamuoyunda oluşan olumlu havayı dağıtma tehlikesini ortaya çıkarıyor. Nitekim CHP’de yaşananların bir “değişim” değil yalnızca başkan değişikliği olduğunu iddia edenlerin en çok kullandığı argümanlar, örgütlenme yapısı konusunda toplanmaktadır. CHP’nin bu iddialara vereceği en iyi yanıt örgüt yapılanması konusunda iyi bir sorgulama ve düzenleme olacaktır. Türkiye genelinde CHP’ye destek vermek için parti kapatanların, parti kurma çalışmalarını durduranların, şu ya da bu sebeplerle partiyle arasına mesafe girmiş kişilerin koşarak geldikleri böylesi bir ortamda “mutlaka ben olmalıyım” diyenlerin yerini “mutlaka ben de olmalıyım” diyenler almalıdır.
Özellikle parti içindeki yönetimi eleştirdiği için partiye ‘küstürülen’, delege listelerinden çıkarılan, parti içinde belirli konumlara gelmesi haksız şekilde engellenen insanların (ki son 10 yıla kadar sosyal demokrat geleneği ayakta tuttuğu dikkate alınırsa çok önemli bir sayıdadırlar) tekrar aktif hale getirilmesi de yeni yönetimin önemli bir başarısı olacaktır. Siyaset üretmeyi bir yana bırakalım, üretilen siyaseti kavramakta zorlanan, hantallaşmış, tembelleşmiş, hedef kitlesini daraltmış, örgütlerin dirilmelerini sağlayacak önlemlerin vakit geçirilmeden alınması gerekmektedir.
Güçlüklerle dolu, zor ve yorucu bir yolculuğun yeniden başındadır CHP. Bu zorlukları aşacak irade ve niyet CHP’nin kuruluş felsefesinde vardır.........
