Düşman lazımsa, komşu orada…
Yaz geldi mi Ege ısınır.
Sadece hava değil, manşetler de...
Tekneciler birbirlerine sorar… Bu yaz savaş çıkar mı diye… Tedirginlik diz boyu, mavi sularda gerginlik hat safhada…
Bu aralar Türkiye'de gazeteleri açıyorsunuz; Yunanistan'ın Türkiye'ye göz diktiğini, kültürümüzü çaldığını, fırsat kolladığını okuyorsunuz. Yunanistan'da gazeteleri açıyorsunuz; bu kez Türkiye'nin "yayılmacı"planlarından, Ege'de gerilim aradığından söz ediliyor. Kimi zaman bir yemek, kimi zaman bir ada, kimi zaman bir tatbikat, kimi zaman da bir harita üzerinden yeni bir kriz üretiliyor. Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici bu haftaki bülteninde açıkça “Neden birden Yunanistan karşıtı yazılar arttı?” diye soruyordu.
Son günlerde Türk medyasında "KAŞınıyorlar", "Sana şöyle gelsek ne yapabilirsin ki Yunan", "Kopyacı Yunan'ın mavi stratejisi" gibi başlıklar öne çıktı. Yunan medyasında ise Türkiye'nin Ege'de gerilim aradığı, Ankara'nın durdurulması gerektiği ya da Türkiye'nin bir tehdit olmaya devam ettiği yönünde haber ve yorumlar yayımlanıyor.
İşin ilginç yanı, bu hikâyenin yeni olmaması ve her yaz olduğu gibi “Deja Vu” yaşanması…
Yıllardır her seçim öncesinde, her diplomatik kriz döneminde ve neredeyse her yaz mevsiminde aynı senaryo yeniden sahneleniyor.
Korku siyasetinin yakıtı
Siyaset korkuyla beslenmeyi sever.
Çünkü korku, ekonomik sıkıntılardan daha hızlı oy toplar. İşsizlikten, enflasyondan, eğitimden veya adaletten daha kolay gündem oluşturur. Ya da asıl gündemi ve sorunları unutturur.
Bu yüzden iki ülkenin bazı siyasetçileri için karşı kıyıdaki komşu, zaman........
