TBMM’ye ve Erdoğan’a rağmen: İsmail Arı’nın garip tutuklanması
Gözyaşları içinde Tayyip Erdoğan’ı dinliyorum.
Kendisine toz kondurmayan, her koşulda kendisini canla başla destekleyen, itinayla seçilmiş gazetecilere iftar veriyor. Oradaki konuşmasında:
“Televizyon ekranları, gazete köşeleri ve dergiler on yıllar boyunca tek tipçi, tek sesli ve üstenci bir zihniyetin tahakkümüne mahkum olmuştur. Geçmişte öyle günler yaşadık ki, farklı sesler susturuldu, halkın haber alma hakkı engellendi.
Medya organları toplum ve siyaset mühendisliğinin aparatı olarak hoyratça kullanıldı.
Ama, şimdi bunların hepsi mazide kaldı”.
Güzel sözlere hasret kalmışız, devam ediyor Erdoğan:
“Sizler kaleminizle, sözünüzle bu toplumun düşünce iklimine önemli katkılar yapıyorsunuz.
Gerektiğinde eleştirerek, gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise, takdir ve teşvik ederek, hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz.
(...)Gazetecilik toplum için adeta pusula hizmeti görür.
(...)Farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği, hakikatin merkeze yerleştiği güçlü bir medya hepimiz için hayati önemdedir”.
Son yıllarda haber ya da yorumlarından dolayı hapse atılan gazetecileri, onlara açılan davaları, işsiz bırakılan gazetecileri düşününce, bu sözler ferahlık veriyor.
Meclis raporu
Biri hariç, Meclis’teki partilerin katılımıyla hazırlanan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” raporu 18 Şubat’ta açıklanıyor.
Komisyonun iki temel amacı var:
Terörsüz Türkiye ve demokratikleşme.
Terörsüz Türkiye Kürt Sorunu’na kalıcı çözüm getirmeyi amaçlıyor.
Demokratikleşme ise, toplumun özgürleşmesini hedefliyor. Raporda bu hedefe dönük özel bölüm var:
“Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde, AİHM ile AYM’nin içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yasal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Tutuksuz yargılamanın istisna olduğu ilkesine ilişkin mevzuat gözden geçirilmelidir” (Anılan Rapor, s.43).
Devamında:
“Hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek gerekir.
Haberleşme sınırlarını aşmayan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç sayılamaz. Buna bağlı olarak basın özgürlüğünü sınırlayan yasalar yeniden ele alınmalıdır” (Anılan Rapor, s.44).
Raporun önsözünde Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un ifadesi senet yerine:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir”.
Basın özgürlüğü ve gazeteciler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin emin ellerinde.
Havada kalan laflar
Önce Meclis...
Bir ay sonra Erdoğan...
Daha ne olsun!..
İki yüksek iradeden gazetecilere tanınan güvence insana küşayiş ve şevk (ferahlık ve heyecan) veriyor.
Acele etmeyin!..
Meclis’e, Tayyip Erdoğan’a ve Numan Kurtulmuş’a rağmen...
Tutuksuz yargılama lafları havada kalıyor, gazeteciler tutuklanmaya devam ediyor. Hatta, Merdan Yanardağ beş aydır hapiste, hala mahkeme önüne çıkmış değil.
İçeri girip çıkan gazetecilerin dışında, Alican Uludağ, Bilal Özcan hapiste. Furkan Karabay ev hapsinde.
Şu anda gazetecilerin yargılandığı 60 dava var.
İki koruma polisi
BirGün Gazetesi’nden İsmail Arı haberleri ses getiren başarılı, genç bir meslektaşımız.
İsmail Arı’nın tutuklanması eşi, benzeri bulunmayan çok ayrı bir özelliğe sahip.
Ankara Valiliği tarafından kendisine verilen iki koruması var.
İsmail sekiz aydır, her gün iki polisle dolaşıyor, iki polis sürekli onun yanında.
Buna rağmen...
Bayram gecesi Turhal’da akraba ziyaretinde gözaltına alınıyor, Ankara’ya getiriliyor ve tutuklanıyor.
Ne zaman?..
Erdoğan’ın “tahakküm altındaki gazeteciliğin mazide kaldığını, farklı seslerin özgürce ifade edilebildiği dönemi yaşadığımızı” ilan etmesinden 48 saat sonra.
İki koruma polisiyle dolaşıyor ama, gece yarısı polis baskınıyla göz altına alınıyor!..
Yolsuzluk haberi
Ona yöneltilen suçlamalardan biri de Yunus Emre Vakfı’na ilişkin yolsuzluk iddiası haberi.
Arı’nın bu haberinden sonra...
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü vakfa operasyon düzenliyor, vakıf hakkında dava açılıyor.
Erdoğan’ın sözünü ettiği “kamu görevini yerine getiren” bir haber.
Nerede kaldı Erdoğan’ın sözleri?..
Nerede kaldı Meclis’in verdiği güvence?..
İki koruma polisi, doğrulanan yolsuzluk haberi ama...
Eşi, benzeri olmayan, garip bir tutuklama!..
Romanı yazılır!..
