menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurumsal sessizlik, liyakat sorunu ve Türkiye futbolunun yapısal açmazı

23 0
29.06.2026

Dünya Kupası’nda yaşanan hayal kırıklığı, yalnızca sportif bir başarısızlık olarak görülmemeli; futbolumuzun derinleşen yapısal sorunlarını görünür kılan kritik bir aşama olarak değerlendirilmelidir. 

Başarı dönemlerinde kolaylıkla sahiplenilen pozisyonların, başarısızlık anlarında aynı ölçüde sorumluluk üretmemesi, bu coğrafyanın en temel sorunlarından biridir. 

Sadece teknik direktör ve federasyon başkanını tartışmanın merkezine yerleştirip yapısal sorunları göz ardı etmek, bu problemlerin gelecekte yeniden karşımıza çıkacağının açık bir göstergesidir. Futbolda çoğu zaman meseleler yalnızca saha sonuçlarına indirgenir ve bu dar bakış açısı, asıl sorunların görünmez kalmasına yol açar. Oysa temel problem; son 25 yılda aşınan toplumsal sorumluluk ve hesap verebilirlik kültürüyle birlikte, liyakatin yerini biat anlayışına bırakmasıdır. Plansızlık, uzun vadeli stratejik yaklaşımların yerini geçici ve günü kurtarmaya yönelik çözümlere bırakırken, siyasetin oyunun her aşamasında ağırlığını hissettirmesi ve hâkim olan kısa vadeli bakış açısı, Türk futbolunun yapısal sorunlarını derinleştirip besleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkmaktadır.  

Bu tür bir başarısızlık, Almanya, İngiltere ya da kurumsal yapıları güçlü ve kamuoyu denetimi etkin ülkelerde yaşansaydı, ortaya çok daha farklı bir tablo çıkardı. Bu ülkelerde medya baskısı ve kamuoyu denetimi süreklidir; hesap verme zorunluluğu ise kurumsal bir refleks haline gelmiştir. Çünkü futbol yalnızca bir oyun değil, aynı zamanda güçlü bir yönetişim alanı olarak görülür. Bu nedenle başarısızlık tek başına teknik direktöre yüklenmez; federasyon, sportif direktörler ve teknik yapı bir bütün olarak değerlendirilir. Sürekli işleyen medya denetimi, sonuçlardan ziyade sistemi sorgulayan bir mekanizma yaratır ve sorumluluğun tüm........

© T24