İmparator ABD, korsan Maduro ve işlemeyen uluslararası hukuk
Diğer
06 Ocak 2026
Aziz Augustinus, Tanrı Devleti isimli eserinde Büyük İskender tarafından yakalanan bir korsanın hikâyesini anlatır.
İskender korsana, “denizlere saldırmaya nasıl cüret edersin?” diye sorar.
Korsan şu karşılığı verir: “Peki sen bütün dünyaya saldırmaya nasıl cüret ediyorsun? Ben bunu yalnızca küçük bir gemiyle yaptığım için hırsız diye adlandırılıyorum, sen ise aynı şeyi büyük bir donanmayla yaptığın için imparator diye anılıyorsun.”
Geçtiğimiz hafta ABD’nin Venezuela’da yaptığı şey (Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun ve eşinin gece yarısı yatağından alınıp ABD’ye kaçırılması) tam olarak bu hikâyedeki duruma uyuyor.
Rusya, Kuzey Kore, Küba, İran gibi devletlere dönük yaftaların referansı olarak kullanılan uluslararası hukuk, söz konusu ABD olunca kolaylıkla askıya alınabiliyor.
Gücü yetmeyenler “korsan” diye etiketlenirken, gücü yetenler “imparator” sıfatıyla meşrulaştırılıyor. Bu tablo karşısında pek çok devlet kendi çifte standardını gizleyemiyor. Rusya’ya karşı yüksek sesle konuşanlar, ABD müdahaleciliği karşısında sessizliğe bürünüyor veya ıslık çalıp etrafa bakınıyor. Bu ikiyüzlülük de hukuki ihlallere meşruluk katıyor.
Ortada uluslararası hukuk diye bir şeyin kalmadığını ileri sürenler olabilir. Bir bakıma haklılar. Fakat yine de bu “hayal dünyası”na kulak kabartmak gerekirse hukuka aykırılıktan tereddüt edilmemesi gerektiği bilinmelidir.
Söz konusu operasyon, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2’nci maddesindeki pek çok ilkeye aykırı. Devletlerin “egemenlik eşitliği”, “güç kullanma yasağı” ve iç işlerine karışmama ilkeleri bunlardan başlıcaları.
Egemenlik, bir siyasal topluluğun kendi kaderini belirlemesini sağlayan en üstün yetkiyi ifade eder. İçeride ülke sınırları içinde son karar verici güç olmayı gerektirir; dışarıya karşı da başka devletlere bağımlı olmadan karar alabilmeyi ifade eder. Bu konuda ihtilaf olan hâllerde dahi zora başvurmama ana kuraldır. Bundan sapılacak sıra dışı durumlarda bile devlet başkanlarının yargısal bağışıklığı gündeme gelir.
Devlet başkanları, görevleri devam ederken, bulundukları statüden dolayı bazı ayrıcalıklara sahiptirler. Bunlardan biri, yabancı bir devlet nezdinde tutulmalarının ve dolayısıyla yargılanmalarının yasak olmasıdır.
Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi’nde (md. 29) “Diplomatik ajanın şahsî dokunulmazlığı vardır. Hiçbir şeklide tutuklanamaz veya gözaltına alınamaz. Kabul eden Devlet diplomatik ajana gereken saygıyı gösterecek ve şahsına, özgürlüğüne ve onuruna yönelik herhangi bir saldırıyı önlemek için uygun tüm önlemleri alacaktır.” diye yazılıdır. Uluslararası Adalet Divanı bu kuralın devlet başkanı için haydi haydi geçerli olduğunu söylemiştir.
Bu kuralın bir istisnası yoktur. Baskın görüş bu yöndedir. Nitekim Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonunun özel raportörü de, 2016 yılında, bu kuralda esnemeyi getiren bir teamül kuralı veya bu yönde bir........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin