menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul duvarları ve çağrışımlar

37 0
28.04.2026

İstanbul akıyor ayaklarımın altından. Bir pazar sabahı. Çok yıl önceye gidiyor bedenim. Kahta’dan yola çıkmış bir minibüste yirmili yaşlarda genç üniversite öğrencileri, uzaktan bir köprü görünüyor. Roma İmparatoru Septimius Severus yaptırmış. Köprünün altından coşkuyla bir çay akıyor. Fırat Nehri’nin bir parçası, Cendere Çayı. Soğuk sularına kendimi bıraktığımı hatırlıyorum. Alıp sürüklüyor beni, sanki tarih akıyor bedenimin altından. Nasıl oluyor bilmiyorum, her zaman akan bir şeyler var. Ayaklarım, bedenim, düşüncelerim, tarih ve İstanbul… Ve hiçbir zaman aynı akmıyor. Efesli Herakleitos’a selam olsun.

Pazar sabahı hava güneşli, ama gölgeler serin. Arkadaşım sokak hayvanlarıyla meşgul, Dagu etrafta koşturuyor. Ben her zamanki gibi şehrin duvarlarında dolaşıyorum. İstanbul sokaklarının graffitilerine, duvar yazılarına meraklıyım. Altı yıl olmuş T24’e yine graffitilerle ilgili yazmıştım: “İstanbul’un dili vardır, konuşur, gözleri vardır bakar, kalbi vardır sever. Ona vakıf olmak, onunla efsunlanmak, ancak onu sevmekle, onu yaşamakla olur, şehrin bütün mümkün geçmiş ve mümkün geleceklerinde ve ‘bundan daha iyi başka bir şehir’ de yoktur.”

Altıpatlar Sokağı’nı bordaladık, aşağı iniyoruz. Bir öykü yazmıştım o sokakta başlayan, Svalbard’da biten. İnsan beyni böyledir. Bütün dünyayı dolaşabilir oturduğu yerden ve sonra bir gün hayaller gerçek olur. Bir gün Svalbard’a gideceğim, kendi kullandığım teknemin dümeninde. Yürüyoruz. Bir apartmanın altında birden sanki Hieronymus Bosch’a rastlıyoruz.  Buraya bir........

© T24