Nuriye Ortaylı ‘Annem Şefika’yı anlattı: Okumaktan keyif alırdı; karınlarını zor doyurdukları için para kazanmaya da gayret ederdi
Kırım’ın Akmescit’e yakın Kurgan’ın Kemelçe köyünde 10 Eylül 1917’de bir kız çocuğu doğuyor. Kulağına Şefikaismini okuyorlar. Rusya’da Ekim İhtilali’nden tam bir ay önce... Küçük kızın başına gelebilecekleri bu kadar az bilgiyle bile öngörebiliyoruz. Doğan kız çocuğunun babası Seferşah Mirza Karaşayski. Aile Kırım Tatarı. Mirza, Kırım Tatarları’nda toprak sahibi soylu ailelere verilen ve babadan oğula geçen bir ünvan. Bolşevik İhtilali’nde toprak sahibi olmak başlı başına bir dert. Şefika Karaşay büyüyüp evlendikten ve Şefika Karaşay Ortaylı olduktan sonra İlber, ikizler Emeldar, Enver ve Nuriye Ortaylı’nın da anneleri oldu. Aile’nin küçük kızı Nuriye Ortaylı, 20. yüzyılın bu çok zor zamanlarında yaşayan annesinin çoğu zaman riskli, baskıcı ve tehlikeli aynı zamanda maceralı yaşam öyküsünü anlatan bir kitap yazdı; ‘Annem Şefika – Kırım’dan Stalingrad’a Avusturya’dan Ankara’ya.’
Nuriye Ortaylı aslında tıp fakültesi mezunu bir kadın doğum doktoru. Annesinin günlük sohbetleri, tarih bilgisi ve aynı dönemi yaşayan tanık anlatılarıyla harmanlayarak yazdığı bir kitap Şefika. Nuriye Ortaylı 2000’li yıllarda ABD’ye giderek, John Hopkins Üniversitesi’nde Halk Sağlığı okudu, New York Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi yüksek lisansı yaptı. Özbekistan, Tacikistan ve Gürcistan’da görev yaptı. New York’ta Birleşmiş Milletler’de çalıştı.
Kitap oldukça sürükleyici, merakla okunuyor. Çarlık Rusya’sında ve komünist rejim altındaki Sovyetler Birliği’nde hem etnik bir gruba ait olmanın ve hem de Mirza gibi toprak sahibi ve soylu bir aileden gelmenin zorluklarının peşini bırakmaması Şefika ve ailesinin de kaderi oluyor. Kırım, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir Hanlık iken 1783’te Çariçe Katerina tarafından ilhak ediliyor. Katerina, demografiyi değiştirerek Rusları ve doğduğu yerin halkı Almanları da Kırım’a yerleştiriyor.
Nuriye Ortaylı ile telefon söyleşimizde önce bu konuyla başlıyoruz. Nuriye Ortaylı; “Mirzalık bir tür asalet ünvanı. Cengiz Han sadece Moğolları değil, bir sürü Orta Asya boyunu da örgütlemiş. Boylar Cengiz Han ile birlikte geliyor ve orada kalıyorlar. Yerleştikten sonra da ünvanlarını koruyorlar. Mesela Kıpçaklar, Kıpçak Türkleri, Naymanlar gibi. Onlarda da Mirza’lık var. Kırım Hanlığı kurulduğunda da bu ünvanlar devam ediyor. Bunlar politik önderler. Toprak ağası diyemeyiz çünkü topraktan gelen bir ünvan değil. Kabilelerinin önderi ama sorumlulukları da var. Kırım Hanlığı içinde artık yerleşik düzen içindeler. Yani annemin içine doğduğu sınıf aristokrat olarak tanımlanan bir sınıf. Mesela dedem kendi evinde birçok yetim çocuğa bakıyor, köyde yiyeceği biten bahara doğru gelip erzak istiyor, kendi köylüsüne sahip çıkıyor. Kırım da son derece bereketli toprak. Rus Çarlığındaki diğer köylerle kıyaslandığında hiç sefalet yok” diye anlatıyor.
Habibe ve Seferşah Mirza’nın (Karaşayski) ailesi genişlerken, tarım arazilerinin ortasında, bahçesinde güller, sümbüller yetişen, birçok hizmetlinin çalıştığı kocaman bir evde yaşarken, Rusya büyük bir kargaşanın içine düşüyor. 1917’de başlayıp 1920-21’e kadar sürecek olan bir iç savaş başlıyor. Kimler arasında mı? Bolşeviklerin örgütlediği Kızıl Ordu ve Çarlık Rusyası’nın eski generallerinin örgütlediği Beyaz Ordu arasında. Bütün silahlı güçler zorla asker, tahıl ve hayvan toplamak için köyleri basıyor, yağmalıyor... Ortaylı, “Onlar da aç çünkü” diyor. Bu arada Seferşah Mirza ve ailesinin de evi yanıp kül oluyor. Ve Kırım için iç savaş 1921’de Boşeviklerin zaferiyle bitiyor. Mülk sahibi olan sınıfların mülklerine el koyuluyor, hatta burjuvazi denilen kesimin tüm mallarına da. Bu sınıf tutuklanıyor, kurşuna diziliyor. Değerli olan her şey kamulaştırılıyor. Bolşeviklerin literatüründe bu zengin köylülere ‘Kulak’ deniyor.
Nuriye Ortaylı, 'Şefika' kitabını imzalarken...
1924’e gelindiğinde Seferşah Karaşayski ve ailesi ilk göçlerini........
