menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

7. Mardin Bianeli ‘GÖKzemin’: "Yerel değil, evrensel bir proje ortaya koymaya çalışıyoruz ancak bu coğrafya ile diyaloğa girebilecek sanatçıları davet ediyoruz"

13 0
24.05.2026

7. Mardin bienali 15 Mayıs 2026’da Mardin Sakıp Sabancı Müzesi avlusundaki törenle açıldı. Bienalin Mardin Sinema Derneği ev sahibi, Döne Otyam ve Hakan Irmak direktörleri, Çelenk Bafra küratörü. Ana sponsoru ise Peugeot. Bienalin başlığı ‘GÖKzemin’. Başlık madem Çelenk Bafra tarafından saptanmış ben de size onun sözleriyle yazayım.

Bafra, “Ben 20 yıldır Mardin’e gelir giderim, kavramsal çerçeve GÖKzemin’i, yaptığım o ziyaretlerden sonra kararlaştırdım. Yukarı Mardin’in o gökyüzüne ve Mezopotamya Ovası’na bakan hali, orada uçan kuşlar özellikle de kırlangıçlar, biraz daha aşağı indiğinizde ya da Kızıltepe’ye gittiğinizde daha gündelik olaylar, politik gerilimlerin de getirdiği o sert gerçeklik zemini ve sonunda ortak bir noktada buluşma aklımdaydı. Onları uzlaştırmaya çalışmıyorum ama biraz daha birbirimizi anlayabilir miyiz diye soruyorum” diye anlatıyor.

Bienal kitapçığında ise biraz daha resmi bir dille anlatmış;

“GÖKzemin günümüz sanatının gerçek ile hayal, maddi ile manevi, politik ile poetik arasında kurduğu ilişkileri Mardin bağlamında görünür kılıyor. Gök ile yer, bireysel ile kollektif, geçmiş ile gelecek arasında bir düşünce ve duygu hattı kuran bienal, izleyiciyi birbirine tezat görünen uçlar arasında bir yolculuğa davet ediyor.”

7. Bienal’de birkaç şeyi özellikle beğendiğimi önden söylemek istiyorum. Bienal sadece Mardin içinde değil çevresine de yayılmıştı yani Çelenk Bafra çemberi genişletince, her Mardin ziyaretçisine çevresinin güzelliklerini de izleme fırsatı yaratmıştı.

Bienal mekanları olarak Yukarı Mardin denilen eski kentin içindeki Kervansaray, Sakıp Sabancı Kent Müzesi, Marangozlar Kahvesi, kentin en büyük ilçesi Kızıltepe’deki terkedilmiş Ateş Beyler Hamamı yanı sıra Süryanice adıyla Mor Hananyo veya Deyrulzafaran Manastırı ile kentin 30 kilometre dışında 6. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu tarafından Sasani sınırını kontrol amacıyla kurulmuş Dara Antik Kenti de seçilmişti. Her izleyici bienal küratörü Çelenk Bafra’yı ve eserlerin sanatçılarını her mekânda yanında buldu, küratörün genel çerçeveyi çizmesinden sonra sanatçılar da işlerini, üretim süreçlerini anlatarak izleyiciyi bilgilendirdi, aramızda bir iletişim kanalı açtı. Bizim de kendilerine soru yöneltme ve sohbet imkânımız doğdu. Bu da çok değerliydi. Türkiye’den ve dünyadan, 20 farklı ülkeden gelen 42 sanatçıyı ve sanatçı grubunu 7. Mardin Bienali bir araya getirmişti. Kısacası ciddiye alınmış, özenle ve disiplinle hazırlanmış bir sergiler ve mekanlar bütünüydü. Ayrıca geçen bienallerde yerel sanatçılardan yeteri kadar temsil edilmedikleri, hep ithal sanatçıların işlerinin sergilendiğiyle ilgili yakınmalarını duymuştuk. 7. Bienal, bölge sanatçılarına da epey yer vermişti.

Çelenk Bafra, Hilal Can'ın eserinin önünde

Küratör, Türkiye’nin doğusundan ve batısından iki ayrı edebi yapıta başvurmuş, onları pusula gibi almış; Aristophanes’in ‘Kuşlar’ adlı komedyası ve Feridüddin Attar’ın ‘Kuşlar Meclisi’ isimli mesnevisi. İkisi de kendi coğrafyalarının bakış açısını taşıyor. Çelenk Bafra; “Aristophanes’in kuşlarında ütopya fikri var, Attar’ın kuşları ise bir arada, kollektif bir biçimde hakikati zorlu sınavlardan geçerek arıyorlar. Hakikatin ve belki de mutluluğun bir aradalıkla gerçekleşeceğine inanıyorlar. Bir yolculuk fikri de var her ikisinde de. Bu yolculuk fikrini destekleyebilir miyiz, Mardin ve çevresini farklı yüzleriyle keşfedebilir miyiz, Mardin’i daha katmanlı anlayabilir miyiz düşüncesiyle de yola çıktım” diyor. Bienalde neler gördük? Resim, çizim, heykel, video, fotoğraf, performans, ses, yerleştirme ve Venedik Bienali’nde de olduğu gibi bol bol tekstil, dokuma yerleştirmeleri ile mekanlar arasında biz de bir yolculuğa çıktık. Sanatçılar........

© T24