menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

6 koleksiyon, 16 arşiv ve 56 sanatçıdan oluşan bir ‘arşiv sergisi’; Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat

15 0
07.06.2026

Koç Topluluğu Cumhuriyet’in ilanından sadece 3 yıl sonra kuruldu, bu yıl 100. yaşını kutluyor. Bu köklü tarih sadece yılların üst üste konulması değil, sanayiden enerjiye, otomotivden sağlığa, turizmden teknolojiye, beyaz eşyadan savunma sanayiine, bankacılıktan yayıncılığa, eğitimden akaryakıta ve konumuz olan kültür sanata, müzeciliğe, sergiciliğe, arşivciliğe ve güncel sanata kadar geniş bir alanın da yeşermesi demek. Arter, Meşher, Pera Müzesi, Abdülmecid Efendi Köşkü, Yapı Kredi Kültür Sanat Galerisi olmasa İstanbul’un kültür sanat yaşamı fakirleşmez miydi? Koç Topluluğu’nun 6 bin üst düzey yöneticisi, çalışanları ve bayileriyle Anıtkabir’i ziyaretleri yüzyıl kutlamalarının zirvesi, bir kültürel, sosyal ve siyasi duruştu bence.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık da işte bu bir asırlık tarihi öyküyü, Koç Topluluğu’nun kültür sanat dünyasına katkısıyla kurguluyor ve 100cü yılı, galerisinde ‘Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat’ sergisi ile kutluyor. Serginin küratörü Galeri Direktörü Didem Yazıcı ve yardımcı küratörü Zehra Begüm Kışla.

‘Yüzyılın İzleri’, Koç Topluluğu’na bağlı kurumlardan bir araya getirilen objeler, tablolar, fotoğraflar, efemera ve arşiv belgeleri ile mimarlık, tasarım, arkeoloji ve güncel sanat gibi farklı sanat alanındaki etkinliklerini ve onları saran ekonomik ve sosyal çerçeveyi anlatıyor. Yani kurumun sanatla olan ilişkisini görüyoruz. 1920’lerden günümüze kadar olan tüm eserler dönemlere ayrılarak üç bölüm ile iki kata yayılmış. Sergi koridorlarında, alanlarında gezerken Türkiye Cumhuriyeti’nin sanat tarihi sayfalarını da çeviriyorsunuz. Bir de grubun koleksiyonlarından alınan çağdaş sanat eserleri ana mekanda sergileniyor. Günün sonunda özel sektörün sanata yaptığı bu değerli katkıyı görüp keşke her kurum sanata bu kadar destek çıksa, yatırım yapsa, kafa yorsa, para harcasa, izleyici çekse diyorsunuz.

Ben sergiyi Zehra Begüm Kışla ile gezdim. “Bu sergi için ‘arşiv sergisi’ diyebiliriz çünkü 6 koleksiyon, 16 arşiv ve 56 sanatçıdan oluşan bir sergi bu” diyor. “16 arşive girip çıkıp sadece neleri seçebileceğimizin çalışması bile bir yıldan fazla sürdü” diye devam ediyor. Sergi ‘1926 Genç Vehbi, Genç Cumhuriyet’ diye başlıyor. Ankara henüz ufacık bir kasaba. Ahmet Vehbi’nin sahip olduğu tek şey umut, 1926 yılında, sadece 20’li yaşlarındaki Vehbi Koç babasından bakkalı devralıyor, Ankara Ticaret Odası’na Koçzade Ahmet Vehbi adıyla kaydettiriyor ve sergimiz de o tarihten itibaren başlıyor. 3 ana kronolojik başlık var. Ben de onları izlemeye çalışacağım. Bu tarih aralıkları ayrı renklerle koridor koridor uzanıyor. Kronolojik akışıyla panoları, arşiv malzemelerini ve sanat eserlerini takip ediyoruz Zehra Begüm Kışla ile birlikte.

1950-1980: 2. Dünya Savaşı’nın yoksunluk ve yoksullukla geçen yıllarından sonra dünya ve Türkiye ekonomik ve ideolojik büyüme dönemine giriyor. Türkiye çok partili sisteme geçiyor. Paris sanat alanında etkili oluyor. Eğitime giden Türk sanatçılar yeni yorumlarla yurda dönüyor. Ulusal olarak tanımlanan motif ve figürler........

© T24