menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yarım kostümler, çoğul bedenler: Bekleyen Dargın Anılar’da askıya alınmış bir ansambl

40 17
22.02.2026

Bir terzihanede askıya asılmış elbiseler… Bekleyen Dargın Anılar, bu askı hâlini yalnızca dekor olarak değil, hayali karakterlerin kurulma biçimi olarak düşünür. Yarım dikilmiş, teğellenmiş, tamamlanmamış kostümler sahnede “kukla olmayan kuklalar”a dönüşür; temsil, tam da bu yarım hâlin içinden doğar. Yönetmen Ahmet Sami Özbudak, tek kişilik oyun formunu kalabalıklaştırmak için kuklayı sahneye getirmez; ama kuklanın kurduğu mesafeyi, onun mantığını sahneye taşır. Ortada gerçek kuklalar yoktur; yine de kuklanın seyirciyle arasına koyduğu o ince düşünsel perde sahnede dolaşır. Pınar Yıldırım’ın yüksek performansıyla askıdaki kostümler birer karakter ihtimaline evrilir; tek beden, sanki hayali bir ekiple sahneyi paylaşıyormuşçasına bir ansambl duygusu üretir.

Bu ansamblın “oyuncuları”, bir başka tanımla kukla olmayan kuklalar ya da kostümlerdir. Pınar Yıldırım; mahalleyi, aileyi, komşuları, koyunu, köpeği ve Murat’a uzanan karşılıksız aşkın kırılganlığını tek bedende çoğaltır. Elbiselerin kollarına ellerini geçirir; bazen başını bir ceketin omzuna yaslar, bazen bir giysiyle yan yana konuşur. Kostüm kukla değildir; ama oyuncunun bedeniyle kurduğu temas sayesinde geçici bir karakter alanı açar. Seyirci hem karakteri görür hem de karakterin, askıda duran bir giysi üzerinden kurulduğunu unutmaz. Temsil kurulur ve aynı anda askıda tutulur.

Kukla geleneğinin en güçlü tarafı, temsil edenle temsil edilen arasındaki mesafeyi........

© T24