Türk hukukçularına sesleniyorum-IV
Şunu hiç unutmayınız, sayın hukukçular: Birçok ülkede yargıçlar, duruşma öncesi dava dosyasını asla inceleyemezler.
Yasaktır bu ve de doğru bir yasaktır.
Çünkü önyargı oluşmasını engelleyen yerinde bir yasaktır.
Ancak gelin görün ki, bizim ülkemizde tersi geçerlidir. Adalet müfettişleri bile, ülkemizde dosyayı incelemeden duruşma (tartışma) aşamasına başlayan ve bunu gerçekleştiren yargıçları kınama boyutunda eleştirir dururlar.
Hem de bilinçsizce.
Çünkü onlar, bir bakıma yanlış eleştiri sonuçlarının ayırımına bile varmadan, aslında incelediği dosyadaki bilgilere dayanarak duruşma (tartışma) öncesi oluşan önyargıları kışkırttıklarının bile ayrımında değillerdir.
Buna karşılık yasalarını aldığımız çoğu yabancı ülkelerde dava dosyasını, ilkin duruşma yazmanı (kâtip) inceler, duruşma öncesi neler yapılacağı konusunda yargıcı hiçbir eksikliğe yer vermeksizin bilgilendirir.
Yazman eksik verdiği bilgiden sorumludur.
Yargılama yasalarında yazmanların reddi isteğinin nedeni de, işte budur.
Yargıç ise, bu bilgilerin ışığında ilkin bilirkişi incelemesinin ya da bir keşif yapılmasına; bunlardan sonra da hangi gün tartışma aşamasına geçileceğine belirler ve o gün de dava üzerinde taraflar, tartışmaları (duruşma) yaparlar ve yargıç da bu taze bilgilerin ışığında kararını verir.
Ülkemizde ise, böyle bir yargılama ve duruşma (tartışma) anlayışı hiç yoktur, olmamıştır da.
Ülkemizde sözgelimi, iddianame ya da dava dilekçesi üzerine hemen tartışmanın (duruşma) ilk oturum tarihi belirlenir, daha sonraları ise, örneğin başka bir yargıcın çözeceği duruşma yargıcının reddi, yazmanca çözülecek olan eksik yatırılan harcın tamamlanması, keşif tarihinin bildirilmesi, bilirkişilerden görüşler alınması gibi konular hakkında bile ayrı ayrı duruşma günleri belirlenir, bunlar belirlenirken aralarında ayların bulunduğu aralıklarla duruşma günlerinde tarafların görüşleri alınır, buna benzer durumlar bitince de kararlar verilir.
Böyle bir ortamda yetişen ve kararlarını bu ortamda veren yargıçların hangi yurtta, hangi konakta yer aldığını, herkese, özellikle de hukukçu meslektaşlara söylemek olanaklı mıdır?
Evet, bir kez daha soruyorum: Hukuku doğru uygulamak için şerefleri üzerine ant içen sayın yargıçlar, savcılar ve avukatlar, böyle bir ortamda önyargısız, yansız aklın ürünü olan hukukun yurdunda ya da konağında hanginiz yer alabilir; doğru yargıların oluşturulması sürecinde onlara küçük de olsa hanginizin nasıl ve ne tür bir katkıları olabilir, lütfen söyler misiniz?
Aslında uygulamada bununla bile kalınmamaktadır, Sayın Türk hukukçuları.
Biliyorsunuz, uygulamada bir de sık sık “Yargıç değişikliği nedeniyle eski tutanaklar okundu” denilerek duruşmaların sürdürüldüğüne bile tanık olunmaktadır.
Şimdi siz sayın yargıçlara soruyorum: Peki, bu sözler, tutanaklara geçirilmeden önce sizler, gerçekten bu tutanakların okunduğuna hiç tanık oldunuz mu?
Bu sorunun yanıtı, elbette “hayır”dır.
Dolayısıyla hiç tanık olmadınız.
Olamazsınız da.
Demek, uygulamada o tutanaklar hiç okunmadığı halde “okundu” denilerek resmen en azından kınanması gereken boyutta bir yalan bile söylenmektedir.
Peki, yalana dayanan böyle bir tutanağı düzenleme eyleminin hukukun........
