menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bekle bizi "uykusuz haziran!’’

15 0
01.04.2026

Romanya maçının o ağır havası dağıldığında: "Bir 24 yıl daha bekleyemem." demiştim.. Sadece bir futbolsever olarak değil, bu toprakların bir evladı olarak dünya gözüyle o dev sahnede Ay-Yıldız’ı bir kez daha görmek istiyordum. Ne mutlu bize ki o rüya gerçek oldu. Şimdi soruyorum; o meşhur uykusuz gecelere, sabahın ilk ışıklarında futbolla demlenmeye hazır mıyız?
Kosova engelini aşarak dünanın en büyük spor karnavalına vize alan "Bizim Çocuklar", haziran ayında okyanus ötesinde, Amerika kıtasında olacaklar. 2002’nin o puslu sabahlarını hatırlayın; 24 yıl sonra yine sabahın köründe, elinizde çay ya da kahveyle ekran başında o tatlı heyecanı yaşayacağız. Avustralya, Paraguay ve ev sahibi ABD ile aynı gruptayız. Takvimler net: İlk iki randevu sabah 07:00’de, grubun son maçı ise henüz gün ağarmadan 05:00’te. Haziran ayında kimse kimseden mesai beklemesin; zira bizim asıl mesaimiz o yeşil sahada olacak. Gelsin uykusuz geceler!

TFF Başkanının maç önündeki o talihsiz, lüzumsuz açıklamasını zihnimizin tozlu raflarına kaldırmak istiyoruz. Şunu herkes bilmeli: O formayı terleten her futbolcu karakterlidir, o kumaşın ağırlığı her türlü polemiğin üzerindedir. Dün Kosova’da aslanlar gibi çarpışan çocuklar ne kadar karakterliyse, 24 yıl önce Uzakdoğu’yu sarsan o jenerasyon da o kadar vakur duruşluydu. Eğer futbolun en tepesindeki isim bu ayrıştırıcı dili kullanırsa, sokaktaki futbolseverin "kulüpçülük" virüsüne kapılmasını nasıl engellersiniz? Yapmayın; bu formanın rengi tektir.

Daha santra yapılmadan klavye başına geçip on bir kuran, "Orkun niye var, Barış niye yedek?" diye enerji tüketen bir kitlemiz var maalesef. Milli takım, tarihinin en kritik 90 dakikasına çıkarken hala dar bir pencereden, kendi kulübünün renkleriyle dünyaya bakanlara şaşıyorum. Unutmayın; bir teknik adamın görevi sadece "en formda" olanı değil, "hedefe götürecek" puzzle parçasını bulmaktır. Montella, Romanya ve Kosova maçlarını ayrı birer stratejik satranç tahtası gibi gördü ve kimsenin gürültüsüne kulak asmadan kendi doğrusunu sahaya sürdü.

Sürekli eleştiri oklarının hedefi olan Vincenzo Montella’ya bir parantez açalım: Hırvatistan’ı deplasmanda deviren, İzlanda buzunu ilk kez eriten, 18 yıl sonra Almanya’ya diz çöktüren bu adamdır. EURO 2024’e lider gidip çeyrek final gören, Uluslar Ligi’nde sınıf atlayan ve bizi FIFA sıralamasında 24. basamağa taşıyan bir akıldan bahsediyoruz. 24 yıl sonra bizi Dünya Kupası’na götüren bir hocaya bir "kuru teşekkür" çok mu? Üstelik kendisi hala Adana’da en yüksek vergi ödeyen isimlerden biri; profesyonelliğinin karşılığını alırken aidiyetini de koruyor.

Kosova maçının analizine girmeden önce bir kareyi hatırlayalım: Romanya maçında Ferdi Kadıoğlu taç atarken arka planda yükselen Mehter Takımı... Dünyada sadece bu coğrafyaya özgü, epik ve sinematik bir enstantaneydi. Dünya Kupası tam da budur; sadece futbol değil, oraya kendi kültürünü, kendi ruhunu taşımaktır. 2010 denince aklınıza gelen o vuvuzela sesi gibi, biz de Amerika’ya kendi imzamızı atmaya gidiyoruz. "Biz buraya aitiz" demek ve bu katılımı bir gelenek haline getirmek asıl meselemiz.

Fadıl Vokrri Stadı’nda gergin, yüksek tempolu ama akıllı bir gece geçirdik. Tıpkı Romanya maçındaki gibi "tek vuruşla" işi bitirdik. En çok kaptan Hakan Çalhanoğlu adına mutluyum; bir 4 yıl daha beklemeye ne onun yaşı ne de bizim sabrımız elverirdi. Tartışılan Orkun sahada orkestra şefi gibiydi, Ozan Kabak ise savunmada adeta duvar ördü. Sözleşmesi biten Ozan için yerli stoper arayan devlere duyurulur: Bu fırsat kaçmaz! İsmail Yüksek, modern bir "6 numara" nasıl oynanır dersi verdi; Uğurcan ise kalesinde devleşerek o biletin cebimize girmesini sağladı.

Son bir not yine Montella’ya... Bulgaristan gibi maçlarda Orkun-Hakan-Arda üçlüsüyle ofansif bir resital sunan İtalyan, Kosova’da 4-2-2-2’ye dönüp İsmail’i savunmanın içine gömerek pragmatizmin zirvesine çıktı. Ne zaman hücum, ne zaman savunma yapacağını bilen, esnek bir takım izletti bize. Teşekkürler Montella, teşekkürler bizim çocuklar. Amerika bizi bekliyor!


© T24