menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seçimlerin 2028’e, normal zamana kalacağı sözleri iktidar için bir zorlanmanın işareti mi; muhalefet için avantaj ve riskler neler?

48 0
16.06.2026

Başlangıcı futbolla yapmak istiyorum; Dünya Kupası ile. Ama devamı bununla bağlantılı siyaset olacak ve seçimlerin 2028’te zamanından bir ay önce yapılması tartışmalarından, iktidar adına bunun zorunluluğundan, muhalefet adına risklerinden bahsedilecek.

Tanıl Bora, Oksijen Gazetesi’nde ‘Dünya Kupası mega kupa olduğu kadar MAGA (Trump’ın Make America Great Again/Amerikayı yeniden büyük yapalım’ sloganı) kupa diye de anılabilir’ diye yazdı. Bunun nedenini FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun hep esas patron Trump’mış gibi yapmasına bağladı. Hatırlarsınız Infantino FIFA tarihinde ilk kez bir ‘barış ödülü’ çıkartıp bunu da Trump’a vermişti. Trump’ın önceki gün 80’inci yaş günü kutlamasında Beyaz Saray’ın Güney kısmını dev bir spor arenasına dönüştürerek ‘kafes dövüşü’ yaptırmasını da belki buraya katmak gerekir. ‘Dövüşlerin’ başladığı sırada 12 savaş uçağı ABD millî marşı okunurken geçit yapıyordu. Dövüşçülerin soyunma odası ise Beyaz Saray’ın yanındaki tarihi Eisenhower İcra Ofisi Binası oldu. 

Sağ popülist liderlerin ağırlıkla futbol, ya da ‘spor’ üzerinden, silah-asker-millîyetçi görüntüleri de katarak kitlelere verdiği mesajlar önemli oldu, çoğu zaman karşılık da buldu.  

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin millî futbol takımı için hazırlanan videoda ‘başrolde’ oluşunu da bu kapsamda okumak lazım. 

Okumayı iki bölümde yapalım. Önce ‘popülist siyaset dili’ açısından. Videonun ana mesajı ‘Siz hepiniz biz Türkiye.' Popülist siyaset, yıllardır kendisini yalnızca bir siyasi hareket olarak değil, “milletin gerçek temsilcisi” olarak sunuyor. Bu anlayışta iktidar partisi ile devlet arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşıyor. Devletin kurumları, kamusal başarılar, millî semboller ve ortak aidiyetler zamanla bir siyasi anlatının parçasına dönüşüyor. Slogandaki ‘biz ve onlar’ sadece ‘rekabet edilecek’ başka ülkelerin futbol takımlarına değil, tamamı bir siyasi partinin liderinin, Erdoğan’ın etrafında gelişen ‘güç performanslarıyla’ içeriye de bir mesaj üretiyor. Türkiye olma hakkı ‘biz’e yani Erdoğan ve onu destekleyenlere ait olarak çerçeveleniyor. Bir siyasi hareket-liderlik, kendisini milletin tamamıyla özdeşleştirdiğinde muhalefet ya da muhalif kimlikler de, rakip olan-farklı düşünenden çıkıyor; eksik, yanlış ya da dışarıda bırakılması gereken bir unsura dönüşüyor. Bu ister ‘millî takım için hazırlanan’ video olsun ister siyaset alanındaki dizayn çalışmaları aynı kapıya çıkıyor.  

Gelelim okumanın ikinci alanına. ‘Konu futbol, silahların füzelerin ne işi var içerikte’ sorusuna. Erdoğan uzun zamandır muhafazakar kimliğinden daha çok ‘tekno-millîyetçi’ bir çizgiyi öne çıkartıyor. Teknoloji kısmı ‘savunma ile........

© T24