"SGK'ya devlet katkısı" ifadesi yasadan çıkarıldı, tartışma başladı: Değişen ne?
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ancak henüz Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmeyen torba kanunun en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, 14’üncü maddesidir. Bu madde ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81’inci maddesinin başlığındaki Devlet katkısı ibaresi çıkarılmakta, daha da önemlisi aynı maddenin üçüncü fıkrası tamamen yürürlükten kaldırılmaktadır.
5510 sayılı Kanun’un 81’inci maddesinde uzun vadeli sigorta kolları olarak adlandırılan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları için prim oranı yüzde 21, genel sağlık sigortası primi ise yüzde 12,5 olarak belirlenmiştir. Başka bir ifadeyle, devlet katkısının hesabına esas alınan toplam prim oranı yüzde 33,5’tir. (Bu oranlara kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin yüzde 2,25’lik prim ile işsizlik sigortası primi dâhil değildir.)
2008 yılında yürürlüğe giren düzenlemeyle devlet, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tahsil ettiği bu primlerin dörtte biri oranında Kuruma ayrıca katkı yapmaya başlamıştır. Hesaplama yapıldığında devlet katkısı; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından yüzde 5,25, genel sağlık sigortası bakımından ise yüzde 3,125 olmak üzere toplam yüzde 8,375’e ulaşmaktadır.
Burada özellikle altı çizilmesi gereken husus şudur: Bu katkı, işçi ve işveren tarafından ödenen primlerin içinden ayrılan bir pay değildir. İşçi ve işveren tarafından ödenen yüzde 33,5 oranındaki primler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tahsil edilmekte, bunun üzerine devlet kendi bütçesinden ayrıca hesaplanan katkıyı Kuruma aktarmaktadır. Dolayısıyla yalnızca bu primler dikkate alındığında, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kasasına fiilen yüzde 33,5 değil, yaklaşık yüzde 41,875 oranında kaynak girmektedir.
Değişen ne?
Kanun teklifinin gerekçesine bakıldığında, devlet katkısının tamamen kaldırılmasının değil, bütçeden Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan transferlerin sadeleştirilmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir. Gerekçeye göre Kurumun nakit ihtiyacı bugün iki ayrı bütçe kalemi üzerinden karşılanmaktadır. Bunlardan biri devlet katkısı, diğeri ise açık finansman kalemidir. Yeni düzenlemeyle aynı mahiyette olduğu belirtilen bu iki ödeme tek kalem altında toplanacak, böylece bütçe kalemlerinin izlenebilirliğinin ve değerlendirme süreçlerinin etkinliğinin artırılması hedeflenmektedir.
Bu gerekçe, bütçe tekniği bakımından ilk etapta makul görünebilir. Ancak burada cevaplanması gereken önemli bir soru bulunmaktadır. Yaklaşık 20 yıldır kanunda açıkça düzenlenen ve devletin sosyal güvenlik sistemine........
