menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şatolar artık onsuz…

20 0
28.03.2026

Biri Alman, biri Avusturyalı, biri de Türk üç şarap yazarının bombardımanı altında bunalan Fransız önolog sesini biraz da öfkeyle yükseltti ve “Michel Rolland bir şeytan değil!” dedi. “Elbette onun da eleştirilecek uygulamaları var ama Bordo şarapçılığına büyük emek veren, onu geliştiren bir meslekdaşımız kendisi…”

2000’lerin başlarıydı ve Bordo’nun St. Estephe bölgesinde bir şatoda akşam yemeğindeydik. Dünyanın dört yanından Bordo Grand Cru şaraplarının yeni rekoltelerinin tadımı için gelmiştik ve bir gece vakti, ıssız bir bağın ortasında onu konuşuyorduk. Çok da normaldi, zira 1990’lar ile 2020’ler arasındaki çeyrek asırda Bordo şarapçılığının en tartışmalı figürü Rolland’dı. Ve belki de binlerce yıllık şarap tarihi boyunca Amerikalı şarap eleştirmeni Robert Parker’la birlikte adı şarapseverlerce en çok duyulan ikinci kişi olmuştu. Son yıllarda adı şarap medyasında daha az anılan ünlü önolog, geçtiğimiz hafta anî bir kalp krizi sonucu, 79 yaşında dünyadan ayrıldı. Geriye de artıları ve eksileriyle büyük bir miras bıraktı…

Dünyanın ilk “uçan önolog”uydu

Rolland 1947 yılında şarabın içine doğmuştu. Babası Petrus’üyle ünlü Pomerol bölgesinde Le Bon Pasteur şatosunun sahibiydi, o da çocukluğunu asmalar ve fıçılar arasında geçirmişti. Bordo Üniversitesi’nde önoloji (şarapbilimi) okuyup 1972’de mesleğe atılmıştı. Gençlik yıllarını “İlk Cheval Blanc’ımı 20 yaşında içebildim. Oysa şato evimize 300 metre mesafedeydi. Babam hep ‘Bizim için çok pahalı’ derdi…” diye hatırlıyor. Rolland üniversiteden önolog arkadaşı Danny ile evlenmiş ve babası şatonun yönetimini vermediği için eşiyle birlikte şarap analizleri yapan bir laboratuvar kurmuştu. İlk sakalını da “Çok gençtim, ciddiye alınmaya ihtiyacım vardı” diyerek o yıllarda bırakmıştı...

Bordo’daki şatolar dışında ilk danışmanlığını 1987’de Kaliforniya’ya veren Rolland sonraki yıllarda o kadar talep gördü ki, katkıda bulunduğu dört kıtadaki şatoların sayısı yıllar içinde 150’ye ulaştı. 2000’lerde ABD’den Hindistan’a, Arjantin’den Güney Afrika’ya, Brezilya’dan Kanada’ya uçuyor, şaraphaneleri birer günlüğüne bile olsa ziyaret ediyor, diğer zamanlarda da asistanlarıyla kontrol ediyordu. Bu yüzden adı “uçan önolog”a çıkmıştı. Hangi ünlü şaraplar yoktu ki danışmanlık yaptıkları arasında.. İtalya’da Ornellaia ve Masseto, Kaliforniya’da Harlan Estate, Screaming Eagle ve Bryant Family, Arjantin’de Clos de los Siete, Şili’de Casa Lapostolle, İspanya’da Marques de Grignon, Bordo’da aralarında efsane isimler Château Ausone, Angelus, Figeac, La Conseillante, Pavie, Smith-Haut-Lafitte ve Pontet-Canet’nin de olduğu 65 şato…

Rolland bir dönem şarap medyasında da çok sık gözüktü, adeta bir rock yıldızı gibiydi. Adına etiketlenen kitle şarapları bile oluyor, hemen de kapışılıyordu.

Yeni tekniklerin öncüsü oldu

Rolland’ın danışmanlıklarındaki ilk yılları şarapları iyileştirmekle geçti. 1980’lerde Bordo’da “yeşil hasat” denilen ve baharda asmaların bazılarının kesilip atılmasını, toprağın gücünün az sayıda asmaya yönelmesini sağlayan yöntemi yaygınlaştırdı. Yaprak budamasını benimsetti. Üzümlerin ideal olgunluğa erişemediği soğuk yıllarda, şaraplarda tanen ve gövde sağlamak için uzun ve sıcak fermantasyonu gündeme getirdi. Madiran gibi bölgelerin aşırı tanenli şaraplarını içilebilir kılmak için şarap tanklarına oksijen zerk ettiği mikro-oksijenasyon uygulamasını başlattı. Bu gibi yenilikçi yaklaşımları, ona talebi arttırdı.

Bu tekniklerle yaptığı, üzümleri geç hasat ettirdiği ve yoğun yeni meşe fıçı kullandığı “meyvemsilik, tanen ve alkol bombası” şarapları özellikle şaraba sert içki kültüründen geçen ABD’de çok tutuluyor, başta Parker Amerikalı şarap eleştirmenlerince de yüksek puanlarla ödüllendiriliyordu. Ancak   Rolland’ı eleştirenler de az değildi. Özellikle İngiliz şarap yazarları “Bordo şaraplarını standartlaştırıyor, teknik manipülasyonlarla hepsini birbirine benzetiyor. Teruarın getirdiği ince nüanslar kayboluyor” diyorlardı.

Michel Rolland kendisi gibi önolog olan eşi Dany ve birlikte çalıştıkları kızlarıyla, aile şatolarından Fontenil'de...

Mafya babasına benzetilmişti

Doğrusu 2000’lerin başlarında ben de buna tanık oldum, Rolland’ın bu tarz şaraplarını sevemedim. Bir keresinde eşi Dany Rolland’la birlikte Le Bon Pasteur şatosunda dünyanın farklı yerlerinde yaptığı bir düzineye yakın şarabını, “Rolland koleksiyonu”nu tattım, çoğu yeni fıçı kokusundan geçilmeyen yüksek alkollü şarapların aralarında anlamlı bir fark bulamadım. Bir keresinde de Margaux bölgesindeki Château Siran’da 1996’dan 2003’e kadar ürettiği şarapları denedim. Şatonun sahibi 2003’den sonra tesisin danışmanlığına Rolland’ın zıddı olan klasik ekolün lideri Prof. Denis Dubourdieu’yü getirmiş, bana da bu iki ayrı danışmanın imza attığı şarapları karşılaştırmalı tattırmıştı. Rolland’lı rekolteler birbirinin benzeri bir tekdüzelikte ve biraz da kaba iken, Dubourdieu’nünkiler yıldan yıla çok farklı, çok zarif nüanslı ve renkliydi. Mesajlarını direkt ifadeler yerine ince imalarla vermeyi seven Bordolular için, söylenmek istenen yeterince açıktı.

Rolland bir dönem öyle popülerdi ki, fotoğrafları şarap etiketlerini süslüyordu.

Eleştiriler bunlarla da kalmadı, belgesel yönetmeni Jonathan Nossiter şarap dünyasındaki tektipleşmeyi eleştirdiği Mondovino adlı filminde Rolland’ı şeytanî bir figür gibi gösterdi. Mercedes’in arka koltuğunda oturan ünlü önolog gaddar bir mafya babasını andırıyor, araç telefonundan emirler yağdırıyordu. Rolland film yayına girince “Beni kandırdı. Ben her zaman şoförümün yanında otururum. Kameranın montajını bahane ederek beni arkaya oturttu, alt açılardan filme aldı ve insanlara olmadığım gibi yansıttı” diyecekti.

Türk şaraplarına da emek verdi

Rolland, bu yoğun temposu içinde Türkiye’ye de uzandı ve 2008’de Eceabat’ta dikilen Porta Caelibağları'na da yıllarca danışmanlık verdi. Türk şarap tarihinin 100 milyon dolarlık bu en büyük yatırımına her yıl geldi, asistanlarını da gönderdi. Ziyaretlerinde fermantasyonu biten ham şarapların kupajlarını yapıyor, yıl boyu da şaraplarla ilgili teknik bilgileri alarak önerilerini aktarıyordu. Zaten son yıllarda en başarılı olduğu yönü de buydu, ona “kupaj sihirbazı” deniliyordu. Üreticinin ölçeğine ve işin yoğunluğuna göre hizmetleri için 30 ila 150 bin dolar arası yıllık ücret alıyor, bunlarla da yeni bağ ve tesisler satın alıyor ya da kuruyordu.

Rolland’ın genç de içilebilen ve yoğun meyvemsi tatlarını cömertçe sergileyen şaraplarına 90’ın üzerinde puanla verip popülerliklerini arttıran Robert Parker 2019’da tadımcılığı bırakınca, bu şarap stili de demode olmaya başladı. Rolland da pek çok danışmanlığın yanında ortaklıklara da girdiği, hatta kendi adına bir şato kurduğu Arjantin’e ağırlık verdi. O kadar ki, Buenos Aires’te adını verdiği bir steakhouse bile açtı.

Arjantin'de çok popüler olan Rolland, Buenos Aires'te bir de steakhouse açmıştı

Ani bir kalp kriziyle hayatını kaybettiğinde eski gücünde ve etkinliğinde olmasa bile yine de dünyanın dört yanındaki yüzlerce şarapta emeği vardı. Kimini vasat iken güzelleştirmiş, kimini ise biraz yozlaştırmıştı. Her halükârda milyonlarca damağa değmişti. Şaraplarını içenlerin, birer kadehlerini dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü -ve belki de en çalışkan- önoloğuna kaldırmaları, değerbilirlik olacaktı.


© T24