menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa sıcak dalgası Türkiye'yi teğet geçti: Temmuz ve ağustos için kritik dersler

29 0
30.06.2026

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı

Avrupa, tarihinin en sert erken-yaz sıcak hava dalgalarından birini yaşıyor. Fransa, ülke genelindeki ortalama sıcaklık göstergesinde neredeyse 80 yıllık ölçüm tarihinin en yüksek değerini kaydetti; Eiffel Kulesi ve Louvre ziyaret saatlerini kısalttı. İngiltere Haziran sıcaklık rekorunu kırdı. İtalya'da Roma dahil 16 kent için kırmızı alarm verildi; Torino'da ısınan yer altı kabloları elektrik kesintilerine yol açtı. Türkiye ise şimdilik bu krizin dışında görünüyor. 

Fakat Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgası, aşırı sıcaklarla ilgili doğru bilinen birçok yanlışı da gözler önüne serdi: Bir sıcak dalgasını daha ölümcül hâle getiren unsurlar neler? Türkiye’de 46-47 derelecer kaydedilirken, Avrupa niçin 40 derecede kırmızı alarm veriyor? El Niño'nun bu olayla bir ilgisi var mı? Ve belki de en önemlisi, Türkiye’nin yaz ayları için ne gibi dersler çıkarması gerekiyor?

Sıcaklığın tehlikesini, termometredeki rakam belirlemiyorAvrupa’ya dair haberler, akıllara haklı bir soruyu getirdi: Avrupa 40 derecede kırmızı alarm veriyor, biz ise Türkiye’de 46-47 derecelere bu kadar sö Tüm bunlar abartılı değil mi?Bu sorunun yanıtı, sıcak hava dalgalarının en az anlaşılan yanını açığa çıkarıyor: Bir sıcaklığın ne kadar tehlikeli olduğunu yalnızca termometredeki rakam belirlemiyor. İşin arkasında nem, gece sıcaklıkları, altyapı ve hatta havanın temizliği gibi çoğu zaman atlanan faktörler var. Avrupa’daki tehlikenin kaynağı ‘‘ısı kubbesi’’İnsan bedeni, gün boyunca üzerinde biriken ısıl yükü esas olarak geceleri, hava serinlediğinde atar. Uyku sırasındaki bu fizyolojik toparlanma, ısıya dayanmanın en kritik mekanizmasıdır. Avrupa’daki sıcak dalgasını özellikle tehlikeli kılan şey, bir ‘‘ısı kubbesi’’ altında gelişmesi. Kuzey Afrika’dan gelen sıcak hava, yüksek basınç sistemi tarafından kıtanın üzerine adeta bir kapak gibi oturtulmuş durumda. Bu durgun sistem altında hava dağılamıyor. Isı, her gün, bir önceki günün üzerine birikiyor ve geceler de yeterince serinlemiyor. Gece sıcaklığının düşmediği, bedenin toparlanma fırsatı bulamadığı bu koşullarda; ısının fizyolojik yükü günden güne katlanarak artıyor. 2003 yazında Fransa'da 15 bine yakın insanın ölümüne yol açan felaketin asıl nedeni de buydu: günlerce süren, gece bile bitmeyen, klimasız konutlarda yaşayan yaşlıları vuran kesintisiz ısı. Avrupa şehirleri aşırı sıcaklara uygun inşa edilmediAvrupa'nın bu kadar etkilenmesinin bir diğer nedeni ise yapısal: Kıta, geçmişte serin yazlara göre inşa edilmiş ve klimanın yaygın olmadığı bir bö Üstelik Dünya Meteoroloji Örgütü'ne göre Avrupa, küresel ortalamanın iki katından hızlı ısınan kıta. Yani aynı atmosferik desenler (yaz sıcağını getiren klasik yüksek basınç sistemleri) artık ısınmış bir zemin üzerinde çok daha uç sıcaklıklara dönüşüyor ve mevsimin daha erken döneminde geliyor. Temiz havanın beklenmedik bedeliAz bilinen, ama bilimsel olarak iyi belgelenmiş bir başka etken ise Avrupa’nın son birkaç on yılda hava kirliliğine karşı yürüttüğü başarılı mücadele. Bu mücadele sonucunda, sanayi ve trafik kaynaklı ortaya çıkan ve havada askıda kalan minik parçacıklar, yani aerosoller, belirgin biçimde azaldı. Bu, soluduğumuz hava açısından kuşkusuz iyi bir gelişme. Ne var ki bu parçacıklar aynı zamanda güneş ışığının bir kısmını yansıtıp dağıtarak yüzeye ulaşan radyasyonu azaltan ince bir perde işlevi de görüyordu. Hava........

© T24