menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yıldızların bizim için parladığı anlar

42 0
01.03.2026

Dünyada hayatın başlangıcı tartışmalı ve bir o kadar da ilginç bir konudur. Kimi bilim insanlarına göre yaşam rastlantısaldır. Olasılıklar ve  kendiliğinden oluşan kimyasal etkileşimler bizi biz yapan yolu açmıştır.  Bu ne kadar doğru bilemem ama on binlerce yıldır süregelen insanlığı düşününce ve  hayat serüvenimize yazınsal açıdan bakınca  bu kuramı heyecan verici buluyorum.  Evrenin oluşumu ve Nâzım Hikmet'in "mavi kadifede bir yaldız zerresi" dediği dünyamızın doğumu gerçekten rastlantıysa, biricik hayatlarımız bundan ayrı düşünülebilir mi? Olasılıklar ve onların ortaya çıkardığı rastlantılarla örülmüş bir ömrü sürmüyor muyuz?  Nerede doğduksa, hangi kültürel ortamda büyüdükse, hangi dille hayatı algıladıksa, kimlerle birlikte olduksa; başka bir deyişle, rastlantılarla tercihler arasındaki olguları genetiğimizle yoğurarak biz oluyor ve ona göre yaşamıyor muyuz?

Tolstoy'un olduğu varsayılan bir  anekdotu anımsatmak isterim: "Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir."  Roman türü üzerinden rastlantısallığın heyecan veren serüvenine vurgu yapan bir anekdot bu. Åşık Veysel'in uzun ince bir yola benzettiği yolculukta, bir yabancı gibi karşımıza çıkan  ama sonra çok tanıdık olan diğerleriyle birlikte, sayısız olasılık, rastlantı ve tercihler belirlemez mi kararlarımızı? Dümdüz akan hayatın içinde birden ortaya çıkan kişilerin ve tesadüflerin doğurduğu ilişkilerle o ilişkilerin yaşattıkları edebiyatın hiç eskimeyen izleklerindendir. Rastlantıların etkileyiciği kuşkusuz ki yaşantılarımızdan kaynaklanmakta. Bunu çoğu kez göremesek de böyledir. Farkında olamayışımızı, çoğu zaman  hayatımıza yön veren........

© T24