menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın en güzel hapishanesi: Aşk

49 99
15.02.2026

DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24

Dünyanın en güzel hapishanesi: Aşk

Aşk, yalnızca o yolda bulunabilen bir mutluluktur. Başında ışıklı bir hale ile yürür insan. Bundan kimsenin kuşkusu yok; ama aynı zamanda mutsuzluk da bir gölge gibi yanındadır o yolda. Çünkü birbirine zıt duygular bir aradadır

İnsanlar nehirler gibidir. Dağları, vadileri, yemyeşil kırları, kayalıkları, engelleri aşa aşa, bazen çağlayan olup dökülen, bazen göllenip durulan sulara benzerler ve zamanın denizine doğru yalnız akarlar. Sonra derin sularda sessizce kaybolurlar. Ancak bazı nehirler vardır ki denizde kaybolmadan bir başka nehirle buluşuverirler. Fırat ve Dicle gibi, Tuna ve Sava gibi. Doğanın mucizevi rastlantısıdır onları bir araya getiren. Nehirlerin buluştuğu yer öyle verimlidir ki bin bir çiçek açar toprağında, yüzü güler coğrafyanın. Yağmurlar en çok oraya yağar, neşeli bulutlar, haylaz güneş ışınları oraya bakar. Hayat orada güzelleşir.

İnsanlar da sonsuzluk denize doğru akarken hayat bazen iki kişiyi iki nehir gibi buluşturuverir. O zaman her şey daha coşkulu ve engindir. İşte o zaman ikisinin çevresinde hayat güzelleşir. Şarkılar daha anlamlı, şiirler daha dokunaklı, geceler daha yıldızlı, günler daha ışıklıdır. Bir çağlayandan neşeyle ve köpük köpük dökülür gibidir hayat. Biz buna aşk diyoruz.

Birçok duygu için belirgin cümleler kurup tanımlayabiliriz ama aşk için ne desek eksiktir, ne söylesek yarım kalır, ne yazsak tamamlanmamış bir yazı olur. Çünkü o, hayatı hayat yapan bütün duyguları sarıp sarmalayan bir olgu ve insanın kendine giden yolun başlangıcıdır. Ve her aşk rastlantısal olduğu kadar biriciktir. Sabahattin Ali, hayatın içinde kendini keşfetmenin aşkla mümkün olabildiğini ne güzel vurgulamıştı: "Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin." O tesadüf birini karşına çıkarıp insana ruhunu hissettirdiğinde onun sadece yanında olması bile yeterlidir. Kafka, Milena'ya boşuna dememişti: "Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! Åşık biri için ne büyük nimet değil mi?" Bu öylesine bir heyecandır ki Cemal Süreya da sevgilisiyle yan yana yürümeyi aşktan saymıştır: "Yan yanaydık ve şehir böyle bir mucize görmemişti." 

Dün Sevgililer Günü'ydü. Aşkın karanlıkta billur bir avize gibi parıldadığı gündü. Mitolojideki İris, kanatlarından en ışıltılı sözcükleri döktü dün akşam insanların üzerine. Herkes payına düşeni aldı. Yan yana yürümenin heyecanını yaşayanlardan, sevgilinin açtığı yolda yürüyerek kendini........

© T24