Milli gurur tüm milleti kapsayabilir mi, yoksa sadece “erkekler” için mi var?
Malumunuz, “milli” kelimesini çok seviyoruz. Bayrak gördüğümüzde gözümüz doluyor, marş çaldığında omzumuz dikleşiyor, “biz” dediğimizde (sanki biz olmayı çok biliyormuşuz gibi) bütün kırıklarımız bir anlığına birbirine tutunuyor. Ama tuhaf bir seçiciliğimiz var. Milli derken bile hangi milliden bahsettiğimize göre değişiyor durum. “Milli” demek bile erkeklikle ilişkili, başarısı da erkeğe övgü şeklinde haliyle…
Oysa “biz”, en milli değerlerine, çiftçisine, ürününe, zeytinine, kötüne, köylüsüne, denizine, çocuğuna, kadınına, kültürünün çok çeşitliliğine, mizahına, adaletine, hukukuna, ekonomisine, diline, azınlığına, çoğunluğuna, sanatına, notasına; bu ülkeyi tüm ülkelerden özel, zengin, ayrıcalıklı kılan ne kadar değer varsa her birine ve hiçbirine sahip çıkamamış bir toplumuz. Sadece 20 küsur yıldır değil; hep böyleydik, son 20 yılda sadece daha kaba, daha maço, daha kibirli, daha “erkek”, daha bencil, daha kötü kalpli, daha açgözlü olduk o kadar… Birlikte yaşama, gülme yetimize, komşuluğumuza, hoşgörümüze, ülke sevgimize, kendimizle dalga geçebilme yeteneğimize, birlikte yanyana durabilme becerimize sahip çıkamadık. Böylece “Milli” dediğimiz şey, bir aidiyet duygusu olmaktan çıkıp bir emir kipine, bir susturma aracına, maço bir böbürlenmeye dönüştü.
O yüzden bugün milli futbol ve voleybol takımları üzerinden (yeniden) açılan tartışma sadece spor tartışması değil. Bu ülkenin neyi ödüllendirdiği, neyi gördüğü, neye yatırım yaptığı, neyi alkışlayıp neyi “milli” gördüğü meselesi. Ve üzgünüm ama hepimizi etkiliyor, en spordan uzak olanımızı bile.
Konuyu bilmeyenler için: Dünya Kupası’nda A Milli Futbol Takımı 24 yıl sonra döndüğü sahneden iki maçta havlu atarken, aynı günlerde Filenin Sultanları Ankara’da Belçika, Fransa, Almanya ve Çin’i yenip VNL etabını 4’te 4’le kapatıyordu. Bu yüzden de sosyal medyada bir imza kampanyası başladı: “Futbol Milli Takımı’na verilen lüks destekler, vaat edilen villalar, primler, özel imkanlar kadın voleybol takımına da verilsin.” Daha kısa, daha sosyal medya diliyle: “Villaları kızlara verin”
Bu cümle ilk bakışta öfkeyle söylenmiş bir şaka gibi duruyor. Ama içinde ciddi bir hesap sorusu var. Çünkü bir yanda, haberlere göre TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun A Milli Futbol Takımı Dünya Kupası’na “katılırsa” futbolculara Bodrum’daki bir projeden villa vereceği yönündeki açıklaması var. Hatta söz konusu projede 4 bin villa yapılacağından ve bu evlerden futbolculara verileceğinden bahsedildi. Üstelik bunun “kendi cebinden” yapılacağı da söylendi.
Burada insanın aklına çok basit sorular geliyor. Mesela bir kişinin halihazırda villa kaynayan, betonlaşma yüzünden doğal güzelliğini kaybeden Bodrum’a 4 bin villa yapacağını söylemesi neden hiç sorgulanmıyor? Herhangi biri değil; bir federasyon başkanının futbolculara 11 villa vaat edebilecek ekonomik kudreti, bu ülkenin spor sisteminde nasıl bu kadar olağan kabul ediliyor? Daha temel soru şu: Bir milli takımın işi olan şeyi, yani futbolu iyi oynamak, Dünya Kupası’na gitmek, sahada rekabet etmek için neden ekstra villaya ihtiyaç duyuluyor?
Bir insan işini yapınca maaş alır. Çok iyi yapınca prim alabilir. Ama milli forma, zaten bu ülkenin en büyük sembolik ayrıcalıklarından biri değil mi? Biz ne ara “ülke adına oynamak” fikrini de Bodrum tapusuyla motive edilmesi gereken bir performans sözleşmesine çevirdik?
Üstelik mesele sadece futbolculara verilen ya da vaat edilen hediyeler değil. Mesele, bu ülkenin kaynak, ilgi, sponsor ve itibar dağıtımında futbolu neredeyse dokunulmaz bir tapınak gibi görmesi. Futbolun ayak oyunları, kulisleri, kabalığı, üstten bakan dili, erkeklik gösterisi, hakem tartışması, başkan kavgası, transfer dedikodusu, prim pazarlığı, lüks uçuşu, futbolcunun eşinin çantası ayakkabısı, villa vaadi... Bunların hepsi “milli heyecan” paketinin içine kolayca yerleşebiliyor. Ama aynı anda, başka milli alanlar sessizce başarı kazanıyor.
Duyulmayan başarılar milli başarı değil mi?
Biz Dünya Kupası ile yatıp kalkarken aynı tarihlerde başka nasıl “milli başarılarımız” oldu biliyor musunuz? Basında karınca kararınca bile yer alamayan başarıların bazıları şöyle:
A Milli Kadın Futbol Takımı, FIFA........