Bir film otistik olabilir mi?
2 Nisan Otizm Farkındalık Günü, dünya genelinde otizm spektrumuna dair ayrımcılığı azaltmayı amaçlıyor ve otistik bireylerin haklarına dikkat çekiyor. Spektrum denilmesinin nedeni çok çeşitli renklerde ve şiddette görülebileceğine dair bir vurgu.
Kelime, Yunanca ‘autos’ (kendi) sözcüğünden türetilmiş. Auto-ism (otizm) ‘kendi içine dönüklük’ veya ‘kendilik hali’ anlamına geliyor.
Tanıdığım kişiler kendilerine ‘otistik’ demeyi seçtiği için ben de bu dili kullanıyorum. ‘Drop the Disorder’ (Bozukluk Etiketini At, Jo Watson, 2019) kitabını fark ettiğimden bu yana ise ‘bozukluk’ kelimesini kullanmıyorum. Bu kitap, nörogelişimsel olarak farklı olabileceğimiz görüşünü destekliyor, dışlayıp ‘bozuk’ demiyor ve olanı kucaklıyor.
Bir arkadaşım, çalıştığı, kapitalizme bol ürün yetiştirmek için müthiş hızlı ve üretken olunması gereken o şirketlerden birinden bahsederken neden bilmem tepem attı ve şöyle dedim: ‘O zaman sizin şirkette otistik biri çalışamaz.’
O da beklemediğim bir şekilde şöyle cevap verdi: ‘Handeciğim tabii ki çalışamaz.’
Bu hiç kapsayıcı değil ve sakat zamanı (crip time) ile de örtüşmüyor. Ve bu ‘tabii ki’ sözü, sistemin dışlayıcılığının ne kadar normalleştiğinin kanıtıydı.
Crip time, sistemin dayattığı o bitmek bilmeyen koşturma haline bir direnç........
