İran’ın üzerinde savaş bulutları artarken, dünya seyretmekten başka bir şey yapamıyor
Cenevre görüşmeleri
Bu satırlar yazılırken Cenevre’de Umman’ın kolaylaştırıcılığında gerçekleşen ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmelerinin üçüncü turu henüz başlamıştı. Ancak görüşmelerden sonuç alınacağı konusunda kimsenin fazla bir umudu yok.
Donald Trump’ın hemen hemen her konudaki özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında daha önce Umman’ın başkenti Muskat’ta ve Cenevre’deki Umman diplomatik temsilciliğinde yapılan iki tur görüşmede bir müzakere çerçevesi üzerinde mutabık kalındığı iddia ediliyor. Bu tez daha ziyade İran tarafına ait. ABD temsilcileri ayrıntıya girmiyorlar ancak müzakerelerin olumlu yönde ilerlediğini ifade ediyor.
Buna karşılık Trump ve Dışişleri Bakanı Rubio tarafından yapılan sert uyarı ve tehditlerin ardı arkası kesilmiyor. ABD bir yandan da bölgeye şimdiye kadar görülmedik şekilde silah yığınağı yapmaya devam ediyor. Daha önce Basra körfezine gönderilen Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona bağlı çok sayıdaki savaş gemisinden sonra bu kez Akdeniz’e ABD’nin en yeni ve en büyük uçak gemisi Gerald Ford gönderildi. Gerald Ford Girit’teki Suda Körfezi deniz üssünde demir attı. Bunun yanı sıra Körfez bölgesindeki ABD hava üslerine de yoğun şekilde uçak intikalleri gerçekleşmeye devam ediyor. Verilen mesaj çok açık. ABD İran’a, “ya bizim dayattığımız koşulları kabul edersin, ya da sonuçlarına katlanırsın” diyor. Büyük bir ihtimalle mevcut görüşmelerin başarısızlığını bahane ederek İran’ın üzerine çullanacak.
Burada konudan hafif şekilde ayrılıp, Gerard Ford uçak gemisinin Girit’te demir atmasını büyüteç altına almakta yarar var. ABD’nin birçok müttefiki İran’a yönelik olası saldırı için üslerini, topraklarını ve tesislerini kullandırmazken, Yunanistan’ın tavrı hayli dikkat çekici. Ne Türkiye ne Arap ülkeleri ne de İngiltere ABD’ye kucak açarken, Yunanistan’ın açık şekilde İsrail ve ABD’nin yanında saf tutmasını bir kenara not etmek gerekir. Yunanistan bu tavrı ile AB çizgisinden keskin şekilde ayrılıyor. Mitsotakis seçimler öncesi ülkesinde tehlikeli bir oyun oynuyor.
ABD ile İran arasındaki pozisyon farkları
İran tarafı ABD müzakerecileri ile üç konuda prensipte mutabık kalındığını iddia ediyor: 1) İran’ın sembolik de olsa uranyum zenginleştirme hakkının muhafaza edilmesi; 2) Elindeki yaklaşık 400 kg yüzde 60 oranın üzerinde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının üçüncü bir ülkenin yeddine teslim edilmek yerine, bunların yoğunluğunun azaltılarak sivil kullanım için elde tutulması; 3) Mevcut balistik füze sistemlerine herhangi bir müdahalede bulunulmaması.
Nükleer silah yapmak için yüzde doksanların üzerinde zenginleştirilmiş uranyum gerekiyor. ABD bombardımanı öncesinde bazı kaynaklar İran’ın bu silahları yapmaya........
