Duvarda asılı olan tüfek ve dostum Çehov’un kısa yazma tavsiyesi
Kitap okumanın, özellikle de edebiyatın yararlarını anlatan en etkili cümlelerden biri aklımda şöyle kalmış:
“Okumak, geçmişte yaşamış olan yazarlarla dost olma fırsatı verir.”
(Şimdi internette baktım, buna benzer bir cümle Descartes tarafından söylenmiş: “İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.”)
Böyle düşünüyorum. Tek yanlı olması da sorun değil. Dostluk dostluktur. İnsana çok şey kazandırır.
Benim iyi dostlarımdan biri de Anton Çehov’dur. En iyi yazar olduğu için değil. Biraz da onun karakterinde kendimi gördüğüm, hayatta bazı konulara aynı tarzda baktığımızı hissettiğim için.
Çocukluğumdan başlayarak çok uzun yıllar şiirlerine hayran olduğum Nâzım Hikmet’e saygım hiç eksilmedi. Ama Orhan Veli’yi daha yakından tanımaya başlamamdan itibaren onunla farklı bir "samimiyet kurdum". Onun özen ve ciddiyetinin yanı sıra biraz da alaycı bir boşvermişliğe sığınması, bana hep sempatik ve samimi göründü.
Mümkün olsa da bir araya gelseler, sanırım Çehov ile Veli çok iyi arkadaş olabilirdi (bugün mütevazılığım üzerimde, yoksa “biz üçümüz” diye cümleler kurabilirdim)… İkisinin toplam ömürlerinin 80 yıl olması ne acı!
Çehov lafını sakınmaz. Örneğin, onun “Sadece aptallar her şeyi anlar” yaklaşımı ölümsüzdür.
Eserlerinde onun stiline özgü birçok başka cümle dikkat çeker:
“Hava gerçekten de ne kadar güzel! Acaba gidip bir çay mı içsem yoksa intihar mı etsem?..”
Ya da bu:
“Hayat aslında çok basit şeydir. Ama insan onu berbat etmek için o kadar çok çaba harcar ki…”
Şuna ne dersiniz:
“Eğer........© T24
