menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Böyle Başkomutan’a böyle Savaş Bakanı!

65 0
22.03.2026

Birçok çapsız ve kurnaz lider gibi, ABD Başkanı Donald Trump da dini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyor.

İlk başkanlık döneminde de bu tür girişimleri olmuş, covid virüsüne yakalanmasını bile “Tanrı’nın bir lütfu” olarak yorumlamıştı.

Seçim kampanyası sürecinde, 13 Temmuz 2024'te Pensilvanya’daki bir mitingde suikast girişimini kulağından vurularak atlatmasından sonra da benzer açıklamalar yapmıştı. Kurtulmasının “Tanrı’nın mucizesi” olduğunu savunmuş, suikast girişiminden sonra başkan seçilmesini değerlendirirken “Tanrı çok enteresan yöntemlerle çalışıyor” demişti.

İran savaşından önceki demeçlerinde, ABD’de dinsel değerlerin gerilediğini, kendisinin bu süreci tersine çevirmek ve “dini her zamankinden daha güçlü ve daha etkili bir şekilde geri getirmek istediğini” dile getirmişti. Ayrıca seçimlerde ABD’deki Hristiyanlar ve Evanjeliklerin büyük bölümünün oyunu alarak başkan seçildiğini belirterek yakında “Dinsel Özgürlükler Başkanlık Komisyonu” kuracağını bildirmişti.

Epstein’den dinsel misyonlara

Özellikle İran saldırısının başlamasının ardından Trump’ın dini kullanma çabalarının yoğunlaşması dikkat çekici.

5 Mart 2026’da Oval Ofis’te, bir grup Evanjelik papaz ve dinî lider, sözde kutsal kitaplardan esinlenip ortalarına oturttukları Trump’a elleriyle dokunarak bir dua töreni düzenledi. Güya amaç, liderin yönetme yeteneğinin pekiştirilmesi ve Tanrı’nın onu daha da güçlendirmesiydi.

Beyaz Saray’daki bu etkinlik, ABD’de din ve devlet ayrılığı ilkesinin açıkça çiğnendiğini gösteriyordu.

Bu arada Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun savaşın nedenini “İran’ın her şeyi dinsel saiklerle yapan yönetimiyle anlaşmanın........

© T24