menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kim başa geçmeli? Tarih ne diyorsa o!

13 0
yesterday

Birçok insan yazdı; ben de katılıyorum: ülkemizde en çok konuşulan-yazılan, en çok önem verilen üç konu var: Siyaset, ekonomi ve futbol. Üçünde de tabakta babamız var; annemize baktığımızda da neyi-nereyi gördüğümüz belli. FIFA Dünya Kupası’nda 5’ten 85’e bütün milletimiz, ekranların karşısında ANZAC (Avustralya-Yeni Zeland Kolordusu) torunlarının denize dökülmesini beklerken durum tersine döndü. Tarihten ders çıkarma ve devamlılık konularında 111 yıl içinde ciddi bir gelenek oluşturan Avustralyalılar, esas itibarıyla “Türküz, türkü çığırırız” diye efelenenleri tefe koyup çaldı. Her tarafa yerleştirilen dev ekranlarda ve uzun boylu rakipler karşısında küçülen sporcularımız da, bundan böyle “önümüzdeki maçlara bakıyoruz” hâline geçtiler.

Önümüze bakıp geçmişe mazi demek, bizim değişmez ve nadir alışkanlıklarımızdan. “Sosyalleşme” kelimesinin karşılığı, bilindiği gibi “insan içine çıkmak” gibi bir şey. Gerçi bu durumlarda da ellerden eksik olmayan telefonlar sayesinde bireysel özgürlüğümüzü (!) koruyoruz. Ancak bu özgürlüğümüzü kullanırken, yine bilindiği gibi sesimizin “volume” düğmesini kısmıyoruz, kısamıyoruz. Artık çoğunluk “sosyal ortam”larda böyle konuştuğu için, üç-beş “marjinal”in bundan rahatsız olması da umurumuzda değil. Aslında üç değil ama 100 kişide ortalama beş-altı kişinin bu seslere tahammül edememesinin bilimsel bir izahı var (daha doğrusu varmış; ben de aynı durumdan muzdarip biri olarak geçen hafta öğrendim). Bu rahatsızlık, “aşırı duyma” rahatsızlığı; literatürdeki adı da “mizofoni.” Kulak yapısındaki bir tuhaflıktan kaynaklanıyor. “Normal” insanların duymadığı veya duysa da rahatsız olmadığı sesler, bu kişileri fena yapıyor. Tabii o kadar da “marjinal” bir vaziyet sayılmaz; ülkemizde bu durumda yaklaşık 4.5-5 milyon kişi var. Bunu öğrendikten sonra, özellikle kamusal alanlarda ve tabii apartman dairelerinde “ses ve müzik volümleyen” kardeşlerimize karşı daha anlayışlı davranmaya başladım. Yani “problem sende” diyenler yine haklı çıktı! Tabii “senin neyin eksik, sen de duyur sesini” diyenler de.

Bu “vur patlasın, çal oynasın, bağır duyulsun” zamanlarında, yine........

© T24