menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Astroloji bilim midir?

21 0
08.03.2026

Astroloji, günümüzde bilim tanımlaması içinde yer almıyor.

İnsanın evreni ve doğayı anlama ve keşfetme serüveninde uzun yıllar bilimle yol arkadaşlığı yapmış olan astroloji’nin bilim ile yolu rönesans sonrasında kesin olarak ayrılmıştır.

Biliyorsunuz, insan varlık bilincine eriştiği ilk andan itibaren sorularının yanıtlarını gökyüzünde aradı. Yaratıcılarını orada bulacağını hayal etti ve gördüğü her gök cismine bir tanrısını yerleştirdi. Geleceğinin ve varlık nedeninin sıkı bağlarla onlara bağlı olduğuna inandı. Ve onların hareketlerini inceleyerek anlam çıkarmaya ve bu yolla bilinmezlik duygusunu bastırmaya çalıştı.

Bu süreçte hem kehanet, hem de doğayı anlama ve yorumlama çizgisinde astroloji doğdu.

Her kralın bir, hatta daha fazla astroloğu olduğunu biliyoruz. Onlar, gökyüzüne bakarak o anı yorumluyor ve gelecekten haber veriyorlardı. Zaman içinde hüküm sürenin baş yardımcıları ve yönlendiricileri oldular.

Astrolojinin kaynağı

Astrolojinin ortaya çıkışında asıl belirleyici unsur, çıplak gözle izlenebilen gök cisimlerinin hareketi ile Dünya üzerindeki yaşam arasında kurulan ilişkiydi.

Erken dönem insanı için yaşamın temel kaynağı olan Güneş gök cisimleri içinde en etkili olandı. Gece ve gündüz, mevsimler onun hareketi ile ortaya çıkıyordu ve canlı yaşam onun kontrolündeydi. Toprak onunla yeşeriyor, ürünlerin olgunlaşmasından hasadına kadar hepsini o sağlıyordu. Dünya uydusu Ay, gezegenimiz üzerinde etkili ikinci gök cismiydi ve okyanuslarda gelgitlerin baş aktörüydü. Güneş ve Ay tutulmaları ile gökyüzü kararıyor, muhtemelen bir şeylerin yanlış gittiğine işaret ediyordu.

Gezegenlerin ve yıldızların hizalanması ise başka bir işaretti; bize kim olduğumuzu ve geleceğimizi etkileyip etkilemediğini gösterirken belki de kaderimizi belirliyorlardı.

Astroloji içinde kahinliğe doğru kayarken beraberinde astronomiyi de büyüttü.

Zodyak (zodiac)

MÖ. 500’lerde Babilli astrologlar, kuzey yarımkürede takımyıldızlarına bakarak gökyüzünü 12 parçaya böldüler ve her bir parçaya bir takımyıldızı yerleştirdiler. Böylece Güneş, her ay bir takımyıldızından yani bir burçtan geçecekti. Aslında burada13 takımyıldızı vardı ama bir takımyıldızı (yılancı takımyıldızı) görmezden gelinmişti.

Güneş’in izlediği bu yola burçlar kuşağı (zodiac) denildi.

Zodyak, bilinen ilk göksel koordinat sistemidir.

Zodiac

Daha sonra Babil astrolojisi temel alınarak bildiğimiz on iki burçtan oluşan batı astrolojisi (zodyak) geliştirildi. Çin astrolojisinde de aylar ve yıllar şeklinde bölünmeler vardır ancak orada döngü takımyıldızlarla bağlantılı değildir; buradaki döngü şans veya şanssızlıkları ima eden on iki hayvan ile karakterizedir.

Dünya merkezli evren anlayışının çöküşü ve Güneş merkezli evren anlayışı ile birlikte astroloji ve astronomi birbirinden kesin çizgilerle ayrıldı. Ama her iki grup da gökyüzüne bakmayı sürdürdü.

Bu döneme kadar birçok astronom, hem astronomi hem de astrolojiyle uğraşmış, bu da gökyüzünün ayrıntılı gözlemlerinin sürdürülmesine yardımcı olmuştur. Gezegen hareket yasalarıyla bildiğimiz ünlü astronom Johannes Kepler’in soylulara burç yorumları yaptığı söylenir.

Nostradamus olarak bilinen Michel de Notredame, veba hastalarını tedavi eden Fransız bir hekimdi. 1555 yılında yayınlanan Les Prophéties'i (Kehanetler) yazan amatör bir astrologdu.

Astroloji, bilim ile birlikte gelişti; astronomi, matematik ve tıp hep birlikte yol aldılar. Binlerce yıl boyunca astrologlar, veri toplayan ve tahminlerde bulunmaya çalışan ilk uygulayıcılardı.

Ama bütün bunlar astrolojiyi bugün bilim tahtına oturtamıyor.

Astroloji niye çekici?

Ancak astroloji, bugün kendisini gelecekteki olayları tahmin etme ve insanların karakterini anlama aracı olarak yıldızların konumunu ve hareketini inceleyen bilim dalı olarak tanımlıyor.

Bilim insanları bu iddiayı doğrulamak için bilimsel yöntem kullanarak astrolojinin vardığı sonuçları test ettiler.

1980'lerde Amerikalı fizikçi Shawn Carlson, astrolojinin geçerliliğini test etmek için bir çalışma yürüttü. 30 astrologtan, 116 kişinin doğum haritalarını (bir kişinin doğum anındaki Güneş, Ay ve gezegenleri gösteren haritalar) incelemelerini ve bu doğum haritasının ima ettiği bilgilerin doğru kişilik profiliyle eşleşip eşleşmediğine bakmalarını istedi.

Elde edilen sonuçlar, eşleştirmelerin istatistiksel olarak anlamlı olmadığını gösterdi.

Carlson'ınkine benzer bir test, Ağustos 2024'te tekrarlandı; bu testte 152 astrologdan on iki kişinin doğum haritasını, kişilikleri ve yaşamları hakkında yanıtladıkları anketlerle eşleştirmeleri istendi. Benzer sonuçlar elde edildi.

Başka bir bilimsel çalışma, 15.000 kişinin kişilik ve zeka testi sonuçlarını doğum tarihleriyle eşleştirmeyi amaçladı ve herhangi bir korelasyon bulamadı. 

Dolayısıyla astrolojinin bilim iddiası kabul görmedi.

Peki, neden insanlar bin yıllar boyunca, hatta günümüzde bile astroloji konususunda takıntılıdırlar?

Bunun yanıtı insanın doğasında gizli.

Çünkü insanı en çok rahatsız eden şey “bilinmezlik” duygusu. Ayrıca zor zamanlarda kehanetin insan psikolojisi üzerinde ciddi bir çekiciliği olduğu belirtiliyor. Bu anlamda astrologlar ve kahinler tarih boyunca değer görmüşler; zor kararlar vermelerinde insanlara yardımcı olmuşlardır.

Doğru kararlar, demiyoruz: Zor kararlar!

Bugün de astrolojinin hatırı sayılı takipçisi var ve göklerden haber bekliyorlar!

Kaynakça:

https://en.unesco.org/silkroad/content/did-you-know-influence-astrology-science-astronomy-along-silk-roads

https://www.theguardian.com/science/2020/jan/11/how-astrology-paved-way-predictive-analytics

 

 


© T24