menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaş doğrulama, herkesin gizliliğini tehlike atar

38 0
12.03.2026

Bugünlerde TBMM’de 15 yaş için sosyal medyanın yasaklanmasına yönelik “yaş doğrulama” sistemi konuşuluyor. Ama sistem yararından çok zarar getirecek. Başlıktaki ifade Epic Games’in kurucusu Tim Sweeney’e ait. Tim Sweeney 2 hafta kadar önce yaş doğrulama konusunda bir açıklama yaptı. Bu açıklama en kritik 2 noktaya değiniyor:

"Çocukları çevrimiçi ortamda korumak, herkesin gizliliğini tehlikeye atan bir gözetim altyapısı kurmayı gerektirmemeli. 

Hükümetler uygulamaları hassas verileri toplamaya zorladığında, ekosistem kaçınılmaz olarak üçüncü taraf doğrulama sağlayıcılarıyla doluyor. Bazıları sorumlu, ancak çoğu değil ve veri sızıntıları işte burada gerçekleşiyor. Aileler işte burada risk altında kalıyor."

Sadece bizde değil, tüm dünyada birdenbire yetişkinlere yönelik oyunlar ve web siteleri için yaş doğrulama kuralları konuşulmaya başlandı. Kimisi vatandaşlık kimlik bilgileri, kimisi yüz doğrulama, kimisi ise platformun sorumluluğu ile yapmayı tartışıyor. Elbette yeni bir konu değil, internetin başından bu yana tartışılıyor. Ancak şimdilerde bu kadar öne çıkmasının nedeni olarak, sosyal medyanın yarattığı ortamın yok edilme isteği olduğunu belirtenler de var.

Sosyal medyadaki ifade özgürlüğü rahatsızlık mı yaratıyor?

“Sosyal medya” hayatımıza, aşağı yukarı 2005-2007’ler sonrasında girdi.  Bunları, antik Yunan kentlerinin merkezinde halkın politik, dini, ticari her türlü konudaki gelişmeleri öğrendiği, fikirlerini açıkça beyan edebildiği “AGORA” meydanlarına benzetebiliriz. Yani demokrasinin bileşenlerinden birisi gibi gözüküyorlar. Halkın sesini duyuruyorlar.

Ancak halkın düşüncelerini bu derece aktarması hoşa gider mi? Noam Chomsky, Medya Gerçeği kitabında, 1985’lerde UNESCO altında yapılan ama kısa süre sonra sona erdirilen Medyanın demokratikleştirilmesi” çalışmasına işaret eder. Neden sona erdirilmiş biliyor musunuz?  Vatandaşın sesinin duyulması kurulu düzende sıkıntı yaratacağı öne sürülmüş.

Medyanın giderek tekelleşmesi sonucunda, bugün dünyada olup biteni öğrendiğimiz yer sosyal medya oluyor. Gerçi platformlar da “para kazanma” dertleri yüzünden hükümetlerle iyi geçinmeyi tercih ediyorlar (örneğin İmamoğlu’nun Twitter hesabının kapanması) ama bu bile yeterli bulunmuyor anlaşılan.

İşte engellenmesi gereken şey, sosyal medyanın sesinin kısılması ise, engellemenin en kolay yolu da sosyal medyaya kimliklerle girilmesi. Böylece ifade özgürlüğünün sonu gelir. Ama beraberinde 2 kritik sorun yaratarak. 

Daha güçlü çocuk güvenliği söylemi aslında gözetim getiriyor

Düzenleyiciler, çocukların zararlı çevrimiçi içeriğe maruz kalması ve sosyal medya ve oyun platformlarının ruh sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili artan halk endişelerini gidermek için gerekli olduğunu söylüyor.

Bu halkta da geniş karşılık görüyor. Çocuklarının ya da gençlerin internette yanlış yerlere gitmemesini isteyenler bu durumu destekliyor. Öyle ki,  karşılığında kaybedilecek şeyler olduğunu yani Kitlesel Gözetim + Kişisel veriler riski bulunduğunu anlatmak çok zor.

Ama şöyle anlatalım; internet, fiziksel yaşamdan farklı bir yer değil. Hayatınızda ne tehlike varsa, internette de o tehlikeler var. Sadece daha kolay ulaşım sağlaması farklı. Ama dolandırıcılıktan bahsedeceksek, apartman kapısına tencere pazarlamaya gelen adam da dolandırıyor, büyük paralara imza attırıyor, internette kendini romantik aşık ya da yatırım uzmanı diye sunan da. İkisinde de önemli olan, tanımadığınız kişilere ve onların ileri süreceği parasal durumlara karşı dikkatli olma zorunluluğu.

Diğer yandan interneti hiç kullanmayalım dersek, bunu da ulaşım ile karşılaştıralım. Aslında otomobiller de tehlikeli. Yani kaza oluyor ve ölüyorsunuz. Ama neden? Kurallara dikkat etmemişsinizdir, yol bozuktur, arabanın sağlığı kötüdür, belki sarhoşsunuzdur vs. vs. İnternet’te böyle, kurallara uyulduğunda tehlike azalır, yok olur. Ama uymazsanız, başınıza iş gelir.

Kişisel veriler riske atılıyor

Kişisel verilerin korunması ile ilgili gruplar, çocuk güvenliği amacı derken, yaş doğrulamasının kullanıcıları devlet kimlikleri, biyometrik taramalar veya yüz görüntüleri gibi hassas kişisel bilgileri göndermeye zorlayabileceğini hatırlatıyor. Uzmanlar, bu tür verilerin saklanmasının veya işlenmesinin, kötüye kullanıma veya siber saldırılara karşı savunmasız büyük kimlik bilgisi veritabanları oluşturabileceği konusunda uyarıyor.

Araştırmacılar, "Yaş kontrolleri genellikle kimlik yüklemeyi veya selfie göndermeyi gerektiriyor" diyerek, bu verilerin ne kadar süreyle saklandığı ve kimlerin erişebileceği konusunda sorular ortaya koyuyor. Gizlilik savunucuları ayrıca, yalnızca yaş doğrulama amacıyla tasarlanmış sistemlerin sonunda daha geniş kapsamlı gözetim veya kimlik takibi için kullanılabileceği "işlev genişlemesi"nden de endişe duyuyorlar.

Teknoloji yeterli mi?

Gizlilik sorunlarının ötesinde, bazı analistler teknolojinin kendisinin hala bazı kısıtları olduğunu da hatırlatıyorlar. Yaş doğrulama araçları, yüz analizi yazılımları, kimlik belgeleri veya davranışsal izleme gibi yöntemlere dayanıyor, ancak bu sistemler kullanıcıları -özellikle yasal yaş sınırlarına yakın olanları- yanlış sınıflandırma yapabiliyor.

Oyun platformlarında, yaş kontrolü getirme girişimleri de, doğruluk ve doğrulanmış hesapların yeniden satışı da dahil olmak üzere tartışmalara yol açtı.

Bir diğer zorluk ise uygulama. Kurallar genellikle ulusal yargı yetkilerine bağlı olduğundan, kullanıcılar genellikle VPN hizmetleri veya alternatif platformlar kullanarak kısıtlamaları aşabiliyor; bu durum, yeni yaş doğrulama yasalarının yürürlüğe girdiği ülkelerde zaten görüldü.

Bazı web siteleri, karmaşık doğrulama sistemleri uygulamak yerine erişimi tamamen engelleyerek yanıt verdi.

Bu tartışma, politika yapıcılar için giderek büyüyen bir ikilemi gösteriyor. Yetişkinler için yeni bir dijital gözetim katmanı oluşturmadan çocukları çevrimiçi ortamda nasıl koruyabiliriz? Daha çok ülke benzer yasaları değerlendirirken, bu konu çevrimiçi güvenlik, gizlilik hakları ve internetin gelecekteki yönetimi hakkındaki tartışmaların merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Peki ne yapılmalı?

Mart 2026'da yürürlüğe giren Avustralya'nın yeni çevrimiçi güvenlik kuralları, platformların ve uygulama mağazalarının, açık içerik, R dereceli oyunlar veya şiddet veya kendine zarar verme içeren materyaller barındıran hizmetler için daha sağlam yaş kontrolleri uygulamalarını gerektiriyor. Uyum sağlamayan şirketler, ihlal başına 49,5 milyon Avustralya dolarına kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Yani yapılması gereken bir konu bu; platformların sorumluluk alması lazım. ABD’de sürmekte olan bir pilot dava, Google, Facebook gibi platformların gençlere yönelik (bağımlılık yaratma riski olan)  tasarım planlarını değerlendiriyor. Davanın sonucunda sosyal medya platformlarında bir değişim olması kaçınılmaz gözüküyor.

Bunun yanında asıl görev Aile Bakanlığı ve dolayısıyla devlete düşüyor. Kamu spotları ve eğitim programları ile internet okur yazarlığını daha doğrusu ebeveynlerin güçlenmesini desteklemeleri lazım. Bu sadece çocuklar değil, ebeveynlerin kendileri için de önemli ve aslında devlet bu konuda çok geç kalmış durumda. 25-30 sene önce bu eğitimlerin verilmesi, kamu spotlarının yayınlanması gerekirdi.

Ayrıca “ebeveyn kontrolü” türünden uygulamaların devreye alınması lazım. Apple halihazırda bu tür bir model kullanıyor. Ebeveynler çocuklarının erişimini, kendi cihazlarında yönetebiliyor. Kimlik belgesi yüklemesine gerek kalmıyor.

Özetle, korku odaklı ve çözdüklerinden daha fazla risk yaratan zorunluluklarla değil, çocuklarımızın istenmeyen içeriklerle karşılaşmasını, akıl ve zekayla, eğitimle, farkındalıkları arttırarak önlemek gerekli.


© T24