menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sermaye desteği, Venedik sarayının finansmanı, yakılan silahlar ve sansür iddiaları | Ahmet Güneştekin: Türkiye’de sanat dünyasının konfor alanını zorluyorum!

21 0
19.06.2026

Gazze’de yaşanan katliam ve Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması nedeniyle sanat dünyasından binlerce ismin İsrail ve Rusya pavyonunun kapatılması talebiyle başlattığı eylemler, etkinlik boyunca 61. Venedik Bienali’nin atmosferine damgasını vurdu.

Boykot çağrıları ve protestolarla sarsılan Venedik Bienali ile eş zamanlı olarak sanatçı Ahmet Güneştekin, Palazzo Gradenigo’da kapılarını açan “Sessizlik” sergisiyle yüzünü toplumsal belleğe dönen yeni bir alan yaratıyor.

Ancak sanatçının Venedik’teki bu durağı yalnızca sergilenen eserleriyle değil; PR stratejileri, sermaye ile kurulan ilişkiler ve bağımsızlık tartışmaları üzerinden kendisine yöneltilen sert eleştirilerle de gündemde.

Ahmet Güneştekin, Palazzo Gradenigo’da 1 Kasım 2026’ya kadar ziyaretçilerini ağırlayacak olan “Sessizlik” sergisinin arka planını, bienali saran boykot atmosferini, sanat-sermaye ilişkisinin sınırlarını ve hakkındaki tüm iddialara yanıtlarını T24’e anlattı.

Ahmet Güneştekin, Palazzo Gradenigo’daki “Sessizlik” sergisi sergisinde

- “Sessizlik” sergisinin temel çıkış noktası neydi ve izleyiciye nasıl bir deneyim vadediyor?

“Sessizlik” aslında gürültüyle ilgili bir sergi.

Son yıllarda yaptığım sergiler Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyük tartışmalar, büyük karşılaşmalar ve büyük gürültüler yarattı. Ama bugün yaşadığımız çağ da zaten bir gürültü çağı. Savaşların, nefret suçlarının, adaletsizliklerin, hukuksuzlukların ve bitmeyen propaganda seslerinin içinde yaşıyoruz.

Benim için sessizlik pasif bir durum değil. Bazen sessizlik en güçlü itirazdır. En yüksek sesle söylenmiş bir cümleden daha etkili olabilir.

Sergi daha girişte bunu söylüyor aslında. Kendi otoportrem olarak tasarladığım, üç metrenin üzerindeki “Sessizlik” heykeli ziyaretçiyi karşılıyor. Parmağını dudaklarına götüren bu figür, “susun” demiyor; tam tersine, gürültüyü dışarıda bırakıp bizimle sessiz bir diyaloğa davet ediyor. Ses çıkarmadan, slogan atmadan, hüküm vermeden; sadece bakmaya, düşünmeye ve duymaya çağırıyor.

Bu sergide cevaplardan çok sorularla ilgileniyorum. Çünkü sanatın görevi slogan üretmek değil, insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakmaktır.

“Sessizlik”, sesin yokluğu değil; hakikatin duyulabileceği son alandır.


Palazzo Gradenigo’daki “Sessizlik” sergisi

- Venedik'teki Palazzo Gradenigo’nun tarihi dokusu ile çağdaş eserleriniz arasında nasıl bir diyalog kurdunuz?

Palazzo Gradenigo ile eserlerim arasında bir karşıtlık değil, bir karşılaşma kurmaya çalıştım.

Ben çağdaş sanatı steril beyaz duvarlara kapatmayı seven biri değilim. Çünkü hafıza da hayat da kusursuz mekânlarda yaşamıyor. Bu nedenle yüzlerce yıllık bir Venedik sarayının duvarları, aşınmış taşları, izleri ve sessizliği benim işlerimin doğal bir parçasına dönüştü.

Palazzo Gradenigo yaklaşık üç yüz yıldır ayakta duran bir yapı. Benim eserlerim ise yalnızca bugünün sorularını taşımıyor; aynı zamanda insanlığın binlerce yıldır peşinden gittiği hafıza, aidiyet, kayıp, göç, korku ve umut gibi kadim meselelerle de uğraşıyor. Bu anlamda sergide karşı karşıya gelen şey geçmiş ve bugün değil; farklı zaman katmanlarının aynı anda birbirine temas etmesidir.

Tarih doğrusal ilerleyen bir çizgi değil. Bazı sorular yüzyıllar boyunca biçim değiştirerek varlığını sürdürür. Benim ilgilendiğim şey de tam olarak bu süreklilik. Eserlerim bugünün diliyle konuşurken, köklerini çok daha derin bir zamansallıktan alıyor.

Ben mekânı bir fon olarak kullanmadım. Sarayın kendisi de serginin bir eseri gibi davranıyor. Ziyaretçi sadece heykelleri, kapıları ya da yerleştirmeleri görmüyor; aynı zamanda yüzyılların biriktirdiği sessizlikle de karşılaşıyor.

Belki de bu yüzden Palazzo Gradenigo’da dolaşırken insan sadece bugünü değil, geçmişi ve geleceği de aynı anda hissediyor. Benim aradığım diyalog tam olarak buydu: çağdaş olanla tarihî olanın değil, farklı çağların içinde dolaşan ortak insanlık hâllerinin buluşması.

Palazzo Gradenigo’daki “Sessizlik” sergisi

- Asırlık Anadolu kapılarıyla gaz maskeli figürleri birleştirirken geçmişin mitleri ile günümüz krizlerini hangi eksende buluşturuyorsunuz?

Ben geçmiş ile bugün arasında bir karşılaştırma yapmıyorum; insanlık hâllerinin sürekliliğine bakıyorum.

Yıllarca Anadolu’yu karış karış gezdim. Binlerce kapıdan geçtim. Beni en çok etkileyen şey ise kapıların kendisinden çok, o eşiklerden girip çıkan hikâyeler oldu. Ayrılıklar, kavuşmalar, göçler, yaslar, umutlar… Kapılar aslında insanların hayatlarına tanıklık eden sessiz hafıza mekânlarıdır.

Gaz maskeli figürler ise çağımızın ruh hâlini temsil ediyor. Savaşların, çevre krizlerinin, kitlesel göçlerin ve belirsizliklerin içinden geçen bugünün insanını…

İlk bakışta biri geçmişe, diğeri bugüne ait gibi görünse de benim ilgilendiğim şey aralarındaki ortaklık. Çünkü insanlığın temel meseleleri çok fazla değişmiyor. Korku, aidiyet, güvenlik arayışı, korunma ihtiyacı ve hayatta kalma mücadelesi binlerce yıldır bizimle birlikte.

Mitler de bu yüzden önemlidir. Onlar geçmişe ait hikâyeler değil, insanlığın ortak bilinçaltıdır.

Anadolu’nun asırlık kapılarıyla gaz maskeli figürleri aynı mekânda buluşturmamın nedeni de bu: Değişen şey zaman ve koşullar; değişmeyen ise insanın kırılganlığı ve hikâyesidir.

Palazzo Gradenigo, Ahmet Güneştekin Vakfı’nın İtalya Şubesi

- Palazzo Gradenigo’yu gelecekte Venedik için kalıcı ve sürdürülebilir bir sanat merkezine dönüştürme planınız var mı?

Evet, Palazzo Gradenigo’yu Venedik’in kalıcı kültür ve sanat duraklarından birine dönüştürmek istiyoruz.

Bu yapıya yalnızca bir sergi mekânı olarak bakmıyorum. Güneştekin Vakfı’nın en önemli duraklarından biri olacak ve yılın belli dönemlerinde açılan bir sergi alanından çok, yaşayan bir kültür merkezi olarak faaliyet gösterecek.

“Sessizlik” bunun ilk adımı. Ancak hedefimiz çok daha uzun vadeli. Sinema, müzik, mimarlık ve görsel sanatlar başta olmak üzere farklı disiplinlerde etkinliklere ev sahipliği yapan, uluslararası vakıflar, müzeler, sanat kurumları ve bağımsız oluşumlarla iş birlikleri geliştiren bir merkez oluşturmak istiyoruz.

Aynı zamanda bu yapı, Güneştekin Vakfı’nın desteklediği gençler için de önemli bir buluşma noktası olacak. Sanatın farklı alanlarında eğitim gören, yetenekli ancak maddi imkânları sınırlı gençlerin uluslararası çevrelerle tanışmalarına, yeni deneyimler kazanmalarına ve küresel ölçekte görünürlük elde etmelerine katkı sağlayacak programlar geliştirmeyi hedefliyoruz. Fırsat eşitliği yaratmak ve gençlerin dünyayla kurduğu bağı güçlendirmek, bu projenin en önemli amaçlarından biri.

Benim için asıl değerli olan geçici sergilerden çok kalıcı kurumlar........

© T24