Halide Edip'i canlandıran Tuğçe Karaoğlan anlattı: Yüzyıl önce konuşulanları bugün hâlâ konuşuyor olmamız çok ilginç, kadının sorunu yüzyıl sonra bile aynı
Disiplinlerarası sanatçı Tuğçe Karaoğlan, yönetmen yardımcılığını da üstlendiği Halide Edip adlı müzikli oyunla izleyici karşısına çıkıyor. Oyun, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Halide Edip Adıvar'ın hayatını ve dönemindeki kadın mücadelesini sahneye taşıyor.
Petek Kırboğa'nın yazdığı ve Muharrem Uğurlu'nun yönettiği Asmalı Sahne yapımı eser, klasik bir biyografi formatının dışına çıkıyor. Halide Edip’in hikâyesi; yazarın kendi kaleme aldığı Handan, Aliye ve Rabia karakterleri üzerinden anlatılırken, dönemin savaş atmosferi müzik ve mizah unsurlarıyla birlikte işleniyor.
Oyunda yazarın kendisini canlandıran Tuğçe Karaoğlan; operadan tiyatroya uzanan kariyerini, cephede asker, evde anne ve edebiyatçı olan çok yönlü bir tarihi figüre hazırlanma sürecini ve yüzyıl öncesinden bugüne kadın sanatçıların karşılaştığı benzer sorunları T24'e anlattı.
Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın
- İlk olarak seni tanımayanlar için kendinden bahseder misin?
Ben aslında elinde saç fırçasıyla şarkı söyleyen o kız çocuğuyum. Anaokulu itibarıyla hocaların anneme, "Kulağının farkında mısınız?" demesiyle başlayan, annemde de var olan ama ailesi tarafından izin verilmeyen o tanıdık hikâyeyle, konservatuvar okuyacağımı hep biliyordum. Oyunculuk okumak gibi bir hayalim yoktu; lise döneminde konservatuvara klarnet öğrencisi olarak girdim.
Sonrasında operaya geçeceğim netti. O dönem müzik gruplarım vardı, çalışıyordum. Dokuz Eylül Üniversitesi'ndeydim, sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi sınavlarına girdim. Kazanınca ailemi İstanbul'a taşımış oldum. Fakat opera ve yapılma biçimi hayal ettiğim gibi çıkmadı. Opera okurken eşzamanlı olarak oyunculuk, diksiyon, sahne dersleri alıyorduk. O derslerde adeta aydınlandım. Çocukluğumdan beri tiyatro izlerdim ama tamamen şarkı söylemeye kanalize olmuştum. Operayla ilgili o hayal kırıklığını yaşayınca, hayatım boyunca yapamayacağım tek mesleğin bu olduğunu fark ettim. Hayatımı bu şekilde sürdürmek istemediğime kesin olarak karar verdim.
- Türkiye'de opera yapmaktan bahsediyorsun.
Evet. Keşke, "Dünyada opera yapmak benim hayalim" diyebilseydim. Ama değil, yurt dışında da birçok eser izledim, sorun operanın kendisi değil; Türkiye'deki yapılma biçimi benim hayal ettiğim, istediğim gibi değildi. Ayrıca ben sahne insanıyım; sahne almayı, insanlarla birebir diyalog kurmayı seviyorum. "Şarkı söyleyip sahneden ineyim" diyen bir yapım yok; seyirciye bir şeyler anlatmayı, konuşmayı seviyorum.
Tiyatro ve ortak derslerle beraber, "Ben bunu yapmalıyım" dedim. Tiyatro; içine müziği, enstrümanı ve diğer her şeyi koyabileceğim bir alandı. Türkiye'deki müzikal bölümleri maalesef istediğimiz seviyede değil; aksi takdirde kendimi tam anlamıyla bir "müzikal oyuncusu" olarak tanımlayabilirdim. Nitekim tiyatro sınavlarına tekrar girdim. Konservatuvarda sıfırdan sınavlara girerek üç bölüm değiştirdim. Annem bir ara isyan edip "Karar ver çocuk!" diyordu ama neyse ki kazandım ve tiyatrodan mezun oldum.
Mezuniyet senemde Oyun Atölyesi'nin bir Shakespeare müzikali seçmeleri vardı. Haluk Bilginer'in beni izlediği bir oyunda, "Sen seçmelere girmeyecek misin? Hayatını nasıl geçireceksin evladım?" demesiyle yeni bir süreç başladı. Oyun Atölyesi'nde 14 sene geçirdim, dört farklı oyunda rol aldım. Orada büyüdüm ve piştim diyebilirim. Haluk Bilginer'in elinde büyümek elbette çok kıymetli. En son Kundakçı oyununu yedi sezon oynadık.
Ardından dışarıda, farklı projelerde yer almak istedim çünkü sanatın hiçbir dalı tek bir formla, tek bir öğretiyle ilerlemez. Muharrem ile daha önceden tanışıyorduk, bu proje esnasında yollarımız tekrar kesişti. Son yıllarda ağırlıklı olarak komedi oynadım; kafa ve yürek olarak o hareketliliğe, komediye yatkınım. Dolayısıyla Halide Edip benim için bambaşka ve çok büyük bir adımdı. "Altından kalkabilir miyim?" gibi çekincelerim vardı ama okumalar ve araştırmalar derken bugünlere geldik.
Deniz İnanç, Ayşe Köksal, Tuğçe Karaoğlan ve Ayça Aydoğan (soldan sağa)
- Önemli bir challenge olmuş.
Kesinlikle, çok büyük bir challenge oldu. Bu noktada müziği kullanmamız benim en büyük rahatlama kaynağımdı. İyi ki içinde müziğin olduğu bir iş yapıyoruz çünkü şarkı söylemek benim kendimi anlatma, adeta bağırma biçimimdir. Benim için şarkı söylenmez, anlatılır. Tüm yetenekli ekip arkadaşlarımla beraber bir araya geldiğimiz, herkesin müzikal altyapısını ortaya koyduğu bir sahne oldu. Sahnede çok güzel bir uyumla akıyoruz.
- Halide Edip bize ne anlatıyor diye sormayacağım tabii ama oyunu biraz senden dinleyebilir miyiz?
Halide Edip'i oyunlaştırma fikriyle bana sevgili Muharrem ve Petek geldiler. Başlangıçta karakterle ve yapacağımız işle ilgili konuşmaya başladığımızda çok heyecanlandım. Çünkü Halide Edip'e dair çok fazla tiyatro oyunu veya anlatım bulunmuyor. Genel olarak onu, romanları olan ve bazı romanları sinemaya uyarlanmış bir yazar olarak biliyoruz. Ben de konuya biraz uzaktım, sadece belli başlı hatlarıyla biliyordum. Ancak dünyasının içine girdikten sonra, karşıma çok acayip bir hayat yaşamış, çok........
