menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendime ait bir baba

40 0
21.06.2026

“Ataerkinin erkekten talep ettiği ilk şiddet edimi kadınlara yönelik değildir. Tüm erkeklerden kendi ruhlarını sakatlamalarını, duygusal yönden öldürmelerini ister önce.”

- Bell Hooks

Babamla ilk tanışmamız, bana genetik aktarımı da yapan annemin kocası olması nedeniyle gerçekleşmiş olmalı.

Ben, babamın ihtimamlı monoton programının harfiyen uygulanmakta olduğu kalabalık bir evde büyüdüm.

Programlı olarak yapılmış, dört yaş arayla dört çocuk ve bizimle kalan ninemle, inşaat hakkında hiç fikri olmadığı hâlde planını kendi çizdiği, ustalar tutarak kendi yaptırdığı bir apartmanın üst katındaki evimizde yaşardık.

O evde çocuklar terbiyeli, annem hamarat, ninem tevekküllüydü.

O zamanlar ofisler yoktu, o nedenle bürosu dediğimiz işyerinde gündüz avukatlık ve siyasetle ilişkili çalışmalar yapar, ev yemekleri sevdiği için öğlen saatlerinde eve gelir, gelir gelmez annemin iş yaparken şarkılar dinlediği radyonun frekansını klasik müziğe ayarlardı.

Akşam saatlerinde o kasabanın ileri gelenlerinin; hâkim, doktor, fabrikatör, esnaf, buluştuğu bir kulübe uğrardı.

Bazı hafta sonları erkek arkadaşlarıyla Ankara’ya tiyatroya gider, yatılı okulda okuyan abime uğrar, dönüşte bize sevinç veren giysiler, oyuncaklar ve okunulması gereken kitaplar getirirdi.

Ev ve mahalle ile kuşatılmış kısıtlı hayatlarımızda, hepimize tüm bakım ve ilgiyi annem ve ninem verirdi.

İlkokula başlarken gereken vesikalık fotoğraf çekimi için giderken babamın elinden tutup sokaklarda yürüyerek dolaşmak çok hoşuma girmişti.

Keşke o hafifçe de esintili günde saçlarımı da savurabilseydim ama annem saçlarımı sımsıkı taramış, beyaz yaka ve siyah bir önlük giydirmişti.

İlkokula başlamak için evden çıkıp yabancı yetişkinler arasına karıştığım o gün, annemin kahve fallı kadın günlerindeki eğlenceli çocukluğumun başka bir evreye geçtiğini duyumsamıştım.

Hayat daha eğlenceli ve heyecanlı olacak gibiydi.

Annem ve ninemden uzaklaşırken babama yaklaşıyordum.

Onu merak ediyor, onu izliyordum.

Bize kitaplar aldığı gazeteci B. amcaya tek başıma gidip “parasını babam ödeyecek B. amca” diye kitaplar, plakçıya gidip plaklar seçiyordum.

İlk seçtiğim kitap, Rudyard Kipling’in “Orman Çocuğu Mogli” kitabıydı.

Zannederim kapağı özgürlüğü, doğayı çağrıştırdığı için seçtiğim bu kitapla aramda........

© T24