Pazartesi Yazıları | Erotik Erol ve “vurun gazeteciye” demenin kolaylığı
“Erotik Erol” ismini hiç duydunuz mu? Muhtemelen duymamışsınızdır. Anlatayım.
Ben Erol Abi’yi Asmalımescit’te tanıdım.
İsmi Erol Akçıl’dı ama herkes onu Erotik Erol diye tanırdı. Bir miktar muhabbetimiz vardı ama hikayesini soracak kadar özeline girmez, lakin ziyadesiyle merak ederdim. “Dansöz menajeri” derlerdi Erol Abi için. Yani biri dansöz istediği zaman onu arar, bütçesini söylerdi. O da bütçeye göre bir dansöz bulur, istenen lokasyonda istenen saatte dansözle birlikte hazır olurdu.
Günlerden bir gün, bir dergi için yazı yazma teklifi geldi. Ben yazacaktım, onlar da yazdıklarımı çizgilere dökecekti. “Tamam” dedim, “Fırsat bu fırsat. Erol Abi’yle başlayayım ve hayatını anlattırayım.”
Zor da olsa ikna ettim. O anlatacaktı, bense anlattıklarını biraz da edebi bir üslup vermeye çalışarak onun ağzından kelimelere dökecektim. İçeriğini değiştirmeden. Yani kelimeler benimdi, hikâye onun.
Tamamını buraya alamıyorum, yazı çok uzar. Ama parça parça anlatsın Erotik Erol niye kendine “erotik” dendiğini:
“Aydın’a o yıllarda, yani 70’lerin ortalarında sanatçılar geliyor. Ben sanatçı meraklısıyım. Oranın sinemasında çalışıyorum, makinistim. Aydın konserleri de o sinemada oluyor. Kulislerine girmek, sanatçıları yakından görmek için ölüyorum.
Bir gün Barış Manço geldi. Onun organizatörü beni ortalarda koştururken görünce ‘Ne becerikli çocuk’ dedi benim için. ‘Abi’ dedim, ‘N’olur beni de yanınıza alsanıza. Ne iş verirseniz yaparım.’
Adam kadro dolu dedi bana, nasıl yıkıldım. İsyandayım. Derken bir hafta sonra telefon gelmiş, sinemanın patronu çağırdı. ‘O organizatör aradı, seni istiyor ekipte. Gider misin’ dedi. ‘Gitmem mi be,’ dedim, ‘gitmem mi!’”
…Barış Manço’nun ekibindeydim artık. İnanamıyorum. Ekipteyim ama görevim hamallık, yanlış anlaşılmasın. Üç ton ağırlığında ses düzeni var, taşıyorum. Bir kere Aydın’ın dışına çıkmışım ya, bana kuş gibi geliyor o ağırlık. Pamuk gibi.
Barış Manço’nun yanında bir yürüyorum, görmen lazım. Kabarıyorum. Barış Manço’nun yanında yürüyorum, ne demek!
…Sonra Hasan Bora’yla çalışmaya başladım. Sahne müdürü oldum. Hülya Koçyiğit assolist, İbrahim Tatlıses, Müjde Ar, Zeki-Metin. Sahneyi Harika Avcı açıyor. Zerrin Egeliler var.
Gazino dönemi kapandı ve ben de Pangaltı’da bir pasajın içerisinde videocu açtım. İsmi Armani Video. O esnada herkes benden erotik film istiyor. Erotik film versene, erotik film alayım bir tane, derken adım Erotik Erol’a çıktı. Ne yaptıysam Erotik Erol denmesini engelleyemedim. Sonunda pes edip kabullendim.
Show TV’ye gidiyorum, müdürün yanına. Sekreter kapıda yarım saat bekletiyor. Müdürü arıyorum, beni niye bekletiyorsun kapıda diyorum. ‘Abi sekretere Erotik Erol desene, Erol deyince nereden tanıyayım’ diyor. Ben sekretere nasıl ben Erotik Erol’um, diyeyim?
Kıbrıs’a gittim bir gün. Patronlar araç göndermiş. Şoför ismimi kağıda yazmış. Kağıtta kocaman ‘Erotik Erol’ yazıyor. Gittim, ‘İndir ulan o kağıdı’ dedim. ‘Ayıp oluyor!’
Video furyası da bitince dansöz menajerliği işine girdim. Bu işi yapmanın sırrı şu: Hiçbir şeyi görmeyeceksin, duymayacaksın. Dedikodu yapmayacaksın. Hala daha da birçok sır vardır bende ama benimle beraber gidecek o sırlar.”
Nasıl? Hikâye gibi hikâye değil mi? Buraya alamadığım kısımlarda daha neler neler var. Kabadayılar, silahlar, kumar, içki ve gece hayatı… Tehlikelerle, iniş ve çıkışlarla dolu, insanı yıpratan, sağlığını elinden alan ve genelde mutlu sonların olmadığı bir dünya…
Erol abi bir gün Asmalı’ya bir dansöz getirdi. Kadıncağız bir masada, üzerinde pardösüyle oturuyor. İçinde dansöz elbisesi. Doğum günü kutlanacak, o da pardösüyü üstünden attığı gibi dansını yapacak, ücretini alacak ve taksiye atlayıp gidecek. Erotik Erol da hem misafirlerden hem ondan komisyon alacak.
Beni de kadınla tanıştırmak istedi Erol Abi. “Ya abi, utanırım, sıkılırım…” Dinlemedi.
Masaya oturduk, Erol Abi tanıştırmaya başladı: “Eray” dedi, “Çok önemli bir gazeteci…”
Böyle şeylerden oldum olası hazzetmem, o ayrı, ama üstüne üstlük durum da çok saçma. Ben çok ünlü gazeteciysem niye geceyarılarına kadar o mekanda çalışıyorum? Yok işletmeciysem ne ara gazetecilik yapıyorum?
Eskiden bu tür tanıştırmalarda gazeteci olduğunuzu öğrenen kişinin tepkisi genelde hep aynı olurdu. Hep aynı cümleler kurulurdu: “Hangi gazetedesiniz?” “Ne üzerine yazıyorsunuz?” Vesaire… Biraz da hayranlık eşlik ederdi bu sorulara. Gıpta etme gibi, diyelim.
Lakin gazeteci olduğumu öğrenen dansöz hanımefendinin dudaklarından bu cümlelerin hiçbiri dökülmedi. Hayran bir hali filan da yoktu. Yüzü bulutlandı. Üzüldüğünü hissettim ama bir anlam da veremedim. Acaba o da gazeteci olmak istemiş ama olamamış mıydı? Bir sessizlik oldu.
“Abi,” dedi kısa bir süre sustuktan sonra, “Valla ne desem bilemedim. Bizimki puşt alem ama sizinki bizimkinden de puşt. Allah kolaylık versin.”
Allak bullak olma sırası bendeydi. Öylece kaldım karşısında. Hiçbir şey diyemedim.
Erotik Erol'u Kutlukhan Perker'in çıkardığı Karakarga'nın Temmuz 2016 sayısı için yazmıştım
Bütün gazetecilik kariyerim geçti gözümün önünden. Bu mesleği ne kadar çok istediğim… Bu işi yaparken ne kadar haz aldığım… Mutlu olduğum…
Şoke olmuş ama öfkelenmemiştim. Tepkisi komik de gelmişti bir yandan. Haksız da diyemiyordum söyledikleri için. Mesleğim, artık Erotik Erol’un tehlikelerle dolu evreninde bile “teselli edilecek” bir yerlere doğru sürüklenmekteydi.
Düşünün, on yıl önce yaşandı bu olay. Arada köprünün altından ne çok sular aktı. Bugün karşılaşsak “Allah kolaylık versin” yerine “Allah kurtarsın” derdi kuvvetle muhtemel.
Bu hikâye Ruşen Çakır’ın Cumhurbaşkanı’nın elini sıkmasıyla başlayan tartışmanın ardından aklıma düştü.
Bakıyorum, herkes gazetecilere gazetecilik tarif ediyor birkaç gündür. “Bir gazetecinin şunu şunu yapması doğaldır AMA…”yla başlayan cümleler, gazeteciliğin etik ilkelerini hatırlatarak sürüyor. Herkes uzman, herkes bu mesleği gazetecilerden iyi biliyor. Herkes hobi olarak arada Pulitzer alıyormuşçasına bir özgüvenle kendi gazetecilik tarifini yapıyor.
CPJ’nin (Gazeteciliği Koruma Komitesi) raporuna göre geçen yıl dünyada 330 gazeteci tutuklandı. Yine aynı rapora göre hapisteki gazetecilerin üçte biri kötü muameleye, beşte biriyse işkence veya dayağa maruz kaldı.
Uluslararası Gazetecilik Federasyonu’nun (IFJ) bir başka raporuna göre 2025’te dünyada 128 gazeteci (veya medya çalışanı) öldürüldü. Bu ölümlerin çok büyük kısmı (74 ölüm) bizim bulunduğumuz coğrafyada -özellikle de Gazze’de- yaşandı.
Evet, gazetecilik tanımı son yirmi yılda bambaşka bir hal aldı. Doğru. Ama hâlâ kelle koltukta icra edilen bir meslek bu.
Bugün artık sadece sosyal medyadan paylaşım yapanlar da kendine gazeteci diyor, Youtube’da kanal açıp konuk ağırlayanlar da… Güçlülerin sesini kitlelere adeta ayaklı bir basın bülteni gibi duyurmaktan başka işi olmayanlar da…
Gazeteciliğin tanımı da değişebilir elbette. Hayatın akışı, zamanın ruhu her şeyi olduğu gibi bu mesleği de dönüştürebilir. Belki de gazetecilik sosyal medyanın içinde homojenize olacak ve geriye gazeteler, haber bültenleri değil de öznel kanaatlere bulanmış bilgi parçacıkları kalacaktır.
Mesleği çok sevmeme rağmen herhangi bir şeye karşı obsesif bir bağlılık da hissetmiyorum. Eğer gazetecilik kişisel fikirlerin sosyal medyadan beyanına dönüşüyorsa buna engel olamayız. Sadece kişisel olarak medyanın yasama, yürütme ve yargının yanında “dördüncü kuvvet” sıfatıyla halklar adına denetim vasfını yitirmesine üzülürüm bir vatandaş olarak. Onun da tamamen yok olacağına inanmıyorum.
Lakin, ne yalan söyleyeyim, gazeteciliğin durmadan alanın dışındakiler tarafından tarif edilmesine ve içeriden örgütlü bir ses çıkmamasına biraz bozuluyorum. Öldürecekseniz, çekip vurun ama orasından burasından çekiştirmeyin, demek geliyor içimden.
Bununla birlikte suçun bir kısmının da biz gazetecilerde olduğunu düşünüyorum. Hiçbirimiz meslek örgütlerine gerektiği gibi sahip çıkmadık. Meslek ilkelerini belirlemekte ısrarcı ve kararlı olmak yerine birbirimizle rekabetten başımızı alamadık.
Gazetecinin mahallesi olmayacağını, muhalif veya iktidar yanlısı gazeteci diye bir tanımın gazeteciliğin temel prensipleriyle çeliştiğini sonraki kuşaklara anlatamadık.
Aslında sorun ekonomikti. Vaktiyle büyük patronların kanatlarının altında bol sıfırlı maaşlar alanlar diğer meslektaşlarıyla aralarındaki uçurumunu hiç önemsemedi. Düşük maaşlı büyük çoğunluk ise ay sonunu getirebilmek için ikinci işler yapmak zorunda kaldığından dönüp gazeteciliğin örgütlenmesiyle ilgilenemedi.
Çok uzun yıllar önce işten ayrılma kararımı çalıştığım kurumun en üst düzey yöneticisine açıklarken maaşımı söylemiş ve maaşımla kiramın aynı olduğunu, ek iş yapmak zorunda kaldığımı ifade etmiştim. Çok şaşırdı. Ben de şaşırmasına çok şaşırdım. Demek maaşımı bilmiyordu.
“Nasıl olur,” dedi hayretle.
Gerçekten de cümlesinin “O maaşla çalışıyor olman saçma tabii. Ben ne yapabilirim bununla ilgili, bir bakıp sana döneyim” diye devam edeceğini sandım yahut ümit ettim bir an.
Meğer şaşırdığı şey maaşım değilmiş.
“Kiran niye o kadar yüksek” diye ters köşeden geldi tepkisi. Maaşa zam beklerken “Ucuz eve çık” tavsiyesi gelmişti müdürden. “Pahalı” bulduğu kiramı söylesem utanırsınız.
Gençtim. Bir şey diyemedim. Sustum sadece.
Evet, biz gazetecilerin de kendine batırması gereken çok çuvaldız var. Yalan yok.
Lakin gazetecilere durmadan akıl verenler de önce iğneyi kendilerine batırmayı bir denesinler lütfen. Lütfen.
Eray Özer ODTÜ'de psikoloji okudu, sosyoloji hatmetti. Akabinde Bilgi Üniversitesi'nde yüksek lisans, Anadolu Üniversitesi'nde ise tez aşamasına takılan bir doktora ile akademik hayattan bir türlü elini eteğini çekemedi. Hatta iki yıl boyunca Kadir Has Üniversitesi'nde sosyoloji dersleri verdi.
Meslek hayatına Radikal Gazetesi'nde başladı, kısa süreli televizyon haberciliği deneyiminin ardından Doğuş Dergi Grubu'nda devam etti.
Son olarak ise Cumhuriyet hafta sonu eki Sokak'ı çıkaran ekipte yer aldı. Radikal, Birgün, Cumhuriyet ve Diken'de yazdı.
Yaklaşık dört sezondur devam eden bir podcast içeriği hazırlıyor. Buzdolabının tarihinden Yapay Zekâ'ya, Roman halkının hikâyesinden Kayıp Kıta Mu'ya birbirinden farklı konular hakkında hiç bilinmeyenlerin anlatıldığı "Yeni Haller" ismindeki podcast yayınına Spotify'dan veya tüm podcast uygulamalarından ulaşabilirsiniz.
