menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İngiliz olmak böyle bir şey: İnanmayan Prens’e sorsun!

19 0
22.05.2026

Efendim, dün geleceğin İngiltere kralıyla aramda sadece birkaç metrenin olduğu iki saat geçirdim. Öyle sanıyorum ki bir daha da herhangi bir kral namzedine ömrüm boyunca bu kadar yaklaşamam!

Şaka bir yana evet, eski adıyla UEFA Kupası, yeni adıyla UEFA Avrupa Ligi finalinde İnönü’deydim dün. Finalde Aston Villa ve Freiburg karşılaştı.

Ve evet, Prens William da oradaydı. Hemen önümüzde. Sıkı bir Aston Villa taraftarı olduğunu duymayan kalmış mıdır, emin değilim lakin kupa sevinciyle gözyaşlarına boğulması beni biraz şaşırttı.

İstanbul yaza çeyrek kala aralıksız yağan yağmuruyla “İngiliz taklidi” yaparak tarafını maçtan önce belli etmişti. Takımlar İngiltere ve Almanya’dan olunca tarihi yarımadadan Beşiktaş kıyılarına uzanan hatta gün boyu en çok tüketilen sıvı haliyle arpa suyuydu.

Gelelim tribünlere… İngilizler kıyafet tercihlerinde rahat takılmayı tercih etmiş, Almanlarsa Alman olmanın verdiği disiplinle beyazlar içinde bir örnek giyinmeyi uygun bulmuştu. Keza tezahüratlarda da Aston Villa tribünleri “kafasına göre” ortaya karışık bir repertuar tercih ederken Freiburg tarafında adeta Bolşevik korosu nizamıyla eserler itinayla -ve sırasıyla- terennüm ediliyordu.

Buraya kadar her şey güzeldi anlayacağınız. Dikkat çeken bir tatsızlık yaşanmadı. Arpa suyunu fazla kaçıranlar dahil kimse taşkınlık yapmadı.

Ama maç, gazı kaçmış gazoz gibiydi. Kabul ediyorum, kâğıt üzerinde takımlar arasında uçurum vardı. Aston Villa 550 milyon dolarla 190 milyonluk Freiburg’un neredeyse üç katı bir kadro değerine sahipti. Lakin neticede bu bir final ve bir final olduğu için iki takım arasında sahadaki farkın bu kadar açık olmamasını umuyor insan.

Freiburglular kızmasın ama sanki Aston Villa herkesi eleye........

© T24