Okulların güvenliği kime emanet?
Sarsıcı toplumsal olaylarda, yaşanılanı anlayıp kavramaya çalışmak, sağlıklı bilgiye erişim talebi kamusal ve insani bir ihtiyaç. Bunu tek sebebe indirgemeden, genellemeye başvurmadan yapabilmek ise göründüğü kadar kolay değil.
Şanlıurfa ile Kahramanmaraş’ta art arda yaşanan okul saldırılarını tek sebep ile açıklamak mümkün görünmüyor. Ne tek başına dijital bağımlılık ne tek başına okulların güvenliğindeki zafiyet, ihmal ne de saldırganların psikososyal gerçeklikleri…. Yıllardır için için, birike birike bugünlere taşınmış, görünenden daha karmaşık bir toplumsal sorundan bahsediyoruz.
Güvenlik sorunu
İnsanın varlığı kadar eski bir ihtiyaç olan güvenlik; son üç gündür en çok konuştuğumuz konuların başında geliyor. Bu normal çünkü devletin kamu hizmeti götürdüğü her konu ve her mekânın; güvenli alanlar olması beklenir. Tartışmaya dahi gerek bırakmayacak kadar açık, yaygın bir bilgi bu.
O kadar ki, içinde nefes alırken bunu bir gereklilik olarak çoğu kez düşünmeyiz bile. Tam bu nedenle her iki devlet okulundaki saldırıların kolay gerçekleşmiş olması, güvenlik zaafını, ihmalini tartışma konusu haline getirdi.
Bakanlıkları ve diğer kamu kuruluşlarını geçelim. Alışveriş merkezlerinde, hastanelerde, otellerde, bankalarda her gün onlarca kez temas ettiğimiz güvenlik noktaları ve görevlileri; eğitim kurumlarında neden yok?
Bu soruya verilecek ilk cevap, “Keşke........
