menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avukat Pehlivan’ın iyi çalışılmış savunması ve Lawfare

109 0
24.04.2026

İBB’nin görevden uzaklaştırılan tutuklu Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı 414 sanıklı davanın, Silivri’de görülen duruşmasında altı hafta geride kaldı.

Yedinci haftaya giren duruşma pazartesi günü devam edecek.

Geçen bir buçuk ay boyunca; Türkiye’de eğitimden asayişe, kadın cinayetlerinden, okullarda katliama kadar ne alt üst edici olay ve gelişme yaşandı. Bunları bir çırpıda saymak bile kolay değilken, bir davadaki tek bir duruşmada yedinci haftaya giriliyor olması, tüm bir ülkenin siyasal ve toplumsal kaderinin can yakıcı bir gündemin içinde şekillendiğini de göstermekte.

Duruşmanın 26. Oturumunda İmamoğlu’nun 10 aydır tutuklu bulunan avukatı Mehmet Pehlivan’ın yapacağı savunma, davayı izleyenlerce merak ediliyordu.

Merak edildiği kadar varmış.

Pehlivan’ın duruşma sonrası okuduğum 50 sayfaya yaklaşan savunmasında, sadece uzak ve yakın tarihteki siyasal yargılamalar ile benzerlikleri aktarmıyor. İddianamedeki kendisiyle ilgili birçok suçlamanın dayanaksızlığını somut olgularla geçersizleştiren anekdotları içeren anlatısıyla da iyi çalışılmış güçlü bir metin.

“Kapatılma”: Sarsıcı bir eşik

10 aydır yüksek güvenlikli bir hapishanede “kapatılmış durumda” olduğunu söyleyen Pehlivan, “kapatılma”yı, “İnsan zihninde sarsıcı bir eşik olarak” tarif ediyor.

“Bizim durumumuza tutukluluk denemez” diyor.

Tarihin doğru tarafında durduğu için, başına iş alan ilk avukat olmadığını bildiğini, ama buna rağmen “Neden buradayız” sorusunun cevabını vermenin kendisi için kolay olmadığını belirtiyor. Ve zaman zaman kafalardan geçen o fikri O da ifade ediyor:

“Vicdani ve insani açıdan harikulade insanlar, yargıçlar ve savcılar olsanız dahi, kapatılmayı anlayamazsınız. Anlayabilmeniz mümkün değil. İşte bu yüzden hukuk icracılarının, uygulayıcılarının, bir süreliğine de olsa bunu staj etmeleri pek kötü bir fikir gibi görünmüyor bana.”

Delil ile bahane ayrımı

 “Delil ve bahane” ayrımından söz ediyor avukat Mehmet Pehlivan. Normal koşullarda tutukluluk tedbiri için delil gerektiğini ancak bazı davalarda delile ihtiyaç olmadığını belirterek, şöyle diyor:

“Madem tarihe not düşüyoruz, madem buradayız; sözlük anlamıyla aktarıyorum: Bahane, bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek, ileri sürdüren uydurma sebep anlamına gelir. Kapatılmamızın gerçek sebebi ne? Benim kapatılmamın da bu salonda bulunan herkesin de kapatılmasının gerçek sebebinin ne olduğunu milyonlar biliyor. Ortada bir delil olmadığı için de kapatılmamıza bahane aranıyor. Bu bahaneler demeti içinden, benim payıma da tak-çıkar bir alet gibi kullanılan Adem’in iftiraları düştü! Buna üzüldüm Yaptığım avukatlık faaliyetinin niteliği uyarınca daha kaliteli bir bahane beklerdim."

Niye bu ifadeleri kullandığını Adem Soytekin’in bir anlatımındaki tarih tutarsızlığını aktararak açıyor. Adem Soytekin’in ifadesinde 'Mehmet Pehlivan'la 7 Mart tarihinde buluştuk, benim yanımda........

© T24