menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyon düştü, ekonomi rahatlayacak mı?

32 0
07.10.2026

Eylül ayında TÜFE artışı, aylık bazda piyasadaki yüzde 2,2 civarındaki beklentilerin oldukça altında kalarak yüzde 1,84 oldu. Böylece yıllık enflasyon da yüzde 29,73 seviyesine geriledi. Son gelen veriyle birlikte enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi, "Enflasyon psikolojik sınırın altına indi" yorumlarını beraberinde getirdi. 

Ancak bu rakam değerlendirilirken sürecin nereden nereye geldiğini hatırlamak gerekiyor. Sıkı para politikasına Haziran 2023’te geçildiğinde yıllık enflasyon yüzde 38,21 seviyesindeydi. Bir süre daha yükseliş trendini sürdüren enflasyon, Mayıs 2024’te yüzde 75,45 ile zirveyi gördü.  

Sonuçta yaklaşık beş yıl sonra yüzde 30’un altı yeniden görüldü, fakat enflasyonun ve onunla mücadelenin cefasını çeken tüm kesimlere bu sürecin nasıl yaşandığını sormak gerekiyor. 

Para politikası, üç yılı aşkın süredir izlenen ortodoks yaklaşıma uygun olarak enflasyonla mücadelede sıkı duruşunu koruyor. Zira ekonomide hâlâ Eylül 2021’de başlayıp Haziran 2023’te yönetim değişimiyle sona eren "Türkiye Ekonomi Modeli" denemesinin yarattığı tahribatla mücadele ediliyor. 

Enflasyon nasıl düştü? 

Eylül ayında manşet enflasyondaki düşüşün ana sürükleyicilerinden biri taze meyve ve sebze fiyatlarındaki gerileme oldu. TÜFE sepetinde yüksek ağırlığa sahip gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki bu olumlu seyir manşeti doğrudan aşağı çekse de, gıda enflasyonu geçmişte o kadar yüksek seviyelere ulaştı ki, söz konusu gerileme dar ve sabit gelirliler tarafından henüz hissedilemiyor bile. 

Diğer kalemlere bakıldığında ise Eylül’de beklendiği üzere eğitim ile giyim ve ayakkabı grubunda fiyat artışları yaşandı. Eğitim enflasyonunda yüzde 14’lük bir yükseliş ortaya çıktı. Kira enflasyonundaki katılık devam ederken ulaştırma enflasyonu da manşetin üzerinde seyretti. Mal enflasyonu kur istikrarının etkisiyle bir miktar gerilese de hizmet enflasyonundaki direnç ve sorunlar varlığını koruyor. 

Öte yandan, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin etkisiyle akaryakıt fiyatlarında Eylül ayında yüzde 11-12 civarında artış kaydedildi. İç talep oldukça yavaşladığından girdi zamlarının tamamının henüz tüketici fiyatlarına yansıtılamadığı görülüyor.  

Fon krizinin de enflasyona etkisi oldu

Fon krizine bağlı talep kısıtlamaları ve servet etkisinin azalması dezenflasyon sürecini destekleyen ana unsurlar oldu. Fon krizinde ekonomi adeta dondu.  

Yaşanan finansal dalgalanmalar ve fon piyasasındaki sorunlar yatırımcı davranışlarını değiştirirken, varlıklarında kayıp yaşayan ya da likiditesini korumak isteyen kesimin harcamalarını ertelemesi iç talebi zayıflatıyor. Talep zayıfladıkça firmaların fiyat artırma gücü de azalıyor. 

Dolayısıyla bugün enflasyonun yavaşlamasında yalnızca para politikasının sıkılığı değil, ekonomideki talep koşullarının da etkisi var. Kalıcı dezenflasyon, talebi aşırı baskılamadan fiyatlama davranışları ve beklentiler olumlu değiştiği zaman gerçekleşir. Aksi halde enflasyon düşer ama ekonomi de yorulur. 

Faiz indiriminin önü açıldı mı? 

Enflasyon ile Merkez Bankası’nın ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti arasındaki farkın 7,27 puana ulaşması, oldukça güçlü bir pozitif reel faize işaret ediyor. Bu durum, TCMB’nin önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine gideceği beklentisini güçlendiriyor.  

Ancak burada yalnızca mevcut enflasyon oranına bakmak yeterli değil. Enflasyonun yüzde 75,45’ten yüzde 29,73’e gerilemiş olması önemli bir kazanım olsa da dezenflasyon sürecinin kalıcılığı henüz tartışma konusu. 

Bugünkü enflasyon oranı kadar önümüzdeki aylara ilişkin beklentiler de kritik. Özellikle finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaların ardından erken bir faiz indirimi, döviz talebini yeniden artırabilir ve henüz tam olarak çıpalanmamış enflasyon beklentilerini bozabilir.  

O nedenle faiz indirimi kararı yalnızca "Enflasyon düştü mü?" sorusuna göre verilmemeli. Daha önemli soru şu: Enflasyonun düşüşü kalıcı mı, yoksa ekonomideki talep........

© T24