KKTC’de yeni nesil siyaset; Ankara’ya baş eğmeyen ama kavga da etmeyen
BM Genel Sekreteri Antonio Guiterres aralık ayında görev süresi dolmadan Kıbrıs sorununu çözmek için son bir girişimde bulunmak istiyor. Genel sekreterin özel temsilcisi Maria Holguin’in bu ay başında adada yaptığı temaslar sonrasında BM’nin kafasındaki planın kabaca bazı ayrıntıları Rum basını sayesinde ortalığa döküldü.
Kıbrıs’ta barış görüşmelerinin 2017’den sonra tekrar başlaması ihtimâlinin Türkiye’de kamuoyunu heyecanlandırmayacağının farkındayım.
Ada’nın kuzeyinde heyecan düşük
İlginç olan, diplomatik hareketlenmenin yıllardır izolasyon altında yaşayan, çözüme en fazla ihtiyaç duyan Kuzey Kıbrıs’ta da heyecan yaratmamış olması.
Daha da ilginci, genelde çözüm için barış görüşmelerinden yana olan merkez solda yer alan liderlerin de son derece temkinli bir duruş içinde olmaları.
KKTC’de yeni nesil siyasetçilerin, geçmiş tecrübelerden alınan dersler ışığında; gerek Ankara gerekse uluslararası toplumla ilişkilerde diplomatik taktikleri elden bırakmadan akılcı ve pragmatik bir konumlanma içine girdiklerini söylemek mümkün.
Bu söylediğimin altını doldurmam gerek.
Önce, KKTC’nin görevinde 200 günü geride bırakan yeni cumhurbaşkanından başlayayım.
KKTC’nin galeyana gelmeyen genç lideri
Tufan Erhürman, lideri olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) yanı sıra Toplumcu Demokrasi Partisi’nin (TDP) de desteğiyle, geçen ekimde 53 yaşında cumhurbaşkanı seçildi.
Çözüm konusunda Ankara ile farklı çizgide dursa da Türkiye ile kavga etmeyeceği mesajını inandırıcı şekilde vermesi, rakibine karşı seçimi açık ara kazanmasını sağladı.
Çözüm yanlısı-federasyoncu olarak bilinen muhalefetin ortak adayının karşısında iki devletli çözümü savunan, Ankara’nın “tam saha pres” desteklediği Ersin Tatar vardı.
Bir önceki seçimlerde, iki sol partinin desteklediği Mustafa Akıncı MİT tarafından tehdit edilmiş; Ankara’nın olağanüstü müdahaleleriyle Ersin Tatar üç buçuk puan farkla seçilmişti.
Bu ciddi travmanın gölgesinde yapılan seçimlerde, Erhürman’ın Ankara’yla “kavga etmeme stratejisi” cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturana kadar izlediği geçici bir taktik olabilirdi.
Bir Kıbrıslı meslektaşın ifadesiyle, “kendi yol arkadaşı Abdullah Gül’e bile aday olmaması için ağır baskı yapan; bahçesine neredeyse asker indiren bir liderliğin” aslında istese Erhürman’ı seçtirmeyebileceği elbet........
