Değişen Türkiye'ye bir bakış denemesi: Son günlerin değişik kararları, yeni olayları
Son günlerde başıma gelmeyen şey pek kalmadı. Birçok açıdan... Öncelikle ciddi bir hastalık geçirdim ve birkaç doktor ziyaret ettim. Ama doğrusu bunu en yakınlarım ve aile içi dışında kimselere açmadım. Öte yandan, ülkemizde olup bitenlerin artık kolay kolay tahammül edilemez düzeye ulaştığı da sanırım bir gerçek...
Gelin birlikte şu olup bitenlere bir göz atmayı deneyelim. Ve bunu önce başlıca gazetelerimiz aracılığıyla yapalım. Artık herkes gazete okumuyor ama bizim eve uzun, çok uzun yıllar boyunca giren üç gazete var: HÜRRİYET, CUMHURİYET ve SÖZCÜ. Doğrusu gerisine ihtiyaç duymuyoruz, hepsinin tiryakileri olsa da... Üstüne üstlük bendeniz, malum, uzun yıllardır T24 yazarı olup birçok kalemle birlikte ülkemiz, halkımız, siyasetimiz veya sanatımız üzerine yazıp çiziyoruz. Bakalım tüm bunlar ne denli sürecek, hep birlikte göreceğiz.
Önce CUMHURİYET diyelim. Ülkenin en eski gazetesi; benim 27 yıl boyu emek verdiğim, ancak vaktiyle anılarımda anlattığım biçimde çıkıp gittiğim o sevgili gazetem... Orada Emre Kongar’dan Mine Esen’e, Barış Terkoğlu’ndan Örsan Öymen’e, Orhan Bursalı’dan Mehmet Ali Güller’e, Özdemir İnce’den Üstün Dökmen’e, Zeynep Oral’dan Jale Özgentürk’e veya Nilgün Cerrahoğlu’na birçok yazarı her gün keyifle okuduğum... Keyif denince ayrıca ise Müjdat Gezen’in mizahına yer verdiğim o eski yuvam... Hafta sonlarıysa Işıl Özgentürk ve Mine Kırıkkanat’ın sütunlarını hiç kaçırmadığım...
Zaman zaman kimi çok küçük şeylere kızdığım olur ama CUMHURİYET aslında hep oradadır,........
