İranlı yönetmen Mohsen Rabiei: Tahran, Gazze gibi oldu, şimdi mutluluk zamanı değil
İran, 47 yıllık teokratik uykusundan suikastlar ve hava saldırılarıyla uyanırken, sürgündeki sanatçılar için trajedi çok katmanlı. Bir yanda ailelerinin ve ülkelerinin güvenliği, diğer yanda Batı’nın "oryantalist" beklentileri. Mohsen Rabiei, 2015 yılında mezhepsel sansür nedeniyle Türkiye’ye sığınarak burada üretimlerde bulunmaya başladı. Rabiei, bugünlerde ise savaş altındaki ülkesini kaygıyla izleyen bir tanık. İranlı yönetmen ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide kuşatma altındaki İran’ı, sokaklarındaki dansları ve dünya festivallerindeki siyasi film dayatmalarını konuştuk.
Siz en son ne zaman haber aldınız ailenizden?
Dün haber aldım, bugün alamadım. Çok yakınlarında bir saldırı oldu.
Çok üzüldüm. Umarım sorun olmaz ve en kısa zamanda iyi haberler alırsınız.
Teşekkürler.
Siz “Gece ile Koşmak” filminizden sonra Türkiye’ye gelmek zorunda kaldınız. Filminizin rejim tarafından sakıncalı bulunmasının temel sebebi neydi, hikayenizde kimi rahatsız ettiniz?
Evet. Benim filmimi yasakladılar. Filmimde Sünni bir erkek Şii bir kadına âşık oluyor. Resmi makamlar “Sünni ve Şii evlenemez” dedi. Çünkü İran’da farklı mezheplerin birbirleri ile evlenmeleri yasak. Ben de bunu anlamlı bulmadım. Aşk ortak bir dil. Aşkta nerede yaşadığınız, hangi dine ya da kültüre mensup olduğunuz fark etmez. Çok para harcadığım, çekmek için ev sattığım bir filmdi. Mali olarak çok zarar ettim. Mektup yazıp “Neden bunu yaptınız?” diye sorduk. “Sen çok konuşuyorsun” dediler. “Bu kadar konu varken neden bu konuda film çektin, derdin ne?” diye sordular. Bir de filmde siyahi bir erkek vardı. Bunu da değiştirmemi söylediler. İran'da bir slogan var: “Eğer bu şekilde yaşayamıyorsanız, nereye istiyorsanız gidin. Bu ülkeyi bırakın” diye. Biz de “Tamam; bu şekilde yaşamıyoruz. İş yapamıyoruz” dedik ve gittik. Buradayız.
Sosyal medyada ara ara 70’li yılların Tahran’ınından mini etekli kadınların olduğu fotoğraflar paylaşılıyor. Bu fotoğraflar seküler Şah döneminin sınıfsal iltimaslarını, muhalefete olan baskısını örtbas eden bir duruma hizmet mi ediyor? Bunların sürekli paylaşılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ben bunları tam görmedim ama sadece o şekilde elbise giymek ile bence özgürlük mesajı veriyorlar. Eskiden evet, Şah zamanında herkes Türkiye’dekiler gibiydi. Bilmiyorum bu şekilde belki reklam yapıyorlar gençlere: “Bakın hükümeti değiştiriyoruz, bu devlet gidiyor. Biz yine bu şekilde giyiyoruz, bu şekilde mutlu oluyoruz” diyorlar.
Mohsen Rabiei
Bu reklamları kim yapıyor sizce?
İran'da şu an maalesef Şah’ı seven insanlar var bir de molla seven insanlar var. Mollalar, Şah’ı seven insanlara o kadar baskı yaptı ki. Bazen görüyorum, mesela Kanada’da 200 bin kişi sokakta bir gösteri yapıyorlar. Mollalara küfrediyorlar. Anlamadım neden küfrediyorsunuz? Mesela “Biz Mollaları istemiyoruz” diyebilirler. Çok güzel, klas ve medeni konuşarak bunu söyleyebilirler. Bu şekilde konuşmaları kötü. Bizim bütün yönetmenlerimiz yurt dışında yaşıyorlar. Oyuncuların bazılarını yasakladılar, yüzde 90 şarkıcımız Kaliforniya’da yaşıyor. Şimdi düşünün dolar 44 TL, yarın kalkıyorsun dolar 200 TL.
İran’da ekmek şu anda ne kadar?
Ekmek 200 bin tümen, yani 120 TL. Bizim derdimiz ekonomi, bizim derdimiz kültür.
"Festivallerde siyaset yoksa ödül de yok"
İran sineması dünyada çok saygın bir yerde, ancak siz festivalleri ve ödül mekanizmalarını sert eleştiriyorsunuz…
İranlı bir yönetmen olarak bir festivale gidiyorum, festival benim filmimi göstermek istiyor ama bana “Sen İranlısın siyasi film çek, biz buna ödül veriyoruz” diyorlar. İstanbul’da bir festivalde Fransız dağıtımcı bana böyle dedi. Ben de “Ben güzel filmler çekiyorum neden hep bu şekilde oluyor?” diye sordum. Hatta Türkler de güzel filmler çekiyor, ödül almıyor. Film köylerde geçiyorsa, biraz siyasi ise ödül alıyor. Neden bunu yaptınız? Neden bu şekilde?
Bir filmin sanatsal kalitesi yerine sadece “siyasi mesajı” için ödüllendirilmesi sinemaya zarar veriyor diyorsunuz?
Norveç’te, Hollywood’da ya da İngiltere’de film çekiyorlar, güzel bir film ise ödül alıyor. Biz güzel bir film çekiyoruz, kimse ödül vermiyor. Neden? “Sen İranlısın, bizim beklentimiz bu filmler değil” deniyor. “Bizim beklentimiz köyler ya da siyasi ya da Mollalara küfretmek ya da başörtüsü” diyorlar. Oysa derdimiz “Bu etek giydi ya da o Şah’ı istiyor” değil. İnsan gibi yaşamak derdimiz.
“Tahran, Gazze gibi oldu”
Hamaney suikastı sonrası Tahran sokaklarında hem büyük bir korku hem de bazı kesimlerde kutlamalar oldu. Siz nasıl yorumluyorsunuz?
Biliyorsunuz, İran’da 47 yıl önce bir inkılap oldu. Şah gitti, mollalar geldi. Doğru mu? Şimdiye kadar kaç kişiyi öldürdüler biliyor musunuz? Bence 1 milyon. Neden öldürdüler onları? Mesela adam dedi ki, “Neden ekmek bu kadar pahalı?” Onu öldürdüler. 1 ay önce 32 bin genç insanı öldürdüler. 17 yaşında kızları, 16 yaşında erkekleri öldürdüler. Onlar hiçbir şey bilmiyor, onlar çocuk. Bilgisayar istedi, babası da “Benim param yok, ekonomi kötü” dedi, bunun üzerine çocuk dışarıda bir şey söyledi. Onu öldürdüler. Sonra bakıyorsun bir kişi bunları öldürüyor ve sonra kendi bu şekilde ölüyor. Sen ne hissediyorsun, ne düşünüyorsun? Mutlu oluyorsun ya da üzgün oluyorsun mü? Bende hiçbir hissi yok. Her zaman dediğim gibi derdimiz molla ya da Şah değil, ben o iyi, o kötü demiyorum. Ben insan gibi yaşamak iyi diyorum. Sabah kalkıyorum gidiyorum güzel bir şey yapıyorum. İnsanlarla güzel konuşuyorum, güzel film çekiyorum, film içinde de güzel bir mesaj var. Herkes mutlu, herkes saygı çerçevesinde yaşamalı. Allah'ı seviyoruz ama Tahran, Gazze gibi oldu.
“Bu şekilde giderse İran biter”
Bundan sonrası ne olabilir siz ne düşünüyorsunuz? Bir sanatçı olarak soruyorum tabii ki...
Trump bana göre deli. Geliyor ve beni kurtarıyor. Bu çok saçma bir düşünce. Bana göre her şey yanlış gidiyor. Bilmiyorum eğer bu şekilde devam ederse bence İran bitiyor. Irak, Suriye gibi oluyor. Çünkü küçük bir ülke değil. Herkes birbirine vuruyor, herkes bir şey istiyor. Suriye kaç yıldır hâlâ ülke olmadı. Irak, Afganistan bunlar 20 yıldır hala ülke olamadı.
İran'daki başörtü meselesi aslında bir yaşam tarzı savunusu olarak yükseldi. Dışarıdaki monarşi yanlıları mesela Şah ailesi, bu durumu eskiye dönüş için kullanmaya çalışıyor. Peki sizce İran toplumu saldırılar sona erdikten sonra şu anki mevcut yönetimden diğerine dönmek gibi bir şeyi tercih edebilir mi?
O zaman ben yoktum. Şah zamanında bence İranlılar güzel yaşadı. Para, petrol vardı. Herkeste araba, ev her şey vardı. Bu yüzden İranlılar bunu sevmediler galiba: “Çok mutlu yaşıyoruz ya bu çok kötü, bir şeyler yapmak lazım” dediler sonra bunu yaptılar.
Şah döneminde biliyorsunuz belki para vardı ama da bir sürü hukuksuzluk vardı. Belli bir kesim tarafından sınıfsal ayrıcalıklar kullanılıyordu…
Ben o dönemi çok bilmiyorum. Eskiden insanlar mağarada yaşıyorlardı, şimdi rezidansta yaşıyorlar.
“Yüzde 75’i Şah’ı, yüzde 25’i mollaları seviyor”
İran toplumu iki farklı yönetim sistemini deneyimledi şimdi ne diyecekler acaba?
Bence yüzde 75 Şah’ı seviyor, yüzde 25’i bunları seviyor. Şah gelmezse daha kötü olur.
Hamaney'in suikastını az önce sordum ama çok geniş bir yanıt verdiniz. Ne hissettiniz?
Hiçbir şey yok bence. Benim için İran önemli. Burada insanlar saat 9’u 5 geçe Atatürk için ayakta bekliyor. Bu o kadar beni etkiliyor ki şimdi de konuşurken tüylerim diken diken oluyor. İstiyorum ki bizde de Atatürk gibi bir kişi varsa biz bu şekilde saygı gösterelim.
Tahran sokaklarında dans edenleri gördüğünüzde ne hissettiniz?
Asla uygun değil. Bence bir çocuk oyunu gibi. İran'a uçaklar geliyor, bombalıyor ve insanlar ölüyor sonra dans ediyorsunuz. Anlamıyorum, şimdi mutluluk zamanı değil.
