Adalet saraylarında "illüzyon" dönemi: Müstemir yetki ve İBB davası
Diğer
Konuk Yazar
12 Ocak 2026
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
Hayatımıza son zamanlarda giren, şimdiye dek pek alışkın olmadığımız bir terim var: "Müstemir yetki."
Hukuk, kelimeler üzerine kuruludur. Ancak bazen bir kelime, gerçek anlamının tam tersi bir amaca hizmet eder hale gelir. Adalet Bakanlığı’nın sözlüğüne göre "müstemir"; sürekli, kesintisiz ve düzenli demektir. Ancak son yıllarda Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) eliyle uygulanan "Müstemir Yetki Kararnameleri", adalette sürekliliği değil, tam aksine "adrese teslim müdahaleleri" çağrıştırıyor.
HSK’nun son yıllarda bu kelimeyi bir "joker kartı" gibi kullanması, hukuk dünyasında kaşların havaya kalkmasına neden oldu.
Verdikleri kararlardan dolayı “müstemir yetkisi” değiştirilen hâkimlerin varlığı nedeniyle, yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı ve doğal hâkim ilkesi bağlamında kamuoyunda haklı şüpheler oluştuğunu hatırlayalım. Bunun son örneklerinden birisi de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasıdır.
Peki, nedir bu "müstemir yetki" fırtınası?
Gelin, bu karmaşayı bir "Gemi Kaptanlığı" benzetmesiyle çözmeye çalışalım.
Normalde hukuk denizinde bir geminin (mahkemenin) rotası ve kaptanı (hâkimi) bellidir. Eğer geminin yükü çok arttıysa ve gemi artık bu yükü taşıyamıyorsa, devlet yeni bir gemi inşa eder ve adını koyar: "42 No’lu Gemi" der mesela. Bu yeni geminin kaptanı da, mürettebatı da bellidir.
Ancak son dönemde HSK, hukuk denizinde yeni gemi yapmak yerine ilginç bir yönteme başvuruyor: Mevcut geminin içine, "Yedek Kaptan Köşkü" inşa etmek!
İşte tam burada 105’i tutuklu, 402 kişinin yargılandığı İBB davası sahneye çıkıyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (bizim gemimiz) dava açılıyor, motorlar........
