menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye yüzyılı maarif modeli sosyoloji dersi örneği incelemesi

32 0
29.05.2026

Millî Eğitim Bakanlığı'nın Türkiye yüzyılı maarif modeli adı altında 2023-2027 eğitim ve öğretim yılından itibaren kademeli olarak uygulanacak olan sosyoloji dersi öğretim programına ilişkin olarak 24 Mart 2026 tarihli yazıda yer alan içeriği bu yazıda ele almaya çalışacağım.  Bakanlığın ‘İslam Bilim Tarihi’, ‘Astronomi ve Uzak Bilimleri’, ‘Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi’, ‘Demokrasi ve İnsan Hakları’, ‘İklim, Çevre ve Yenilikçi Çözümler’, ‘Mantık’, ‘Psikoloji’, ‘Sosyoloji’, ‘Matematik Uygulamaları (I-II)’, ‘Sosyal Bilim Çalışmaları (I-II-III)’, ‘Temel Düzey Matematik’ ve ‘Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi’ derslerine ilişkin olarak düzenlemeler yaptığını bu vesileyle eklemiş olayım. Burada kendi alanım sosyoloji üzerinden hazırlanan içerik ile ilgili düşüncelerimi paylaşacağım.

Sosyoloji; toplumun yapısını, onu oluşturan kurumları ve bu kurumlar arasındaki ilişkileri, kültürel örüntüleri ve toplumsal değişim süreçlerini inceleyen bir sosyal bilim dalıdır. Bu disiplin, bireysel deneyimleri tarihsel süreçler ve toplumsal bağlamı içinde ele alır; görünüşte kişisel olan sorunların (işsizlik, yoksulluk, göç vb.) ardındaki toplumsal dinamikleri, güç ilişkilerini ve kültürel yapıları ortaya çıkarır. Böylece, özel olanda genel olanı, benzerlikler içinde farklılıkları görmeyi mümkün kılarProgramda medeniyet, modernleşme, oryantalizm, İslam karşıtlığı gibi sosyolojiye ilişkin anahtar kavramlara özel önem verilmiştir. Bu kavramlar, öğrencilerin günümüz sosyolojik meselelerini tarihsel boyutlarıyla kavramalarına ve bu konularda bilinç geliştirmelerine katkı sağlar. Klasik sosyolojide hâkim olan pozitivist yöntem ve tarih anlayışının yerine programda sosyal gerçekliğin zamana ve zemine göre farklı olduğunu kabul eden anlama duyarlı yorumlayıcı yaklaşımlar benimsenmiştir. Böylece öğrenciler, kültürel farklılıklara saygılı ve toplumsal aktörlerin kendi hayatlarına yüklediği anlamlara duyarlı bir bakış açısı kazanmaya yönlendirilir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni esas alınarak hazırlanmış olan Sosyoloji Dersi Öğretim Programı; bilgi aktarımına dayalı klasik eğitim modellerinden ayrılarak öğrencilerin toplumsal olgu ve sorunları tarihsel ve sosyolojik bağlamlarıyla analiz etmelerini, özgül koşullar içinde değerlendirmelerini sağlayan anlamlandırma süreçlerini ön plana çıkarır. Bu yaklaşım, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeye odaklanır. Programın temel amacı; öğrencilerin toplumsal olaylara ilişkin farkındalıklarını artırmak, onları aktif, sorgulayıcı, eleştirel ve çözüm odaklı bireyler olarak yetiştirmektir. Bu hedef doğrultusunda öğrenme-öğretme süreçleri öğrenci merkezli, yaşantısal öğrenmeye dayalı ve sorgulamayı teşvik eden bir anlayışla kurgulanmıştır” (s.4).

Siyah olarak işaretlediğim yerlerin son derece dikkat çekici olduğunu belirtmeliyim. Öncelikle sosyolojiye ilişkin anahtar kavramlar olarak medeniyet, modernleşme, oryantalizm ve İslam karşıtlığı kavramlarının seçilmiş olması daha en başından hazırlanan programın belirli bir angajman doğrultusunda ortaya konulduğunu göstermektedir. Öteki kavramın üzerinden İslam karşıtlığına bir geçiş yapılabilirdi öte yandan son dönemde Gazze’de yaşananlar karşısında dünyanın farklı coğrafyalarında verilen tepkilere yakından bakıldığında iktidarın belirtmiş olduğu bir İslam karşıtlığı durumunun söz konusu olmadığı da söylenebilir. Ancak asıl mesele anahtar kavramlar olarak neyi seçtiğiniz kadar neleri dışarıda bırakmakta oluşunuzdur. Buradaki ikinci siyahla işaretli yerde klasik sosyolojideki pozitivist paradigmanın karşısında hermeneutik dediğimiz yorumsamacı paradigmanın benimseneceği iddiası dikkat çekici. Sosyoloji alanında hangi görüşten gelirse gelsin biraz alana ilişkin fikir sahibi olan bütün sosyologlar bu noktada farklı bakış açıları üzerinden var olan duruma ilişkin yaklaşımlar geliştirilebileceğini ve bunun hangisini kullanırsanız kullanın sosyoloji denilen alanın rahatsız edici olacağını söyleyecektir ki Zygmunt Bauman bunu şu şekilde ifade etmektedir: “Alışkanlıkların ve karşılıklı olarak birbirlerini pekiştiren inançların hükmü altındaki bu bildik dünya ile karşılaştığında, sosyoloji, herkesin işine burnunu sokan ve sıklıkla sinir bozucu bir yabancı gibi davranır. Sosyoloji ‘sakinler’ arasında kimsenin, bırakın yanıtlanmayı sorulduğunda bile hatırlamadığı sorular sorarak rahat ve sesiz hayat tarzını bozar. Bu gibi sorular belli olan şeyleri bulmacaya dönüştürür; bildik olanı bilmedikleştirir. 

Türkiye’de uzun zamandır üniversitelerde devam eden alışkanlığın bu kez maarif modeli adı altında orta öğretim programlarına da sirayet ettiğini görüyoruz. Öğrenme çıktıları, hedefler, esaslar ve nihai noktada her şeyin ölçümlenebilmesi üzerinden yürütülen bir anlayışın dolaşıma sokulması. Bu noktada şu ifadeleri dikkatinize sunuyorum. “Sonuç olarak Sosyoloji Dersi Öğretim Programı; Türkiye’nin tarihsel ve kültürel gerçekliklerine duyarlı, çağdaş eğitim ilkeleriyle uyumlu, öğrenciyi aktif öğrenen ve sorgulayan bireyler olarak yetiştirmeyi hedefleyen bütüncül bir yapıya sahiptir. Program, öğrencilere hem yerel-toplumsal hem de küresel olguları analiz etme ve anlamlandırma becerisi kazandıracak güçlü bir akademik ve pedagojik altyapı sunmaktadır. Böylece sosyolojik bilinç ve yetkinliklerle donatılmış bireyler yetiştirilerek toplumsal gelişime katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesinde ifade edilen ’’Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları’’ ve ’Temel İlkeleri’’ esas alınarak hazırlanan programla öğrencilerin 1. Sosyolojik kavram ve olguları günlük yaşamdan örneklerle açıklamaları,

Sosyal bilimler ve sosyoloji terminolojisini kullanarak toplumsal meseleleri sözlü ve yazılı olarak ifade edebilmeleri, Toplumsal olgu ve sorunları sosyolojik perspektifle analiz etme ve değerlendirme becerisi kazanmaları, Bilimsel, sistematik ve kanıta dayalı düşünme yetisi geliştirmeleri, Temel sosyoloji kuramlarını tartışmalarda etkin biçimde kullanabilmeleri, Edebiyat, sinema, görsel sanatlar gibi kültürel ürünleri sosyolojik açıdan çözümleyebilmeleri, Hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne, etik ilkelere uygun, farklı görüşlere saygılı sosyolojik tartışmalar yapabilmeleri, İnsan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı bir bilinç geliştirmeleri, Disiplinler arası bağlantılar kurarak sentezleyici sosyolojik düşünceler ortaya koyabilmeleri, Analitik ve eleştirel sosyolojik bakış açısı edinerek bunu yaşam boyu sürdürebilmeleri amaçlanmaktadır” (s.5).

Akademide son yirmi beş yıldır düzenli olarak farklı birimlerde derslere girdim ve ne yazık ki son on yıldır öğrencilerin kendilerini ifade edebilme düzeylerinin giderek azaldığına şahit oluyorum. Bunda hiç şüphesiz üniversite aşamasına gelen öğrencilerin ilkokuldan başlayarak lise son sınıfa kadar geçen on iki yıl içerisinde almış oldukları eğitimin kalitesinin müthiş azalmasının büyük etkisi bulunuyor. Şimdi Millî Eğitim Bakanlığımız bizlere ortaöğretim düzeyindeki gençlerimizin ikinci maddede olduğu gibi kendilerini yazılı olarak ifade edebilmelerinden bahsediyor. Ne yazık ki bu durum için çok daha köklü yapılması gereken işlerimizin olduğunun altını çizmek zorundayım. Altıncı maddedeki kültürel ürünleri sosyolojik açıdan çözümleyebilme maddesinin ise son derece iddialı olduğunu söylemek zorundayım çünkü toplam yetmiş iki saatlik (haftada iki saat süresince) eğitim süresi boyunca bütün bunları başarabilmenin mümkün olabileceğini düşünmek hiç inandırıcı gelmiyor.

Sayfa altıdan itibaren bu programın uygulanabilmesine ilişkin esaslara yer veriliyor ki burada sürekli olarak -meli, -malı ifadeleri üzerinden yürüyen bir anlayış ile karşı karşıya kalıyoruz. Sayfa yedide öğrenme kanıtları (ölçme ve değerlendirme) kısmında öğretmenlerden beklenenler ile eldeki durum arasındaki uçuruma ilişkin söylenmesi gereken çok ama çok fazla şey var ki işte bunlardan bir tanesini örnek olarak buraya aynen alıyorum: Performans görevleri, öğrenme sürecine odaklanan değerlendirme yaklaşımları için uygundur. Öğrencilere günlük yaşamla ilişkilendirilebilecek, özgün ve anlamlı araştırma ya da uygulama görevleri verilmeli; elde edilen çıktılar üzerinden yapılandırılmış geri bildirim sağlanmalıdır. Bu yaklaşım, öğrencilerin eleştirel düşünme, yorumlama, ilişkilendirme ve çözüm üretme becerilerini geliştirmeye katkı sunar. Programda her ünitede okul içi ve okul dışı öğrenme ortamlarını da kapsayacak şekilde planlanan performans görevlerine yer verilmiştir. Bu görevlerin çıktıları arasında rapor hazırlama, sunum yapma, akademik ya da yansıtıcı metin yazma gibi ürünler yer alabilir. Bu ürünlerin değerlendirilmesi sürecinde kullanılacak ölçütler; ilgili........

© T24