MEB Bakanı olsaydım yapmak istediğim ilk üç şey: Bir Akademisyenin Hayal Günlüğü
Bazen gece geç saatlerde, bir yığın öğrenci ödevi ya da ders kitabının üzerinde çalışırken kendimi şu soruyu sorarken buluyorum: Eğer bir sabah uyansam ve Millî Eğitim Bakanı olsaydım, ilk iş günümde masama oturur oturmaz ne yapardım?
Şimdi size, bir akademisyen gözüyle, hayal ettiğim üç dönüşümü anlatmak istiyorum. Bunlar çok pahalı değil. Sihirli değil. Ama sonuçları nesiller boyu hissedilecek.
1. Bir Günde Öğretebileceğimiz Ama Öğretmediğimiz Beceri: On Parmak Yazma
"Amerikalılar yazarken ben izliyordum — utanarak"
Yıllar önce Amerika'da doktora yaparken aklıma kazınan bir sahne var: Yanımdaki öğrenci, klavyeye bakmadan, on parmağıyla, benim iki parmakla takıldığımdan on - on beş kat hızlı yazıyordu. Ben bilgisayar başında saatler harcıyordum ama bu basit beceriden yoksundum.
Bu bir küçük ayrıntı gibi görünebilir. Ama değil. Ömür boyu süren, her gün yaşanan, milyonlarca saatlik bir zaman kaybı bu.
Türkiye'de ilköğretim 5. sınıftan itibaren, haftada sadece bir ders saati, on iki haftalık bir "On Parmak Klavye Modülü" başlatırdım. Maliyeti? Neredeyse sıfır — çoğu okul zaten bilgisayar sınıfına sahip. Ücretsiz yazılımlar mevcut. Öğretmen eğitimi tek bir günlük çevrimiçi kursla verilebilir.
Bu beceriyi kazanan bir öğrenci; üniversiteye girdiğinde, iş hayatında, hatta günlük mesajlaşmada bile farklı bir hızda hareket eder. Düşünün: Türkiye genelinde 15 milyon ilköğretim öğrencisi. Ortalama yaşam boyu kazanımı? Binlerce saat.
"Bir günde bir ülkenin verimliliğini artırabiliriz."
2. Yıllarca Öğrettiğimiz Ama Yanlış Olan Bilgiler: Kötü Bilim Temizliği
"Bilim sanıyorduk, efsaneydi"
Şunu size sormak istiyorum: Çocukluğunuzda ders kitabından öğrendiğiniz ama sonradan yanlış olduğunu anladığınız kaç bilgi var? Şimdiye kadar bunu........
