menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekranda Vatansever, Hesapta Görünmeyen El

24 0
07.08.2026

Bu yazıda; HASBARA’nın görünmeyen yüzleri, satın alınan X paylaşımları, atılan gazete manşetleri, ekranın popüler ukala yüzlerini ve dijital çağın bal tuzaklarını göreceksiniz!

Gazeteciler, ekran yüzleri, sosyal medya fenomenleri, YouTuberlar, medya şirketleri ve yardım kuruluşları hakkında peş peşe açılan soruşturmalar; yalnızca birkaç kişinin hesabını değil, Türkiye’de kanaatin, zihinlerin ve halkın beklentilerinin nasıl finanse edildiğini ve satın alındığını tartışacağız.

Son Günlerde Açılan Dosyalar Neyi Gösteriyor?

Son aylarda Türkiye’nin gündemine peş peşe aynı karanlık koridoru hatırlatan dosyalar düşüyor. Gazeteciler gözaltına alınıyor; televizyon ekranlarının tanınmış yüzleri, sosyal medya fenomenleri, YouTuberlar, medya şirketleri ve yardım kuruluşları hakkında mali soruşturmalar yürütülüyor. Bazı dosyalarda MASAK raporları, yasa dışı bahis bağlantıları, kripto varlık hareketleri, üçüncü kişiler üzerinden yapılan transferler ve ekonomik profille açıklanamadığı ileri sürülen işlem hacimleri tartışılıyor.

Bunların hiçbiri tek başına suçluluğun kesinleştiği anlamına gelmez. Gözaltı, tutuklama, iddianame veya şüpheli işlem bildirimi; mahkûmiyet hükmü değildir. Fakat birbirinden bağımsız görünen dosyaların önümüze bıraktığı ortak soru da görmezden gelinemez:

Türkiye’de gazetecilik, ekran görünürlüğü, dijital şöhret ve yardım faaliyeti üzerinden nasıl bir para ve nüfuz ağı kuruluyor?

Bu para hareketlerinin ne kadarı olağan ticari kazançtır? Ne kadarı vergi kaçırma, yasa dışı bahis, kişisel zenginleşme veya kara para aklama faaliyetidir? Ne kadarı siyasi ve toplumsal nüfuz satın almak amacıyla aktarılmaktadır? Daha da önemlisi, ne kadarı yabancı devletlerin veya onlar adına çalışan aracı yapıların yürüttüğü örtülü etki faaliyetleriyle kesişmektedir?

Bu yazı, gündeme gelen kişileri tek tek yargılamak amacıyla kaleme alınmadı. Amaç, açılan dosyaların işaret ettiği daha büyük sistemi görünür kılmaktır: Ekranların kimler tarafından finanse edildiği, milyonlarca takipçili hesapların hangi merkezler tarafından etkilenebildiği, yardım ve sivil toplum görüntüsü altında hangi mali ağların kurulabildiği ve yabancı fonların hangi ara hesaplarla maskelenebildiği…

Gördüğümüz Kişi Gerçekten O Kişi mi?

Televizyonu açıyorsunuz… Ekrandaki yorumcu İsrail’e ateş püskürüyor. Sosyal medyaya giriyorsunuz… Milyonlarca takipçisi bulunan bir fenomen, Gazze’de yaşananlara lanet okuyor. Bir YouTuber kameranın karşısında gözleri dolarak Filistin’den söz ediyor. Bir yardım kuruluşu mağdurlar adına milyonlarca lira topluyor. Bir gazeteci kendisini vatansever, milliyetçi, muhafazakâr, solcu veya antiemperyalist olarak tanıtıyor.

Peki gördüğümüz kişi gerçekten o kişi midir?

Bir yabancı istihbarat servisi Türkiye’de faaliyet gösterecekse karşımıza mutlaka İsrail bayrağı taşıyan, Netanyahu’yu öven ve niyetini ilk cümlede ele veren birini mi çıkarır? Elbette hayır. Türkiye gibi İsrail’e yönelik toplumsal tepkinin yüksek olduğu bir ülkede en kullanışlı etki elemanı, gerektiğinde İsrail’e küfreden, Gazze için gözyaşı döken; fakat kritik konularda hedef şaşırtan kişidir.

İstihbarat dünyasında en sağlam maske, düşmana benzeyen değil; hedef topluma benzeyen maskedir.

Bir etki elemanı yıllarca İsrail aleyhinde konuşabilir. Ancak kritik bir gelişmede Türkiye’nin dikkatini yanlış hedefe yönlendirebilir; İsrail açısından tehlikeli görülen bir kişi veya kurumu itibarsızlaştırabilir; Türk devletinin bölgesel ilişkilerini zehirleyebilir; millî kurumlar arasında güvensizlik üretebilir. Örtülü etki faaliyetinde belirleyici olan, kişinin gün boyunca kaç kez İsrail’e küfrettiği değil, kritik anda kimin istediği sonucu ürettiğidir.

Hasbara Artık Bir Basın Bürosu Değil

“HASBARA” kavramı çoğu zaman İsrail’in kendisini dünyaya anlatma faaliyeti olarak çevrilir. Ancak günümüzde bu alan klasik kamu diplomasisinin sınırlarını aşmıştır. Devlet kurumları, halkla ilişkiler şirketleri, sivil toplum yapıları, düşünce kuruluşları, gazeteciler, sanatçılar, influencerlar, dijital reklam ajansları ve yapay zekâ destekli hesaplar aynı etki ekosisteminin parçaları hâline gelebilmektedir.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Eylül 2025’te ülkesinin geleneksel medya ve sosyal medyada yürütülecek “etki operasyonlarına” yoğun biçimde yatırım yapması gerektiğini açıkça söyledi. ABD Adalet Bakanlığının Yabancı Ajanlar Kayıt Sistemi’ne sunulan sözleşmelerde ise İsrail Dışişleri Bakanlığı adına influencer kullanımının etkinliğinin test edilmesi ve sosyal medya içerik ortaklıkları kurulması gibi faaliyetler yer aldı.

HASBARA ile MOSSAD aynı şey değildir.

HASBARA kamu diplomasisi ve stratejik iletişim alanını ifade eder; MOSSAD ise dış istihbarat servisidir. Bununla birlikte, kamu diplomasisi, özel şirketler ve örtülü etki faaliyetleri aynı bilgi ortamında birbirine temas edebilir. Analiz, kavramları eşitlemeden bu kesişim noktalarını araştırmalıdır.

Demek ki karşımızda tesadüfen paylaşım yapan birkaç gönüllüden ibaret bir dünya yoktur. Karşımızda bütçesi bulunan, hedef kitlesi belirlenen, profesyonel şirketlerle çalışan, içerik hazırlatan, influencerlara ulaşan ve algoritmaları kullanan kurumsal bir etki mimarisi vardır.

HASBARA bütçesi boşuna büyütülmez. Çünkü bir devlet, sahada kaybettiği itibarı yalnızca kendi sözcüleriyle geri kazanamaz. Bazen en etkili yöntem, başkasının ağzından konuşmaktır.

Bir X Paylaşımının Bedeli

Sosyal medya kullanıcısı, önüne düşen görüşün kendiliğinden oluştuğunu zanneder. Bir gazetecinin kanaati… Bir sanatçının vicdani tepkisi… Bir fenomenin kişisel düşüncesi… Oysa günümüzde siyasi kanaat de tıpkı bir telefon, otomobil veya parfüm gibi pazarlanabilmektedir.

Bir paylaşım bazen gerçekten kişinin düşüncesidir. Bazen açıkça belirtilmiş ticari reklamdır. Bazen de gerçek işvereni görünmeyen bir etki görevidir.

Ödeme doğrudan İsrail’deki bir devlet kurumundan gelmek zorunda değildir. Bir Avrupa reklam ajansı, bir Amerikan vakfı, bir diaspora kuruluşu, bir danışmanlık şirketi, uluslararası konferans organizasyonu veya üçüncü ülkedeki bir iş insanı görünür gönderici olabilir. Banka açıklamasına da “reklam”, “çeviri”, “program ücreti”, “araştırma”, “telif”, “danışmanlık” ya da “proje desteği” yazılabilir.

Sosyal medya kullanıcısı paylaşımı görür; sözleşmeyi, faturayı, banka transferini ve gerçek işvereni göremez.

Mali istihbarat açısından en kritik hata, banka ekranında görünen göndericiyi paranın gerçek........

© Stratejik Düşünce Enstitüsü