İsrail, Yahudilik-Hristiyanlık-İslam’ı “Birleştirip” “İbrahimi Din” Üretmek İstedi
İsrailoğullarına göre, Kudüs kentinin eski adı Siyon’dur. Siyonizm, 19. yüzyılın sonlarında, çeşitli ülkelerde yaşamakta olan kentsoylu Yahudilerce bir ideoloji olarak ortaya atılan ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akımdı. Zamanla kapsamı bütün İsrail topraklarını ifade edecek şekilde genişlemiştir.
19. yüzyıl sonlarında Doğu Avrupa Yahudileri içinde ortaya çıkan, ardından bütün dünya Yahudileri arasında yayılan Siyonizmin siyasî, sosyalist, kültürel, revizyonist ve dinî-mesîhî olmak üzere çeşitli açılımları ortaya çıkmıştır.
Dünya Siyonist Teşkilâtı, Thodor Herzl’in çabaları ve önderliğinde 29 Ağustos 1897’de Basel’de toplanan ilk Dünya Siyonist Kongresi ile kuruldu. Yahudiler uzun vadeli stratejiler yürütme konusunda son derece başarı bir kavimdir. Herzl’in hâtıratında bu kongreyle ilgili söyledikleri önemlidir: “Ben Basel’de Yahudi devletini tesis ettim. Bunu bugün yüksek sesle söylesem bütün dünyada bir kahkaha tufanı kopar. Fakat bundan beş sene, belki elli sene sonra muhakkak herkes bunun böyle olduğunu anlayacaktır.”
Siyonist Hristiyanlar
Siyonizmin, milliyetçi Siyonizm, dinî Siyonizm gibi farklı boyutları vardır. Ayrıca zamanla Hristiyan Siyonizmi de oluşmuştur. Hristiyan Siyonizmi, Yahudi diyasporasının “Filistin'deki anavatanına dönüşünü,” kıyamet zamanı ve Mesih'in ikinci gelişi için bir ön şart olarak destekleyen dini ve siyasi bir Hristiyan hareketidir. Bunlar, 1948'de İsrail'in kuruluşunun Eski Ahit aracılığıyla aktarılan İncil kehanetleriyle uyumlu olduğunu savunur.
“İbrahimi Din” veya Siyonizmin genişletilmesi
Suudi Arabistanlı siyaset bilimci ve Al-Watan Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Sulaiman Al-Aqili’nin “Körfez'de İbrahimî Dinler: Siyasi Normalleşme ve Dini Dönüşüm Arasında!” başlığı ile 17 Şubat 2026 tarihinde kendisine ait X hesabında yayınlanan yazısı bu güne kadar kimsenin fark etmediği çok mühim bir noktaya dikkatleri çekti.
Sulaiman Al-Aqili, İsrail’in Araplarla “normalleşme” kılıfı içinde yürüttüğü “İbrahim Anlaşmaları”nın siyasi bir anlaşma olmadığını, bunun yeni ve İsrail yapımı din üretme projesi olduğunu ortaya koyuyordu. Dünyanın her yanına dağılmış olan İsrailoğulları, 19. Yüzyılın sonlarından itibaren “Siyonizm” ideolojisi altında büyük ölçüde birleştirilmişti.
Siyonizm, 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Hristiyanların bir kısmını da etkileyerek içine aldı. Tarih boyunca Hristiyanların büyük kısmı, İsrailoğullarını, Hz. İsa’yı öldüren düşman kavim olarak görürken, Yahudiler, Siyonizm ile bu algıyı belli ölçüde değiştirdi. “Hristiyan Siyonistler diye bir kesim oluştu. Bu Hristiyan Siyonistler, İsrail’in dünyadaki en büyük destekçileri oldular. İsrail’e kayıtsız, şartsız destek vermeye başladılar.
İsrail ve küresel Yahudi çevreler, bu Hristiyan Siyonistleri maddi-manevi destekleyerek bu kesimin kolay kolay vazgeçemeyeceği bağlar ve bağlantılar kurdu. Bu bağlantıları şansa bırakmamak için de Epstein gibi pis tuzaklara çekerek aynı zamanda o kesimlerin üzerinde “tehdit ve şantaj” silahını da yedekte tuttu. Bu konuda hayli uzun süre başarılı oldular. Ama Yahudilerin dünya hakimiyeti için bunlar yetmiyordu.
Önlerindeki en büyük tehdit “İslam” ve “Müslümanlar”dı. 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde bazı Arap devletleriyle İbrahim Anlaşmaları yapılması gündeme geldi. Siyonizm, devletlerarası bir ilişki biçimi değildi. Bireysel bir projeydi. Ama o bireyler, devletlerde çok kritik görevlere getirilerek çok sayıda devleti etkisi altına alan küresel bir güç olma yolu açmıştı. İbrahim Anlaşmaları ise devletler üzerinden yürütülen bir projeydi. Anlaşıldığı kadarıyla önce Müslüman devletler bu anlaşmaları imzalayarak İsrail ile normalleşecek, böylece İsrail’in Filistin’de ve diğer İslam........
