İki kupa finali, iki farklı muamele
Geçtiğimiz günlerde İstanbul, Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki 2 numaralı kupasına ev sahipliği yaptı. Üzerinden yalnızca iki gün geçerken bir de Antalya'da Ziraat Türkiye Kupası finali izleyerek futbola doyduk. Ama iki organizasyonu yan yana koyunca ne yazık ki gözlerimiz uzaklara dalıp gitti.
Hep deriz ya 'organizasyon işini beceriyoruz' diye. Ona küçük bir revize gerekiyor. Federasyonlarımız uluslararası düzeydeki organizasyonların altından iyi kalkıyor. Mesele ulusal organizasyonlara gelince bize bir haller oluyor.
Dönelim İstanbul'daki finale... İngiliz ve Alman taraftarlar şarkılarla, bestelerle mekanları hınca hınç doldurup bize yaşamayı hatırlatarak haftaya başladı. Onları izlerken 'ne güzel, bir zamanlar biz de İstanbul'un tadını böyle çıkarabiliyorduk' demeyen bir avuç insan vardır herhalde. Güvenlik had safhada, etkinlik alanları çeşit çeşit, Türk vatandaşlarına yasak olan etkinlikler gelen yabancı taraftara serbestti. Hal böyle olunca hayran hayran izlememek de pek mümkün olmuyordu.
Freiburg taraftarı tribünlerde görsel şölen sunarken Aston Villa taraftarları ise İngiliz futbol kültüründen esintiler sundu. Maç oynandı,........
