menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duyabilene!

404 0
13.04.2026

Bir adam bir ağacın önünde durdu. Ağaçla arasında 10 adım vardı. Elindeki taşı ağaca atıp vurabilirsem, “bundan sonraki hayatım çok iyi gidecek” diye düşündü.

Yerden bir taş daha aldı. Ağaca 2 adım daha yaklaştı. Aynı dileği mırıldanarak taşı attı. Yine tutturamadı.

Adam, “Bu kader değil” diye düşündü. Yerden bir taş daha aldı. Ağaca 5 adım daha yaklaştı. Ağaçla arasında sadece 3 adım kalmıştı.

Hayatının iyi gitmeyen, acı veren, umut tüketen, bunaltan, bezdiren yanları birikmiş çoğalmıştı. Adam hayatı değişsin istiyordu.

Bana hayatı zehir eden bu şartlar doğuştan değil, benim suçum da değil diye düşündü. Eğildi yerden yeni bir taş daha aldı. Ağaca daha da yaklaştı. Ağaçla arasında sadece yarım adım kalmış, nerdeyse uzansa ağacı tutabilecekti.

Adam, “Başardım” diye bağırdı. Hayatımı çekilmez kılan bütün dertler bundan sonra bitecek diye sevindi. Eve dönerken yolda, kahvede, parkta, meydanda kime rastladıysa; erkek-kadın-genç- ihtiyar herkese; “bir taş alın, ağaca atın” ve gelecek umudunuzu yükseltin diye öğütledi. Bu “ağacı taşlayan adam” hikayesini ben uydurmadım. Bu hikâye ünlü düşünür Jean Jacques Rousseau’nun “insan doğuştan kötü değil, temelde iyi bir varlıktır,........

© Sözcü