HER ANLAMDA, DEMOKRASİ ve ADALET DE VAR MI?
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’nın her karış toprağında, insana, hayvana ve doğaya-çevreye yönelik insan şiddetinin olmaması, çocukların kanlarının, annelerin gözyaşlarının akmaması için emek ve ömür verenlerin haykırışa varan çığlıklarını gerçekten duysalardı, insan gibi algılasalardı, silah üreten fabrikalar, satan devletler ve sözde iş insanları, kaçakçılar, tetiğe veya düğmeye basan katiller, kötüler, an itibariyle dururlardı.
Herkesin eksiksiz buluşabileceği tam demokrasi ve adalet ortamında katiller ve kötüler kolay kolay yetişmez. Yetişirse, o kötüleri, erkenden tanıyacak olan iyiler, suç işlenmeden tedavi edebilirler.
Türkiye ve Dünya’da, erken tanı koyarak “iyi”leştirilmesi gerekenler de yaşıyor, çok sayıda
Keşke sadece yaşamakla kalsalar. Onlar aslında, taşı, toprağı, suyu ve havası ile bu güzelim yeryüzünü korku, kan, gözyaşı, duman ve alevler içinde görebildiğimiz cehennem haline getiriyorlar.
Güven ve adalet konusunda Dünya genelinde bir araştırma yapılsa, silahlı veya silahsız güçler dahil, her türlü yetki ile donatılmışlara, halkların güvenmediği, siyasetçiye “yalancı” gibi baktığı daha kolay görülür.
Dünya, uzun yıllar sonrasında, böyle bir araştırmaya gerek duyabilir.
Böyle bir araştırmanın çok olumsuz sonuçlarından yönetici, uzman ve yetkililerin ders alacakları konusunda kuşkuluyum.
Neden acaba kuşkularım?
Bugün aklımın ve deneyimlerimin verdiği güçle ve elbette bir dakikalık süre içinde yerin üstünü taradığımda, utanmanın, yalanın, hakaretin, tehdidin doruklara çıktığını, o yükseklerden hem yukarıları, hem aşağıları kirlettiğini görebiliyorum.
İşte böylesine bir çağda Türkiye, silahlı şiddetin son bulmasına giden yolda tarihsel bir fırsatı yakaladı.
“Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul........
