CESUR VE UMUTLU KADINLAR…
“Harıl harıl yanan bir ateş var. Kaynayan bir su var. Kadını ikinci sınıf gören, eşitsizliği ortadan kaldıramamış bir ülkede yaşıyoruz. Şiddet kazanına odun taşıyan bireyler yetiştiriyoruz. Kadına yönelik şiddet, kadının özgürleşmesi ile sonlanabilir. Kadınlar her alanda eşitlik anlayışı içinde katılımcı olmalıdır. Halk sağlığı sorunu olan şiddetin engellenmesi için siyasal partiler, gönüllü kuruluşlar (STK) iş birliği içinde çözüme katkıda bulunmalı, destek vermelidir.
Çocuklar, güvenli bir aile ortamında yetişmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışı, çocukluktan, okul öncesinden başlatılmalıdır. Suskunluğun nedenlerinden biri, kadının ekonomik açıdan güçlü olmamasıdır. Cezasızlık, şiddet suçlarının artmasının nedenleri arasındadır. Kadını ve erkeği ile mücadele vermemiz gerekiyor.”
Özet olarak paylaşmaya çalıştığım bu sözler, psikolog ve toplum gönüllüsü Ercan Başal’a ait.
Uzun sayılabilecek yıllardan beri her türlü şiddete karşı kadın-erkek birlikte ve dayanışma içinde hareket edilmesi gerektiğini seslendiriyorum. Bir söyleşide ilk kez bir erkek konuşmacının “kadın ve erkeği ile mücadele vermemiz gerekiyor” dediğine tanık oluyorum. Sadece kadına yönelik değil, tüm şiddet türlerine karşı kadın-erkek dayanışmasının, uzak olmayan bir gelecekte, Türkiye ve uluslararası düzeylerde, etkisini artıracağına ilişkin umutlarımıza güç taşıdı sevgili Ercan Başal.
24-31 Ocak 2026 tarihlerinde, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın kolaylaştırıcılığında yürütülen 33. Adalet ve........
