menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu Bataklığı

12 0
10.03.2026

Ortadoğu bataklığı ve devlet aklı: “Bir koyup üç almak mı? Zaruri olmayan savaş cinayet mi?” Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik denklemleri anlamak için bugün bu yazı deniz feneri niteliğindedir.

Özal’ın “aktif risk” anlayışı ile Atatürk ve Torumtay’ın “temkinli devlet aklı” arasındaki o ince çizgi bugünkü Ortadoğu krizine ayna tutmaktadır.

Tarih, sadece tozlu raflarda saklanan lüzumsuz kayıtlar değildir; tarih, bugün attığımız her adımın yankısıdır. Bugün yine Ortadoğu’nun o meşhur ve karanlık “bataklığı” üzerinde fırtınalar koparken, kulaklarımızda eski bir tartışmanın yankıları çınlıyor. Bir yanda “aktif olalım, masada kalalım” diyenlerin sesi, diğer yanda “maceraya yer yok, barış esastır” diyen devlet aklının vakur duruşu...

Siyasi tarihimizin en ikonik figürlerinden merhum Turgut Özal’ın 1990-1991 Körfez Savaşı sırasında dillendirdiği iddia edilen o meşhur strateji: “Bir koyup üç alacağız.” Bugün bu sözü tekrar hatırlamak, bizim için sadece bir nostalji değil, bir beka analizidir.

1990 yılıydı. Saddam Hüseyin Kuveyt’e girmiş, dünya nefesini tutmuştu. Ankara’da ise iki farklı dünya görüşü çarpışıyordu. Cumhurbaşkanı Özal, Türkiye’nin bu krizde ABD ile tam bir ittifak içinde, gerekirse Kuzey Irak’a girerek bölgesel bir güç olması gerektiğini savunuyordu. Hatta o dönem kulislerde yankılanan o ürkütücü ifadeyle: “Yanlışlıkla bir bomba da bizim tarafa düşer, biz de böylece savaşa dâhil oluruz.” Diyordu. Ancak o........

© Sonsöz